21/07/2017 | Yazar: Kaos GL

OHAL’de LGBTİ’ler için sokaklar güvensizleşti, medyada görünürlük azaldı, kazanılan alanlar kaybediliyor.

OHAL’de LGBTİ’ler için sokaklar daha güvensiz! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“OHAL’in 1. Yılında Demokrasi Enkaz Altında” raporuna göre OHAL’de LGBTİ’ler için sokaklar güvensizleşti, medyada görünürlük azaldı, kazanılan alanlar kaybediliyor.

Yüzden fazla kurumu bir araya getiren Demokrasi İçin Birlik Platformu, birinci yılında OHAL’in bilançosunu açıkladı.

İstanbul’da dün düzenlenen basın toplantısıyla açıklanan “OHAL’in 1. Yılında Demokrasi Enkaz Altında” başlıklı 66 sayfalık raporda bir yıl boyunca yaşanan hak ihlalleri sıralanıyor.

Rıza Türmen, KHK’yla görevinden alınan anayasa hukuku profesörü İbrahim Kaboğlu, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Kadir Gökmen Öğüt, HDP milletvekilleri Garo Paylan, Ahmet Yıldırım, KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik ve DİSK Koordinatörü Hakan Koçak’ın da katılımıyla basınla paylaşılan raporun bir özetini yazar Ayşegül Devecioğlu okudu.

LGBTİ’ler için sokaklar daha güvensiz

Raporda LGBTİ’lerin yaşadıkları da kendisine yer buldu. Raporun “OHAL’de LGBTİ Bireyler İçin Sokaklar Daha Güvensiz” başlıklı bölümünün tamamı şöyle:

“Olağanüstü Hal LGBTİ+ bireylerin mağduriyetlerini artırdı militarizm, homofobi ve transfobiyi yükseltti. Cezasızlık teminatı, hukuksuz uygulamalar, homofobik saldırıları ve polis şiddetini artırdı. Seks işçilerin çalışma olanakları sınırlandı. LGBTİ+ yurttaşlar arasında korku ve yılgınlık yaygınlaştı, örgütlenme, toplanma ve gösteri yapma hakları kısıtlandı.

Güvenlik konsepti sokakları güvensizleştiriyor

“22 Mart 2017’de Kaos GL’de yayınlanan “LGBTİ’ler OHAL sürecinden nasıl etkileniyor” başlıklı soruşturmaya katılan Pembe Hayat Derneği avukatı Yalçın Koçak: “OHAL ile devreye sokulan ‘güvenlik konsepti’nin genel olarak sokakları da güvensiz hale getirdiğini “söylüyor. Cezasızlık teminatı, transfobik, bifobik, homofobik kişi ve çeteleri fiziki saldırı konusunda cesaretlendiriyor. Trans seks işçilerinin çalıştıkları caddelerin polis ablukasına alınması trans seks işçileri açısından evlerine kapatılma sonucunu doğuruyor. Ülkenin her tarafında OHAL sürecinde fobik saldırılarının arttığını, saldırganların terörize edilmiş ortamdan faydalandıklarını, savunmalarını ‘OHAL, mili irade, devletin bütünlüğü, namus’ vb. kavramlara dayandırdıklarını söylemek mümkün.

Kaos GL editörü Yıldız Tar’a göre OHAL rejimi toplumun çoğunu olduğu gibi LGBTİ’leri de korku ve çaresizlik hislerine sürüklüyor:

“KaosGL.org yazarları arasında mahlasla yazma, fotoğrafını kaldırtma ve dahası siyasi içerikli yazılar yazmama eğilimi yükseldi. İnsanlar haklı olarak bir soruşturma sürecine girmek istemiyor. “Kolay lokma” olarak görüleceğini biliyor. Dahası bu coğrafyadaki herhangi bir eşcinsel ya da trans kolluk ile karşı karşıya geldiğinde başına gelebilecek cinsel istismar, taciz ve şiddeti yakından tanıyor.”

Medyada görünürlük azaldı

“Kaos GL’nin 2016 Medya İzleme Raporu’na göre Temmuz 2016’dan itibaren basılı medyada LGBTİ haberlerinde bir düşüş var. Senenin son 6 ayında LGBTİ’ler neredeyse görünmez oldu. Hedef gösteren haberler hariç! Temmuz ayında ana konusu LGBTİ’ler olan toplam haber sayısında dramatik bir düşüş yaşandı. Rapora göre bunun nedeni 15 Temmuz Darbe Girişimi ve ardından ilan edilen OHAL.

Seks işçileri: Kazanılmış haklarımızı kaybettik

“Pembe Hayat Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’nin her yıl düzenlediği 3 Mart Dünya Seks İşçileri gününde OHAL ile birlikte siyasilerle dolan cezaevlerini boşaltmak için bazı suçluların salıverilmesinin tehlike oluşturduğu belirtildi. Panelde konuşan Gani Met bu süreçte, daha önce kazanılan hakları kaybettiklerini hatırlattı:

“Polise karşı dilimiz değişti, eskiden haklarımız var diyorduk. Şimdi haklarımızı ifade anlatabileceğimiz bir süreçte değiliz, tamamen keyfi uygulamalar ve doğrudan polis şiddeti ile karşı karşıyayız”

Bir diğer konuşmacı Nazar, “OHAL’de sokaklarda çalışmamız da zorlaştırıldı, müşteri bulabileceğimiz tek yer kart ve sosyal medya araçlarıyla reklam yapmak fakat ona da hapis cezası getirdiler. Bu uygulamalar ya ‘çalışma, açlıktan öl’ ya da ‘hapis yat’ demekten başka bir şey değil” diyerek süreci değerlendirdi.

