25/01/2007 | Yazar: Murad Esin

‘Bu yazı üzerinde çalışırken geçmişte işlenen cinayetlerden söz etmeyi ve bu cinayetin ne kadar profesyonelce tasarlanıp uygulandığı üzerinde yazacaktım. Ancak olanı tekrardan belirlemenin, insanların birbirine olan nefretini gidermedikten sonra ne anlamı vardı. Sevgi önemliydi.’ Murad Esin’in kaleminden.

Sevgi önemliydi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

‘Bu yazı üzerinde çalışırken geçmişte işlenen cinayetlerden söz etmeyi ve bu cinayetin ne kadar profesyonelce tasarlanıp uygulandığı üzerinde yazacaktım. Ancak olanı tekrardan belirlemenin, insanların birbirine olan nefretini gidermedikten sonra ne anlamı vardı. Sevgi önemliydi.’ Murad Esin’in kaleminden.

KAOS GL

Murad Esin - 21 Ocak 2007

''Cellat uyandı yatağında bir gece''

''"Tanrım" dedi, "Bu ne zor bilmece:''

''Öldürdükçe çoğalıyor adamlar''

''Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."''

*Ataol Behramoğlu, 1974

Bu şiiri ilk defa Grup Kızılırmak’ın ‘Gidenlerin Ardından’ adlı çalışmasında Avusturya İsçi Marşının başında Ape Musa’nın Diyarbakır aksanıyla okuduğunda ezberlemiştim. Sonra Ape Musa bir faili meçhul cinayetle katledildi. Ancak halen kulaklarda bir celladın tükenişini anlattığı sesi var.

Cellatlar işlerini yapmakta. Neden katiller vardır? Neden insanlar birbirlerini öldürür? Neden birbirimizden nefret ederiz? Neden nefretler ölümü getirir? Neden cellatlara ihtiyacımız vardır? Kimlik sahibi olmak öldürmeyi mi getirir? Ölüm nasıl bu kadar basit olabiliyor? Öldürmek? Hayatımda, ilk defa, bir katille avukatlık yıllarımın ilk aylarında tanışmıştım. Askeri Hapishanede. O zaman 21 yaşındaydım, katille aynı yaştaydık. Katilin uzun bir dosyası vardı. Gasp, tecavüz, hırsızlık, sonunda Muş’ta askerlik yaparken kendisine hakaret eden çavuşunu vurmuştu. Elindeki makineli tüfeği çavuşun üzerine boşaltmış. Çavuşun ölü bedeninden 8 kurşun çıkarmışlar. Askeri Ceza Yasasına göre üstünü öldürdüğünden dolayı idamla yargılanıyordu. Ancak o idamla değil müebbetle yargılanması gerektiğini, kendisinin hiçbir şey yapmadığını, sadece kendisine hakaret eden birini öldürdüğünü iddia ediyordu. Çok soğukkanlıydı. Konuşurken duygusuzluğu insanı ürpertiyordu. Sonra sordum katiller neden soğukkanlı olur diye? Bir başka katil 15 yaşındaydı, babasının katilinin erkek kardeşi ile babasını adliye önünde vurmuştu. Sabah saat 9 civarıydı. Adliyeye doğru yürüyordum. Adliyenin karşısında polis ekipleri vardı. Karşı kaldırımda iki kişi yerde yatıyordu. Üstleri gazete kağıtlarıyla kaplıydı. Sonra katille hapishanede karşılaştım. O soğukkanlılığı, kininin nefretinin verdiği direnç gözümün önünde halen. Ağır Ceza Mahkemesinde Reis beye, o nefret dolu, duygusuz ses tonuyla, katilin duyarsızlığı ile öldürmesinin haklılığını babasının öcünü almış olduğu savıyla açıklıyordu. Sonra kendisi de bir katil olan Saddam’ın idama giderken o tüyleri ürperten sakinliği. Onun boynuna ipi geçirenin saldırganlığı. Saddam öldükten sonra onu idam edenler dans etmiş. Bunu Irak Ulusal Savunma Danışmanı bir gelenek olarak dünyaya anlatıyordu. Neden katiller var? Neden insanlar öldürdükten sonra dans eder? Katil olmak kolay mıdır? 25 yıl hapiste yatmış biriyle tanışmıştım. 3 kişiyi vurmuş. Namus davasına. Yatmış çıkmış. Yüzü nasıldı? Donuk, sessiz? Sordum kendime katiller öldürdükten sonra neden sakin olur diye?

Bunlar, Saddam hariç bireysel katillerdi. Ya psikolojik hastalıklarından, ya namustan, ya kan davasından öldürmüşlerdi ki yine de katil olmaları, birilerini öldürmeleri açıklanamazdı. Ya dini veya ulusal duygularından, kendileriyle özel hiç bir sorunları olmayan insanları katledenler? Ya bunları nasıl açıklamak gerek? Hiç bir ulus ötekinden üstün değildir. Hiç bir kişi bir ulusun, bir dinin, bir cinsel yönelimin üyesi olduğundan dolayı bir şeyler kazanmaz. Bir şey kaybetmeyeceği gibi. Her bir ulusun geçmişinde iyi şeyler de vardır, kötü şeyler de. Uluslar iyi şeylerle övünüp, kötü şeyleri görmezden gelemezler. Bu nedenle iyi, mükemmel bir ulus olamayacağı gibi, kötü, hakaret edilecek bir ulus da yoktur. Kişilerin değeri önemi kendine veya insanlığa yaptıkları katkılarla ölçülür. İnsanlar ürünleriyle vardır. Birey olarak bir şey üretemeyenler geçmişleriyle övünerek avunurlar, basitliklerini, hiçliklerini giderirler. Kişi basitliğini ailesinin, mensubu olduğu ulusun ya da dinin yüceliğiyle örtmeye kalkar. Bu acizliğin, bir hiç olmanın göstergesidir. Basitliğin meşrulaştırılmasıdır.

