03/04/2019 | Yazar: Kaos GL

“Queer Düş’ün” serisinin kurucuları, Sel Yayıncılık ile yollarını ayırdı.

“Queer Düş’ündük, veda ediyoruz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Queer Düş’ün” serisinin kurucuları, Sel Yayıncılık ile yollarını ayırdı: “Artık beraber yürünebilecek bir yol göremiyoruz.”

2012 yılında  Sel Yayıncılık bünyesinde bir queer teori serisi oluşturmak üzere bir araya gelen; “Queer Düş’ün” serisinin kurucuları Berfu Şeker, Gülkan ‘Noir’, Leman Sevda Darıcıoğlu ve Pınar Büyüktaş, Sel Yayıncılık ile yollarını ayırdı.

“Artık beraber yürünebilecek bir yol göremiyoruz”

“Queer Düş’ün” kurucularının ortak kaleme aldığı veda metni şöyle:  

“Sevgili Queer Düş’ün okuyucuları, queer komünite, feministler ve bu düş’ün’ün tesir ettiği herkes,

Feminist ve queer etik gereği, sizlere ve kendimize duyduğumuz sorumlulukla bu satırları yazma ihtiyacı duyduk. Biz, Queer Düş’ün serisinin kurucuları; Berfu Şeker, Gülkan ‘Noir’, Leman Sevda Darıcıoğlu ve Pınar Büyüktaş olarak Sel Yayıncılık’la ilişkimizi kestiğimizi ve ilk gününden beri emek verdiğimiz, büyük bir arzu ile kurduğumuz Queer Düş’ün Serisi’nden çekildiğimizi üzüntüyle sizlerle paylaşıyoruz.”

“Uzun süredir yayınevi yönetimiyle, onlardan kaynaklanan büyük bir iletişimsizlik sorunu yaşıyorduk. Bu nedenle serinin akıbeti konusunda halihazırda şüphelerimiz mevcuttu. Son süreçte Sel Yayıncılık’ın sahibi İrfan Sancı’nın sosyal medyada yaptığı açıklamayla aktarılan olaylar ve olayların ele alınış biçimi uzun süredir askıda tuttuğumuz ayrılık kararını zorunlu kıldı. İrfan Sancı’nın dilini, söylemini ve yaklaşım biçimini feminist ve queer etiğe ve hatta hiçbir etiğe sığdıramıyoruz, kabul etmiyoruz.”

“Seriden çıkan birçok kitabın da bizlere yol gösterdiği gibi, şiddet, tahakküm, baskı ve yok sayma; yani bildiğimiz iktidar dinamikleri sadece toplumsal olarak kabul edilmiş kadın erkek kategorileri arasında gerçekleşmez. Cinsiyet tek başına güç asimetrilerini açıklamakta yeterli değildir. Feminist ve queer yayınlar yapan bir kurumun söz konusu taciz olduğunda indirgemeci yaklaşımı bu politikaların içini boşaltmaktadır.”

“Ayrıca entelektüel emeğin karşılığını çoğunlukla bulamadığı bir ülkede, en çok yayınevlerinin bu emeğe sahip çıkması beklenirken karşımıza çıkan bandrolde usulsüzlük iddiaları ve bu iddialara tatminkar bir yanıt verilememesi; yazar, editör ve çevirmenlerin zaten cüzi miktarda olan telif haklarının gaspı olarak düşünülmelidir. Bu durum, hem yayın alanında yer alan hem de entelektüel birikime katkısı bulunan herkeste hayal kırıklığı yaratmıştır.”

“Bizler, queer ve feminizm üzerine üreten, eyleyen, politika yapan kişiler olarak 2012’de İrfan Sancı’yla Sel Yayıncılık bünyesinde bir queer teori serisi oluşturmak üzere bir araya geldik.”

“‘Arzumuz, queer düşüncenin ve deneyimin farklı dil ve coğrafyalardan çıkan metinlerini kapsayacak bir seri oluşturmak’ idi. İsmini de bizim koyduğumuz serinin 2016’ya kadar yayın programını oluşturduk ve seriden çıkan kitapların editörlüğünü, zaman zaman da çevirilerini yaptık. Akademisyen ve aktivist dostlarımızın bizimle dayanışması, queer bir çeviri terminolojisi oluşturma arzumuzu mümkün kıldı.”

“Lakin 2016’ya kadarki süreçte de yayınevi yönetimiyle zaman zaman e-postalarımıza geri dönüş yapılmaması, bir noktadan sonra yayın programını ortak planlama taleplerimize karşılık bulamamak gibi çeşitli sorunlar yaşadık. Bunları konuşmak amacıyla, 2016’da Bilge Sancı ile yaptığımız toplantı sonucunda yayınevinin talebi doğrultusunda yayın kurulu pozisyonumuz danışma kuruluna çevrildi. Ne var ki bu toplantıda alınan (seriden yılda 4 kitap yayınlanması gibi) kararlar uygulanmadı. Ne önerilerimiz dikkate alındı, ne de gidişata dair eleştirilerimize muhatap bulabildik. Seriye dair karar alma sürecinin tamamen dışına itildiğimizi üzülerek fark ettik.”

“Velhasıl her ne kadar son yıllarda yayınevi söylemlerinde queer ve feminizmi bolca zikretse de pratikte seriden yeni kitap çıkmadı ve geleceğe dair nasıl bir yol yürüneceği belirsiz kaldı. Yine de queer teori alanında kendi emeklerimizle açmış olduğumuz bu alanı terk etmek yerine bir gün yeniden yayın yapabileceğimiz umuduyla yayınevi ile ilişkimizi kısmen devam ettirdik. Kendi adımıza elimizden geldiğince adım atarak, aksaklıkları giderecek yollar bulmayı denedik.”

“Queer ve feminist politika alanında literatüre epey katkı sunan bu serinin fiilen durdurulmuş olmasından üzüntü duyduğumuzu ve süreç boyunca verdiğimiz çabaların tükendiğini belirtmemiz gerekiyor: İrfan Sancı’nın açıklamasından sonra artık beraber yürünebilecek bir yol da göremiyoruz.”

“Şunu da belirtmeyi önemsiyoruz; kendi yaptığımız freelance çevirmenlik ve editörlük işleri dışında, 2012’den bugüne kadar, önce yayın kurulu ve ardından danışma kurulu üyeleri olarak yayınevinden herhangi bir maddi karşılık almadan emek verdik.”

“Biz queer düş’ün arzumuzla elbet birçok alanda emek vermeye devam edeceğiz ve biliyoruz ki, yaşamı normun ötesinde bir macera kılmanın yollarını beraberce arayacağız ve bulacağız.”

“Queer ve feminist etiğin, hayatın her alanı gibi yayıncılığa da tesir edeceği günlerin arzusuyla…

Samimiyetle…

Dağılıyoruz… (Anladınız siz)”


Etiketler: kültür sanat
Nefret