02/04/2020 | Yazar: Hayat Çelik

“Ben de biri tarafından sevilmeyi, evlenmeyi, istediğim isimle seslenilmesini hak ediyordum. Sonra geleceğe dair umutlarım oldu ve sürece başlamaya karar verdim.”

“Sen görünür olduğunda, bir başkası da kendinde o gücü bulacak” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Buradayız Alışın dosyasında bugünkü konuğumuz Cemil. Cemil ile İstanbul’daki hayatını, açılma sürecini, eğitim ve iş hayatında yaşadıklarını konuştuk.

“Ben de biri tarafından sevilmeyi, evlenmeyi, istediğim isimle seslenilmesini hak ediyordum”

Seni tanıyabilir miyiz?

Merhaba ben Cemil. 24 yaşında trans erkeğim. İstanbul'a yaşıyorum. Ailemleyim. Edebiyat üzerine yüksek lisans yapıyorum.

Nerede doğdun, nasıl bir ailede dünyaya geldin, ne iş yapıyorsun, nelerden hoşlanırsın?

İstanbul Şişli'de doğdum. Muhafazakâr bir ailenin trans çocuğuyum. Üniversite mezunuyum. Halen bir devlet üniversitesinde yüksek lisans yapıyorum. Dönemsel işlerde çalışıyorum. Kitap okumak, gezmek, spor gibi birçok hobim var. Kendimi geliştirmeyi seviyorum.

Kimliğinle ilgili henüz kimseye açılmadığın dönemden bize bahsedebilir misin? O dönemde neler düşünüyordun, nasıl hissediyordun, geleceğe dair ne gibi hayaller kuruyordun?

Aslında bu dönem çok yıllar öncesi değil. Ben ilk şu anda da birlikte olduğum kadına açıldım yirmi bir yaşında oldu. Ama tabi toplum baskısı sevdiklerimi kaybetme korkusu sebebiyle bir iki yıl bunu gizledim. Bu süreçte sevgilimle çok karmaşa yaşadık. İşte arkadaşlarım bana mesafe koymuyordu çünkü onu arkadaşım sanıyorlardı. Ailem düğün gibi toplu aile ortamlarında istedikleri gibi giyinmediğim için beni suçluyorlardı. Geleceğim hiç yokmuş gibi geliyordu. Beni hayata bağlayan tek kişi sevdiğim kadındı. Daha sonra araştırdım öğrendim kendimi keşfettim. Hayata atılmak istedim. Ben de biri tarafından sevilmeyi, evlenmeyi, istediğim isimle seslenilmesini hak ediyordum. Sonra geleceğe dair umutlarım oldu sürece başlamaya karar verdim.

Üniversitede biraz daha özgürdüm. Arkadaşlarım benim trans olduğumu bilmiyorlardı ama bana erkekmişim gibi davranıyorlardı. Bu benim için şanstı.

Açılma sürecinin sonrasında neler yaşadın?

Açıldıktan sonrası benim için iyi oldu. Çoğu trans gibi benim için de, bazı sıkıntılar ilk başta oldu. Sevgilimden sonra, ilk anneme açıldım. O üzüldü. Kabul etmedi, “özentisin” dedi. Ama ben vazgeçmedim. Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde sürecimi başlattım. Başlattığım sırada tüm çevreme ve aileme, durumu açıkladım.

“Kendimi şimdiden özgür hissediyorum”

Ailene açık mısın şu an?

Uzun bir süre sonra kabul ettiler, şimdi sürecime karşı çıkmıyorlar ama ne bileyim, tam anlamıyla destek de değiller. Ama ben yine de mutluyum. İstediğim gibi davranabilmek, giyinebilmek bile, benim için önemli çünkü. Artık hayatımda bir yalan yok. Kendimi şimdiden özgür hissediyorum.

Ailen tam olarak nasıl karşı çıkıyorlardı, ne diyorlardı sana?

Ailem bunun geçici olduğunu, benim özenti olduğumu söylüyordu. Bana son iki üç yıldır saçımın kısa olduğunu söylüyorlardı. Onlara göre ben önceden gayet “normal bir kız” dım. Kız değildim, hiç olmadım. Sadece görünür olacak cesareti geç kazandım. İnsanlara göre, saçı kısa olmak da erkeklik. Ama ben, en başından beri erkektim. Sırf sonradan saçım kısa oldu diye, dönmüş gibi oldum, sapmış gibi oldum. Ama baktılar yıllar geçiyor, ben vazgeçmiyorum, ailem şimdi daha iyi ve kabul ediyor.

Sana istediğin isimle hitap ediyorlar mı ya da nasıl hitap ediyorlar şuan?

