11/05/2020 | Yazar: Umut Güven

Lilith HB ile sahneleri, performansı ve drag kültürünü konuştuk: Ben sadece kendimi istediğim şekilde var ediyorum.

Normlara meydan okuyan bir isim: Lilith HB Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Covid-19 salgını dolayısıyla karantina günlerinde Kaos GL dergisinin “Queer Göç 2” dosya konulu 171. sayısı yazıları KaosGL.org okurlarıyla buluşuyor.

Çoğunlukla İstanbul sahnelerindeki performansları ve sosyal medya hesaplarından paylaştığı ilham verici imajlarıyla beni etkileyen isimlerden Lilith HB ile keyifli bir röportaj yaptık.

Kaos GL Dergi’nin bu sayısında Türkiye’de son yıllarda sayısı gün geçtikçe artan performans, eğlence alanlarını ve Drag performans sanatçısı olmanın kendisini konuştuk, Lilith HB’nin yaşamına konuk olduk.

Lilith HB kimdir, nasıl doğdu ve bizlerle tanışana kadar geçen süreç nasıldı? Bize biraz Lilith’in hikâyesinden bahsedebilir misin?

Lilith ve HB iki ayrı kişiler gibi düşünürsek onları daha iyi tanıyabiliriz bence. Lilith partilerden sergilere, kokteyllerden defilelere gezip bu hayatı kraliçeler gibi yaşayan biriyken HB evden işe, işten eve memur hayatı yaşayan bir öğretmen. Ben aralarındaki ilişkiyi köle efendi ilişkisine benzetiyorum. HB çalışıp parayı kazanırken, Lilith de o parayı sonuna kadar yiyen kişi. Ama bir noktada HB’nin yaşadığı zorluklara, ayrımcılıklara performanslarıyla dikkat çekerek borcunu ödüyor diyebiliriz. Lilith 2016’da düzenlenen Istanbul Is Burning Kuir Performans Gecesi’nde ilk kez sahneye çıktığında doğdu. BÜLGBTİ+’nın düzenlediği bir kuir performans yarışması aslında bu geceler. Çocukken sevdiğim şarkıları dinlerken konserde bu şarkıları söyleyip dans ettiğimi hayal ederdim ama sesimi hiç beğenmediğim için yanımda biri varken şarkı söylemem kolay kolay.  Lip-sync sayesinde bu çocukluk hayalimi gerçekleştirebildiğim için kendimi çok iyi hissetmeme neden oldu. O yüzden asla bırakamadım. Bir şarkı dinlerken hayal kurabildiğim sürece de devam edeceğim sanırım. O dönemde sadece okuldaki bu performans gecelerinde sınırlı sayıda kişinin yer alabildiği performanslar sergiliyorduk. İstanbul’daki drag/kuir performanslarının yaygınlaşmasındaki en önemli faktör Madır Öktiş’in düzenlediği Dudakların Cengi oldu bence. Bu performans gecelerinde/partilerde performanslar sergileyen sanatçıların adanmışlıkları ve özverileri sonucunda doğan harika geceler birçok kişinin belki hayal kurmasına belki de hayallerini gerçekleştirme cesareti bulmasına sebep oldu. Aynı dönemde RuPaul’s Drag Race’in de ana akımlaşması İstanbul’da da hızlı bir popülerleşmeye sebep oldu. Defilelerinden festivallere kadar birçok alana sıçradık. Benim en çok keyif aldığım dönem geçtiğimiz mayıs ayında düzenlediğimiz Blooming and Oozing defilesinin olduğu dönem oldu. Çünkü Lilith’in hep istediği fotoğraf çekimlerine giden defilede yürüyen model hayatını deneyimledim.

Geceleri sahneye çıkıp, tüm geceyi çalışarak geçirdikten sonra sabah okula gitmek ve bambaşka bir dünyaya geçmek… Bu iki yaşam dışardan göründüğü kadar zıt mı? Aralarındaki dengeyi nasıl sağlıyorsun, bu enerjinin kaynağı ne?

