09/01/2012 | Yazar: Bulut Öncü

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)’nin düzenlediği ‘Yeni Anayasa Yapım Sürecinde LGBT Katılımı ve Demokratikleşme’ Paneli’nin ardından Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Serkan Köybaşı dünyadaki anayasa yapım modelleri üzerinden Türkiye’nin sürecini kaosgl.org’a değerlendirdi.

"Sürecin Daha Demokratik Olması İçin Hala Baskı Yapılabilir!" Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Yeni anayasa çalışmaları hem usule hem de esasa ilişkin tartışmalarla devam ediyor.

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)’nin düzenlediği “Yeni Anayasa Yapım Sürecinde LGBT Katılımı ve Demokratikleşme” Paneli’nin ardından Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Serkan Köybaşı dünyadaki anayasa yapım modelleri üzerinden Türkiye’nin sürecini kaosgl.org’a değerlendirdi.

Sonuçlar Uzlaşma İle Çıkmak Zorunda

Konuşmanızda Macaristan Fidesz Partisi ile AK Parti’yi paralel bulduğunuzdan bahsettiniz. Önümüzdeki Anayasa sürecinde oluşturulacak taslakta AK Parti’nin İslami öğelere yer vereceğini düşünüyor musunuz?

Açıkçası şu anki sistem devam ederse bunun olacağını düşünmüyorum. Eğer 2007’deki gibi bir süreç işleseydi; evet, olabilirdi. Şu anda uzlaşma komisyonu dört partiden üçer milletvekili ile 12 kişiden oluşuyor. Sonuçlar oran olarak uzlaşma ile çıkmak zorunda. Dolayısıyla herhangi bir partinin kendi isteğini diğer partilerin isteklerini görmezden gelecek şekilde dayatması söz konusu olamaz. AKP de meclisteki oranı sayısal olarak fazla olmasına rağmen bunu yapamaz. Evet, 2007’de olsaydı “Böyle olacak” derdim ama şu anda bunun olması mümkün değil. Fakat şu anki uzlaşma komisyonunun hukuksal bir dayanağı yok. Tamamen iradi bir şekilde ilerliyor. Eğer AKP gün gelip derse ki “Hayır; uzlaşma komisyonu öyle değil, böyle işleyecek!” o zaman yeniden tehlikeli sahalara geçmiş olacağız.

Ölümü Görüp Sıtmaya Razı Oluyoruz

Yurttaşlar 31 Aralık’a kadar taleplerini iletti. Ocak ayında da sivil toplum kuruluşları ile görüşmeler yapılacağı açıklandı ve bazı sivil toplum kuruluşlarına randevular verilmeye başlandı. Bu sürecin Güney Afrika deneyimine daha yakın olduğunu söyleyebilir miyiz?

Sürecin bu şekilde işleyeceğinden pek emin değilim. Bildiğim kadarıyla Ocak ayından sonra gelen talepler doğrultusunda derlemeler yapılmaya başlanacak. Gerçi takvim biraz sarktığı için nisana kadar devam edebilir. Bence Güney Afrika’daki kadar bir süreç yaşanmıyor. Türkiye’de sivil toplum kuruluşları Ankara’ya çağrılıyor fakat Güney Afrika’da ayağa gidilmişti. Ama göreceli olarak 2007’den çok daha demokratik çok daha katılımcı bir sürecin işlediğini söyleyebiliriz. Fakat bunun daha ilerisi yapılabilir mi, yapılabilir. Bu konuda hazırlanan taslaklar ve yol haritaları olmasına rağmen meclis şu anda bunları kullanmıyor. Daha az demokratik bir yolu kullanıyor ama dediğim gibi 2007‘ye bakıp aslında ölümü görüp sıtmaya razı oluyoruz. Ama tabiiki sürecin daha demokratik olması için hala baskı yapılabilir.
 


Etiketler: insan hakları, sivil anayasa
Nefret