Bana istediğim isimle hitap etmiyorlar. “Sen” ya da “Çocuğum” diyorlar. Buna bile ulaşmak zor oldu. Bu bile benim için rahatlatıcı oldu. Şu an bu yüzden isim değişikliği için dava açtım. En azından yeni tanıştığım insanlarda, bu sorunu yaşamamak istiyorum.

Eğitim hayatından bize bahsedebilir misin? Ne gibi zorluklar yaşadın?

Eğitim hayatımda özellikle ilkokul ve lise dönemimde “erkek fatma” olarak hayatıma devam etmek durumunda kaldım. Biri bana “erkek gibi” derken mutlu olmuyordum, çünkü ben zaten erkektim, gibisi yoktu. Bunu kimse anlamıyordu, çoğu zaman tek başıma ağladım. Erkeklerle hep kavga ettim, toplu olarak dayak yedim. Kızlara göre de kız gibi değildim, yani ikili cinsiyet sisteminde ezilmekle geçti yıllarım.

Lisede bir kıza aşık olmam her şeyi değiştirdi. Tam ona açılacaktım ama başka bir erkeğe aşık olduğunu öğrendim. O andan itibaren onu unutmak için üniversitede biyolojik bir kız gibi davrandım. İşte; elbise, makyaj hepsini yaptım ama bunları yaparken mutlu değildim. Mutsuzluğumu kimse görmüyordu. Bunu sadece ben biliyordum. Daha sonra üniversitede tanıştığım kız arkadaşımla beraber oldum ve trans erkek olduğumu keşfetme sürecim başladı.

Üniversite zamanı, yurtta değil ailemle yaşadım. Bu yüzden zorluk yaşamadım.

Peki okulun hangi alanlarında daha çok zorluk çekiyordun?

Aslında okulda spor yaparken göğüslerimden rahatsız oluyordum ve biraz yapılıydım. Bu anlamda, çok sevmeme rağmen spora karşı özgüvensiz oldum. Beni wc rahatsız etmiyordu çünkü bir tabela, kişiye erkek ya da kadın olarak hissettirmiyordu, ama bana yüklenilen toplumsal roller, benim canımı daha çok yakıyordu. Mesela; bıyıklarımı almak istemezdim, ama herkes alay ederdi. Onlar kazanırdı, çünkü çoğunluk onlardı, ben azınlıktım.

“LGBT konusu hiçbir şekilde okulumuzda geçmiyordu”

Diğer öğrencilerin zorbalığına maruz kaldın mı? Okulda öğrenci ve öğretmenler, LGBTİ+ lardan nasıl bahsediyorlardı?

Diğer öğrenciler dediğim gibi işte, “sen nasıl kızsın” diyorlardı. Ben çok küfür ediyordum. En kötüsü de, ben üzüleyim diye, işte çıkma teklifi etmeler falan, işte ironi içeren ifadeler; bu sınıfın en güzel kızı x, (benim eski ismim) gibi. İlkokulda fiziksel ve sözel, lisede sadece sözel şiddete uğradım. Kendimi hiç sevmiyordum. Hiç doğru dürüst bir erkek arkadaşım olmadı. Öğretmenler bendeki bu durumu fark etmiyordu ama bir öğretmenimiz bana ibne diyordu, ama takmıyordum. Umursamaz davranmayı zamanla öğrendim. LGBT konusu hiçbir şekilde okulumuzda geçmiyordu. Ben sadece lezbiyen ve gey tabirlerini biliyordum.

Sürece nasıl başladın? Sürecinle ilgili psikolojik, hukuki, ekonomik herhangi bir destek aldın mı?

Sürece üniversitede kendimi keşfettiğim bir yıl içinde başladım. Kendini tanımlamak bence sürecin en önemli kısmı. Bu kısımda ben ve partnerim çok şey öğrendik. Öğretmenliğe engel olur düşüncesiyle, sürecimi 2017’den 2020’ye erteledim. Bu kısımda çok zorluk çektim. Çok araştırma yaptım. T-Talk WhatsApp grubuyla tanıştım. Bulabildiğim tüm trans erkeklere ulaştım. Onlarla konuştum, bilgi aldım. Sonra dedim, benim yaşadığımı diğer trans erkekler de yaşamasın, bir bilgi bankası oluşturdum. İnstagramda sayfa açtım, ismi; @transerkekk  Kendim gibi, çoğu trans erkeğe yardımcı oluyorum. Bir de bu vesile ile SPoD’un avukatıyla tanıştım. Hukuki destek aldım. Kendisine minnettarım.

Başka bir transla ilk nasıl tanıştın?

Kendimden başka bir transla, T-Talk WhatsApp grubu sayesinde tanıştım. Bu benim için ilk adım oldu. Daha sonra, açtığım bilgi bankamda soru cevap yönlendirmesi yaptığım birçok transla, sohbet ediyor dertlerine ortak oluyorum. Bir yıl gibi bir sürede, şimdi birçok trans erkek, beni evine davet ediyor, düğününe çağırıyor. Çok mutluyum.