Bedenimi çok hor kullanıyorum. O yoğun günlerde uykusuz işe gittiğim bile oluyor ama HB işten gelip hazırlandığında yorgunluğunu HB’ye aktarmıyor. Enerji bakımından böyle ama bedenim için öyle olmuyor tabii. Genellikle sonraki günlerde ölü gibi yatıyorum.

Bu iki dünya şimdilik birbirinden uzak ama bu kadar uzak olmak zorunda değil. Bu iki dünyayı, bu iki kişiyi birleştirmek için bazı projelerim var. Bunları gerçekleştirdiğim zaman çok rahatlayacağım.

normlara-meydan-okuyan-bir-isim-lilith-hb-1

“Ayrımcılığa maruz kalmasaydım şimdikinden daha yüksek bir maaşla daha iyi şartlarla çalışıyor olacaktım”

HB’nin hiç Lilith’den dolayı ayrımcılığa uğradığı oluyor mu? Özellikle memur hayatı yaşayan bir öğretmen olarak iş arkadaşlarından, sokaktaki insanlardan, belki de randevuya çıktığın bir kişiden?

İlk iş görüşmeme gittiğimde mülakatlarım çok güzel geçti. Bölüm koordinatörü, müdür, demo ders filan tüm aşamaları başarıyla geçtim. İK sözleşmemi hazırlayınca başlayacaktım. Sonra İK internette araştırma yaparken Lilith’in bir fotoğrafını bulmuş ve web uygunsuz içerik diyerek işe alımımı durdurmuş. Benzer bir olayı başka bir kolejde daha yaşadım. Bir yıl boyunca hem maddi açıdan hem de iş yükü açısından hayat standartlarımı düşüren bir dil kursunda çalıştım. Bir yılın sonunda insan kaynakları olmayan yeni bir koleje girmeyi başarabildim ama ayrımcılığa maruz kalmasaydım şimdikinden daha yüksek bir maaşla daha iyi şartlarla çalışıyor olacaktım. Neyse ki iş arkadaşları konusunda şanslıydım. Açıldığım bazı iş arkadaşlarım da var. Sadece neden bilmiyorum uzun tırnağa kafayı takmışlar. Tırnaklarımın uzun olması üzerinden saçma sorulara maruz kalıyorum.

Önceden insanlar drag yaptığı için flört ettikleri kişi tarafından ayrımcılığa maruz kaldığı oluyordu ama popülerleştiğinden beri aksine Lilith olduğum için benimle takılmak isteyen insanlar olmaya başladı. Ben bundan da rahatsız oluyorum. İnsanlar Lilith’in yarattığı illüzyona aldanıp öğretmen HB’nin hayatını görünce hayal kırıklığına uğrayabiliyor. O yüzden Lilith’i önceden tanıyanlarla flörtleşmek istemiyorum pek.

Lilith’in bir günü nasıl geçiyor?

Lilith genellikle öğle saatlerinde uyanıp güne küçük bir kahvaltıyla başlar. Her ne kadar HB göbekli olmaktan keyif alsa da Lilith’in estetiğine uymadığı için gün boyunca başka yemek yemez. Günün kalan kısmını banyoda kişisel bakımla geçirir. Sonunda banyodan çıktığımda telaş içinde son dakikaya bıraktığı alışverişini yapar. Tekrar eve döndüğünde aynanın karşısına geçip hazırlanmaya başlar. Genelde 2-3 saat sürer ama bu sürenin içinde dans molaları filan da var. Acele etmesi gerekirse 1 saatte de hazırlanabiliyor artık. Sonunda yaratılış efsanesindeki Adem’e itaat etmeyi reddedip Tanrı’ya meydan okuyan Lilith dışarı çıkmaya hazırdır. Bazen makyajını beğenmediğinde ağlamak ister. Eve dönüşte güzel bir sandviç alır. Onu yedikten sonra mışıl mışıl uyur.