Neden bir kişi hiç tanımadığı bir insanı öldürür. Neden kişiler birey olarak çalışmak, üretmek yerine, bir şeylerle avunurlar? Katil Cuma namazından çıkmış ve öldürmüş. Acaba Tanrıya nasıl dua etmiştir? Tanrım öldürmek için bana güç ver mi demiştir? Ya Tanrı ne der, bu konuda. Ne dediği açık, ‘Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.’ (Maide Suresi 32). Tanrı Kutsal Kitap Kuran’da böyle diyor. Sonra Kuran toplumda bozgunculuk çıkaran, terör yapanların en şiddetli cezalarla karşılaşacağını söylüyor. Acaba katil camide Tanrının sözlerini düşünmüş müdür? Ya da birisi ona anlatmış mıdır?

Kimlik konusunda yazılmış olan makale üzerinde düşünürken kimliklerin bizi birbirimize düşman ettiğini anladım. Önyargılarımız kimliklerimizden geliyordu. Sonra bu cinayet. Türkiye’de, topluma verilen kahramanlık duygularıyla, küçük Polat Alemdarlar yaratılmıştı. Küçük beyinleriyle kendilerini kahraman olarak görüyorlardı. Küçük kahramanlar, büyük adamların sizleriyle cinayete gidiyorlar. Sonra, neden Türkiye’de en çok izlenen dizi filimler böyle kahramanlık, katilleri kutsayan dizilerde, Amerika’da Will and Grace ya da Sex and the City gibi aşk, eşcinsellik, seks ve arkadaşlık üzerine kurulu dizilerdir, diye düşündüm. Neden Amerikalılar kahramanlık dizilerini izlemedikleri halde, halen daha ABD dünyanın en güçlü ülkesidir?

Düşmanları var bazı insanların. Bazı insanların özel durumları var, Amerikalılar some people got issues diyorlar. Neden insanlar böyledir. Neden düşmanlarını tanımak istemezler. Katil Hrant Dink’i öldüreceğine, neden konuşmak istememiş. Sorsaymış kafasındakileri. Milliyetçiler neden Ermeni Patriğini ya da Rum Patriğini ziyaret etmezler. Gitsinler kiliselerde ayine katılsınlar. Bu insanların ne yaptıklarını kendileri görsünler. Bir şeylerden nefret edenler/edilenler, nefret ettikleri/edenlerle buluşsunlar. KAOS bir heyetle Diyanet İşleri Başkanına gitsin, Meclis Başkanına gitsin, Genelkurmaya gitsin. Herkes kendisine karşı önyargılı olana kendini anlatsın. Kendilerine uzanan silahlara karşı karanfiller verilsin, kırmızı güller verilsin. Travestiler Cinnah üzerinde insanlara karanfil dağıtsın. Papatya demetlerini trafikte duraksayan araçlardakilere versinler. Doğu ve Güneydoğuda imamlar,, öğretmenler, insanlara kardeş katlinin kötülüğünü anlatsınlar, sokaklarda küçük çocuklara çiçek versinler. Hediye versinler, sevgiyi göstersinler. TAYAD’lılar Şehit Aileleri Dernekleriyle buluşsun. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Ermeni liderlerini İstanbul’a davet etmesi önemli bir girişimdir. Keşke önceden davet olsaydı. Keşke bu cinayet bir neden olmasaydı.

Sevmek önemli. Sevginin gücü önemli. Sevgi önce kendimizden başlıyor. Kendimizi sevelim. İnsan olarak önemli olduğumuzun bilincinde olalım. Sonra karsımızdakini, bizden olmayanları. Onlara, onların bizi sevmedikleri halde bizim onlara insan olduklarından sevmemiz gerektiğini söyleyelim. Severek birbirimize karşı sorunlarımızı gideririz. Sevgi gerçek bir ilaçtır. Severek çoğalırız. Sevgi içimizdeki enerjiyi alır. Sevgi karşımızdakini anlamamıza yardım eder. Göngümüzü sevgiye açalım.

Küçük bir merhabanın kutsallığıyla çoğalalım. Çoğaldıkça güçleniriz. Konuştukça birbirimizi anlarız. Sevdikçe insanlaşırız.

Yunus’a kulak verelim;

''Sövene dilsiz gerek, dövene elsiz gerek,''

''Yunus sen derviş olamazsın, derviş gönülsüz gerek''

''Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil''

''Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil.''

Not: Bu yazı üzerinde çalışırken geçmişte işlenen cinayetlerden söz etmeyi ve bu cinayetin ne kadar profesyonelce tasarlanıp uygulandığı üzerinde yazacaktım. Ancak olanı tekrardan belirlemenin, insanların birbirine olan nefretini gidermedikten sonra ne anlamı vardı. Sevgi önemliydi.

Etiketler: insan hakları
Nefret