İş hayatın nasıl gidiyor? İş ararken ya da çalıştığın işte cinsiyet kimliğine yönelik bir ayrımcılığa maruz kaldın mı? Seni zorlayan kişiler ya da olaylara karşı nasıl mücadele ediyorsun?

Ben üç dört yıldır görünürüm. Mezun olduktan sonra öğretmenlik yaptım, veri giriş elemanı olarak çalıştım. Bir sıkıntı yaşamadım, çünkü hep ortada bir tiptim. Saçlarım kısa, bana kızım diyorlar, bir şey demiyorum. Yani iş hayatında translar ben transım demediği sürece sorun yok ama bu şekilde bizler de potansiyelimizi ortaya koyamıyoruz.

Ben bunu son işimle birlikte aştım. Ordaki arkadaşlar sağ olsun, bana benim istediğim gibi davrandılar. Patronum da öyleydi. Bu bende bir özgüven yarattı.

Gündelik hayatın içinde; alışverişte, sokakta, sosyal mekanlarda herhangi bir ayrımcı tutum ya da davranışa maruz kaldın mı? Maruz kaldıysan, sonrasında ne yaptın, yaşadığın bu ayrımcılığa karşı nasıl mücadele ettin?

Gündelik hayatımda alışverişte, sokakta, sosyal medyada bir sıkıntı yaşamıyorum. Sadece tarzıma yönelik, akrabalarımın tutumu; işte bu nasıl saç, işte bu (giydiğim her neyse) erkek şeysi diyen kişiler var. Bunlara ilk başta bir yere kadar tahammül ettim, çünkü saygı duyuyordum, ama şimdi; arkadaş, akraba kim olduğunun önemi yok. Düzgün bir ifadeyle, sevmeyebilirsin ama saygı duyacaksın, demeyi öğrendim. Ben resti çekince, onlar da ileri gidemiyor. Toplum transları bastırıyor ama, eğer trans kadın ya da erkeğin dik bir duruşu olursa, karakteri sağlamsa, onun karşısında kimse duramaz. Ben buna inanıyorum.

“Umarım bir gün destek aşamasına da geçeriz”

Geçiş sürecinle ilgili seni en çok yoran ne oldu? Bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadın/yaşıyorsun?

Geçiş sürecimle ilgili beni en çok zorlayan, ailemin kabul aşaması oldu, çünkü diğer tüm insanlara kapımızı kapatabiliyoruz ama aile öyle değil. Onlarla yaşıyoruz, onlarla yaşadık. Geçmişimize tanıklık ettikleri gibi, şimdi geleceğimizde de elimizden tutmalarını istiyoruz. Bu benim bir yılımı aldı. Annem hep; “kızım pamuk prensesim” gibi şeyler derdi. Bir de bunu kız arkadaşımın yanında yapmaya başladı, kafayı yemek üzereydim. Sonra onları defalarca karşıma aldım, durumu anlattım. Şimdi en azından kabul aşamasını atlattık. Umarım bir gün destek aşamasına da geçeriz.

Devlet dairelerinde ya da hastanede, bu gibi alanlarda seni en çok neler zorluyor? Herhangi bir ayrımcılığa maruz kaldın mı ve bu ayrımcılığa karşı nasıl mücadele ettin?

Daha geçen adliyeye gittim, isim değişikliği için. Ordaki kadın; “ismin ne güzel, bence kadınlara çok yakışıyor” falan dedi, ama bir ima hissettim. Ya da erkek reyonundan alışveriş ettim bir kere, adam gülerek “kadın parfümlerinde de indirim var” dedi. Yani bunları ara sıra görüyorum ama tam tersi bana iyi yaklaşan insanlar da oldu ve şanslıyım bence. İyilik kötülük oranı; yüzde yirmi kötü, yüzde seksen iyi tepkiler aldım. Bana bir şey soranlara, ağız arayan kişilere, istediklerini vermedim. Umursamamak bence en iyi mücadele yöntemi. İlk seferde olmuyor ama zamanla öğreniyor insan.

Geçiş sürecinle ilgili yaşadığın seni en çok mutlu eden ya da en çok üzen şey neydi?

Daha sürecimin başındayım ama beni en çok mutlu eden arkadaşlarımın tepkisi oldu. Hepsi “biliyorduk” tarzı tepki verdiler ve şefkatlerini benden esirgemediler. Kendim olabildiğim için mutluyum. En çok üzen de, ailemden biri; isim vermeyeyim beni kabul etmedi, ki hala etmiyor. Bu beni çok üzdü ve üzüyor. Beni dışarıda, belli yıllarda tanımış insanlar bağrına basarken, o'nun sırtını dönmesi çok üzdü.