Lilith’in ilham aldığı kişiler veya şeyler var mı? Performanslarında, kostümlerinde, makyajında beslendikleri neler?

Adını da aldığım yaratılış efsanesindeki yaratılan ilk kadın Lilith’ten ilham alıyorum. Adem ile aynı şekilde aynı anda yaratılan Lilith, ona itaat etmek istemez. Seks sırasında kendisi üste çıkmak isteyince Tanrı’ya itaatsizlik ettiği için cennetten kovulur ve Adem’e itaat etmesi için kemiğinden Havva yaratılır. Ben de performanslarımda ve aslında hayatımda da bu güçlü duruşu sergilemeye çalışıyorum. Bir diğer idolüm de Beyonce. Azimli oluşu ve çalışkanlığı sayesinde (terazi olduğu için) mükemmel sahne performansları sergiliyor. Boğa burcu olduğum için terazilere karşı kolayca ilgi duyabiliyorum. En sevdiğim drag queen Adore Delano’nun da burcu terazi. HB’nin yaşadığı olaylar da ilham kaynağı olabiliyor. Bence en güzel performansım HB’nin iş bulma sürecinde maruz kaldığı ayrımcılığı ifşa ettiğim performanstı. Kostüm makyaj konusunda ilham kaynağım takip ettiğim instagram profilleri. İnstagramdan @lilith.hb hesabının takip ettiklerine bakabilirsiniz, tek tek sayamayacağım… Beni takip etmeyi de unutmayın!

Lilith HB nasıl bir kitleye hitap ediyor, herkese hitap eden bir tarzı var mı?

Seyirciyi pek umursamıyorum açıkçası. Hitap ettiğim bir kitle yok. Ben sadece kendimi istediğim şekilde var ediyorum. Bunun herkese hitap edebilmesinin mümkün olduğunu da düşünmüyorum.

Kostümünden, koreografisine; makyajından, evinden çıkıp mekâna ulaşana kadar geçen zaman dilimiyle… Bir performansın öncesinden sonrasına olan süreç nasıl geçiyor?

Dediğim gibi performanslarım dinlediğim şarkıların bende etki uyandırıp hayal kurmamla ortaya çıkmaya başlıyor. Defalarca aynı şarkıyı dinleyip kafamda tekrar tekrar performansımı sergiliyorum. Cumaları Feriköy Bit Pazarına gidip kıyafetler alıyorum. Onları kesiyoruz, biçiyoruz, bir şeyler ekliyoruz ve kostümlerimizi böylece hazırlıyoruz. Büyük etkinliklerde tasarımcı arkadaşlarımız da yardımcı oluyor. Makyajım saatlerce izlenmiş YouTube videolarının ve defalarca yapılmış pratiğin eseri. Artık yüzümü daha iyi tanıdığım için neyi nasıl yapmam gerektiğini biliyorum. Kürografiye gelirsek, ben her hafta sonumu partileyerek geçiriyorum. Bu partilerdeki danslarım provam oluyor aslında.

Performansın ardından defalarca videolarını izledikten sonra şarkıdan soğuyorum. Bir süre o şarkıyı dinleyemiyorum artık.

normlara-meydan-okuyan-bir-isim-lilith-hb-2

“Erkekliklerini inşa etmek için bana laf atanlardan korkmuyorum”

“Türkiye’de Drag Performer olmak…” desem ilk aklında belirenler ne olur?

Zor diyeceğim ama bu soruyu soran her batılı arkadaşımın beklediği gibi yolda yürümekten korktuğum veya güvenliğimden endişelendiğim için değil asla. Açıkçası evden çıkıp gitmem gereken yere giderken hiç korkmuyorum. İstiklal Caddesinde yürürken bir bakanın dönüp tekrar bakması veya gözlerini benden alamaması beni korkutmuyor. Erkekliklerini inşa etmek için bana laf atanlardan da korkmuyorum. Hemen cevaplarını yapıştırıyorum ki bizi güçsüz, korkak sanıp daha fazlasını yapmaya kalkmasınlar.