LGBTİ+ ve Trans Onur Yürüyüşü’ne yasaklama

“29 Haziran 2014 tarihinde düzenlenecek Onur Yürüyüşü İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Valilikten yapılan açıklamada “Başta katılımcılar olmak üzere vatandaşlarımızın ve gezi amacıyla bölgede bulunacak olan turistlerin güvenliği ve kamu düzeni gözetilerek anılan gün ve öncesi ve sonrasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesine izin verilmeyecektir.” denildi.

“Uluslararası Af Örgütü, LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün gerçekleşmesine valiliğin izin vermemesinden dolayı derin bir endişe duyduğunu açıkladı. Uluslararası Af Örgütü, 25 Haziran’da yapılması planlanan Onur Yürüyüşü öncesinde Türkiye yetkililerine, lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve intersekslerin (LGBTİ) ve onları destekleyenlerin ifade ve toplanma özgürlüğü haklarına hiçbir tehdit veya şiddet korkusu olmadan erişmelerini güvence altına almaları için çağrıda bulundu.

“HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 15. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün engellenmesine ve kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesine ilişkin olarak Başbakan Binali Yıldırım’a soru önergesi verdi. Paylan, yürüyüşe yönelik tehditlerde bulunan Alperen Ocakları mensubu kişilerin kimlik tespitinin ardından bırakıldığını, yürüyüşe katılmak için gelenlerin ise gözaltına alındığını söyledi.

Cinayetler: Kimse sesimizi duymuyor

“Muhammed Wisam Sankari adlı mültecinin cesedi 24 Temmuz’da Yenikapı’da bulundu. Türkiye’ye bir yıl önce sığınan Sankari’nin daha önce de tehdit edildiği, kaçırıldığı ve tecavüze uğradığı belirtildi. İstanbul’da yaşayan LGBTİ+ ve kadın hakları aktivisti trans kadın Hande Kader’in bedeni 20 Ağustos 2016’da İstanbul’da ormanlık bir alanda yanmış halde bulundu. Seks işçisi Hande Kader şiddet görüp, tecavüze uğradıktan sonra öldürüldü ve yakıldı.”

İhraçlar 110 bini aştı

Raporun altını çizdiği diğer ana başlıklar şunlar:

*Bugün itibarıyla kamu kurumlarından ihraç edilenlerin sayısı 110 binden fazla. Özel öğretim kurumlarında çalışma izinleri iptal edilenler de eklenince bu sayı 135 bini aşıyor. Bu kişiler, hiçbir mahkeme kararı olmaksızın, aileleriyle birlikte açlığa mahkum edildi. İşe iade talebiyle açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevlerinin 134'üncü gününde cezaevinde ölümle burun buruna.

*Eşbaşkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil HDP’den 11, CHP’den bir, toplam 12 milletvekili hapiste.

*86 belediyeye kayyum atandı. Çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden 75 belediye başkanı ve eşbaşkanı tutuklu.

50 binden fazla tutuklama

*Toplam 50 binden fazla kişi tutuklandı, 8 bin kişi aranıyor. 170 bine yakın kişi hakkında adli işlem yapıldı. Gözaltına alınan on binlerce kişinin avukat görüşleri sınırlandı. İşkence ve kötü muamele yaygınlaştı.

*180 medya kuruluşu kapatıldı. 136 gazeteci ve medya çalışanı hapiste. (Bu rakam, Türkiye Gazeteciler Sendikası’na göre, 157.)

*Hapisteki yazar sayısı 34. 30 yayınevi kapatıldı. Kitap toplatma ve yasaklamaları arttı. Çeşitli konser, festival ve tiyatro oyunları yasaklandı.

*Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, doğal ya da sosyal (savaş, terör, göç) afetler gerekçeleriyle “Riskli alan” ilan edilen yerlerin kamulaştırılmasıyla geniş kitleler göçe zorlandı, mülsüzleştirildi. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde tarihi miras yok edildi. Kamulaştırmayla yoksullar kent merkezlerinden sürgün edildi, demografik yapı değiştirildi.

*Alevilerin inanç merkezlerine ve kutsal günlerine yasak kondu.

Sivil topluma kıyım operasyonu

*Sivil toplum, modern tarihin en büyük kıyım ve baskısıyla karşı karşıya kaldı. 1401 dernek, 122 vakıf kapatıldı.

*Grev hakkı ihlal edildi. 4 grev ertelendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen haftalarda işadamlarına, “OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz” dedi.

*15 özel üniversite kapatıldı. 5 bin 600’den fazla akademisyenin işine son verildi. Bunlardan 370'ten fazlası, 2016 başında yayınlanan “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı metnin imzacısı. Hükümeti Güneydoğu Anadolu’daki savaşı durdurmaya çağıran metni, toplam 1130’a yakın akademisyen imzalamıştı.

*Kamu kurumlarından ihraç edilenlerin yüzde 20’sini kadınlar oluşturdu. 50’yi aşkın kadın sivil toplum örgütü kapatıldı. Tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alındı, kadına yönelik şiddet ve cinayetler arttı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yasaklandı.

Demokrasi İçin Birlik Platformu hakkında

Demokrasi İçin Birlik Platformu, geçen yıl Haziran ayında eski Avrupa ve İnsan Hakları Mahkemesi yargıcı ve büyükelçi Rıza Türmen’in çağrısıyla kuruldu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), çeşitli sol, sosyalist siyasi partiler, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), meslek örgütleri, Alevi dernekleri, barış, kadın, LGBTİ+ ve sanatçı örgütlenmelerine yüzden fazla bileşeni bulunuyor.

 


Etiketler: insan hakları