Transların geçiş süreciyle ilgili nelerin değişmesini isterdin? Nelerin olmasını isterdin?

Ben trans geçiş süreciyle ilgili kimlik alma mevzusunun kısalmasını isterdim. Trans erkekler için rahim ameliyatı kalktı diyorlar ama hala bazı homofobik hakimler, trans bireyden bu ameliyatı olmasını istiyor. Ben inanıyorum ki hiçbir kadın bana erkek de falan demez. Bence, psikolojik süreçten geçen her trans erkek ve trans kadın, kimliğini alabilmeli ve hormonlar devlet tarafından ücretsiz sağlanmalı. Diğer tüm tedavi gerektiren süreçler için ilaç karşılayan devletin, hormon konusunda da göstermesini isterim.

“Ne yalnızız ne de yanlış”

En başta aileler olmak üzere, toplumun translara yönelik ön yargılara dayalı, ayrımcı tutum ve davranışlarına karşı mücadele etmek için, sence neler yapılabilir?

Bence translar, trans olmayan kişilere göre kendini daha çok geliştirmeli. İletişim becerisiyle bir şekilde aileyi ikna etmeli. Aile ve iş hayatı bence her şeyin başı. O yüzden, iyi bir eğitim alıp, geleceğini garanti altına almalı. Ben yirmi yıl boyunca kendimi kabul etmedim. Şimdi diğer insanlara kendimi kabul ettirmeye çalışıyorum. Bazen insan en çok kendine zalim olabiliyor. Kendilerini her koşulda sevsinler. Göğüslerimizin olması bizi kadın yapmıyor ya da büyük kalçalar ya da bir trans kadını, sesi erkek yapmıyor. Bu konuda kendilerini eğitsinler. Baktılar baş edemiyorlar, yardım alsınlar. Dışarıdan süreç dışı hormon kullanmasınlar. Bir psikologdan yardım alsınlar. Bu utanılacak bir şey değil. Ne yalnızız ne de yanlış.

Peki sence, devlet bu konuda ne yapmalı?

Devlet, öncelikle translara iş vermeli. Aile toplumdan besleniyor ve toplumu doğru bir şekilde eğitmeli. Devlet translara yapılan ayrımcılıklara karşı yaptırımlar uygulamalı. Eğitim hayatlarında farklı davranışlar geliştiren, farklı cinsiyet rollerine göre davranan çocukları ayrıştırmaktan ziyade, kendilerini keşfetmelerine yardımcı olmalıdır. Devlet baba, devlet baba diyoruz, devlet yeri gelince ana olmalı. İkili cinsiyet sistemine çocukları maruz bırakmamalıdır. Yegane amaçları heteroseksüel bireyler yetiştirmek değil, iyi bir insan yetiştirmek olmalıdır.

Türkiye'de medyada yer alan görünür trans erkekleri göz önüne alırsak. Sence görünürlük, trans mücadelesine ne katıyor?

Medyada görünür translar elbette katkı sağlıyor. Mesela ben şimdi, bizim bir alt kuşağı, daha bilinçli görüyorum. Önlerinde bir rol model olduğu için, çocuklar daha görünür olabiliyor. Görünür olan ve topluma mal olmuş kişiler, kendisinden sonraki trans kişilere yön verecek ve model olacak kişilerdir. En başta her şey cesaret. Mesela Rüzgar Erkoçlar sayesinde, birçok trans erkek görünür olmaya, sürece girmeye cesaret etti.

Son olarak 31 Mart Uluslararası Trans Görünürlüğü Günü kapsamında, neler söylemek istersin? Diğer translara ya da genel olarak topluma iletmek istediğin bir mesajın var mı?

Trans arkadaşlara tavsiyem, kendinizi sürekli aşın, tanıyın, sevin. İstediğiniz kişi, sizi sevmese de sevin. Kendinize sarılmayı öğrenin. İnsanlar size ne derse desin, görünür olun. Alışacaklar. Biz her yerdeyiz. Unutma sen görünür olduğunda, bir başkası da kendinde o gücü bulacak. Toplum da benimseyebilir ama saygı duymayı öğrenmeli. Zaten LGBT bireyler de birbirinin her şeyini benimsemiyor ki, sadece saygı duyuyor. Ben trans erkeğim, butch değilim, lezbiyen değilim, onlar gibi sevmek sevilmek istemiyorum, ama onlara sonuna kadar saygı duyuyorum. Sizin herhangi bir LGBTİ+ üyesine saygı duymanız, sizi eşcinsel yapmaz, daha iyi bir insan yapar.


Etiketler: insan hakları
Nefret