Benim yaşadığım en büyük sorun kendi topluluğumuz içerisinden geliyor ne yazık ki. Birçok kişi ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerine kurguluyor. Arkasından söylemediğini bırakmadıkları insanlarla yan yana geldiklerinde can ciğer kuzu sarması oluyorlar. Bunları gözlemlediğimde çok güvensiz hissediyorum doğal olarak. Bu güvensizliği hissedenin sadece ben olmadığımı da biliyorum. Çevremdeki birçok kişi benzer şeyler hissettiklerini dile getiriyor.

Bir yandan son yıllarda performanslar izleyerek keyifli vakit geçirebileceğimiz mekânların, etkinliklerin sayısı oldukça arttı. Artık İstanbul’un dışında da birçok şehirde etkinliklere denk gelebiliyoruz. Drag kültürünün ve performansların bu kadar yaygınlaşması hakkında ne düşünüyorsun? Bu durum bir rekabet ortamı doğuruyor mu yoksa dayanışma ile mi besleniyor?

Hem rekabet var hem de dayanışma. Bazen egoların yarıştığı madiliklerin birbirini kovaladığı bir topluluğa dönüşebiliyor. Ben kendi güvenli alanımı yaratmak için birçok kişiden uzaklaşıp çevremdekilerin sayısını azaltarak dayanışma alanımı oluşturdum.

Lilith HB şu an nasıl işler yapıyor? İstanbul’da The Cartels diye yeni bir parti serisi başladı. Biraz ondan bahsetmek ister misin?

Liloş, ben kendi kendime Liloş diyorum, çok yoğun bu aralar. Gece hayatında daha fazla alana ihtiyaç duyduğumuz için ABB Afrodith, Larina Vee Grigia ve Willie Ray ile Türkiye’nin ilk drag kartelini oluşturduk. Her partide kendi performanslarımızın yanı sıra 4 de konuk performansçıyı divalar gibi ağırladığımız bir parti serisi planladık. Performans sayısını az tutarak gelen insanların sosyalleşebilmesi ve partileyebilmesi için geniş bir alan açıp hiçbir performansın kaçırılmamasını hedefledik. Performans sayısı az olunca kazanılan gelir de daha büyük paylar olarak o gece çalışan herkes arasında paylaşılıyor. Gelir artınca ortaya çıkan gösteriler de daha iyi oluyor tabi ki. İlk iki partimizden harika dönütler aldık. Bir sonraki partimize gelmek için @thecartelsmansion’ı takip edebilirsiniz. Aynı zamanda bir de sanatçı rezidansı için hazırlıklar yapıyoruz. Özgür Can Taşçı ve Yunus Emre Demir ile birlikte Transformative Art Project for Activists (TAPA) adını verdiğimiz aktivistler için dönüştürücü sanat projesinin hazırlıkları içerisindeyiz. Ne yazık ki bu konuda şimdilik çok bilgi veremeyeceğim ama belki bir sonraki sayılarda bu konuda daha detaylı konuşabiliriz. E tabi geçimimi sağlayabilmek için öğretmenlik yapıyorum bir yandan da. Kesinlikle bir beden yetmiyor. 24 saat yetmiyor.

Drag dünyasına adım atmak isteyenler için Lilith’in söylemek istediği birkaç şey var mı?

Denedikçe kendini geliştireceksin aşkım. Her denemeni dikkatle incele, hoşuna giden yönleri parlat, gitmeyenleri değiştirmeye çalış. Kimseyi umursama, sen kendi en iyini yap. Loweee…


Etiketler: kültür sanat
Nefret