27/11/2013 | Yazar: Burak Kartal

Yarattığı yapay korku duvarı ile bizi çevreleyen ‘Arka Sokaklar’ gerek eril şiddeti gerekse iktidar şiddetini simüle ederek damarlarımıza kadar işlemektedir.

Şiddet Orgazmı, Erkekliğin ‘Arka Sokakları’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Mehmet Bozok hocama ithafen...
 
Çoğu zaman televizyon izliyor musunuz sorusuna hayır izlemiyoruz cevabını veriyoruz. Fakat bu kara kutunun saçtıklarına birileri maruz kalıyor peki ama kara kutunun aktardıkları kime, nasıl gidiyor? Eril dilin ve pratiklerinin normalleştirilerek bize sunulma hikâyesi; erkekliğin arka sokakları...
 
Bu sorunun cevabı elbette başka şeyleri de aramakta fakat benim dikkatimi çeken İstanbul’un sokaklarında geçen ve özel bir polis biriminin sokaklarda olan biteni denetlemesini anlatan Arka Sokaklar dizisinin bizlere sunduğu “erkeklikler” deneyimlerini ve siyasal iktidarın ideolojisini yeniden “Arka Sokaklarda” üretmesi üzerine...
 
Sırayla dizinin karakterlerinden başlayacak olursak en önce “Rıza Baba” karakterinin karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Rıza Baba, özel timin başında olan sevecen, nasihat veren, son kararı veren, problem çözücü ve iş hayatı dışında iyi bir aile babası olan bir karakterdir. Rıza baba, karakteri temsil ettiği özelliklerinin yanı sıra “baba” olması, devletin resmi polisinin lakabını böyle yansıtması hiç de tesadüf değildir.
 
“Zaman zaman gülümseten, zaman zaman da iç burkan bu hikâyelere; meslek yıllarının tecrübesi ve babalığıyla yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren Baş komiser Rıza Baba olur.”[1]
 
Heteronormatif bir toplum kurgusunda “Baba” çocuklarına bakan ve son kararı veren kişidir. Aynı zamanda aile kurumunun başat oyuncusudur. Çünkü baba dölleyen ve soyu devam ettiren kişi olarak ulus-devletin örgütleniş biçimi içerisinde kendisini temsil etmektedir. Zaten Rıza Baba da resmi olarak meşrulaştırılmış şiddetinin bir uzantısıdır.
 
Rıza Baba karakteri “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube’de emniyet amiri. Ekibin lideri, çimentosu, babası. Sezgileri, iradesi ve tecrübesiyle kendini mesleğine, ailesine, hayata adamış bir adam” olarak lanse edilmektedir ve bir kız çocuğu vardır. İlk sezonlarda kız çocuğunun erkek arkadaşlarıyla dolaşması, kendi başına hareket etmesi gibi meselelerde karşımıza sevecen baba tavrıyla çıkmasına rağmen kendi belirlediği “meşru sınırların” dışına çıkılması halinde ise aba altından sopa göstererek “Yeni nesil gençliğin nesi var?” gibi söylemler altında çocuğu üzerindeki baskısını hemen göstermektedir. Bir başka sezonda ise gene aynı iş yerinde çalışan başka polis ile kızını evlendirmişti. Artık aile kurumu devreye girince daha önceleri kızının erkek arkadaşı olmasına, bu duruma flört diyebilirsek flört etmesine veya kendi başına hareket etmesine kızan baba yelkenleri suya indirmiştir.
 
Böylece kadın-erkek ilişkisi süreç olarak biyolojik devamlılığı ve yeniden üretimi sağlama noktasına sessizce itilmiştir. Nihayetinde karısının ve çocuğunun, emek süreci ev işi gibi görünmeyen alanlara sıkıştırılarak erkek denetimin, kontrolün devamlılığı sağlanabilmektedir.
 
Rıza Baba karakterinin erkekliğini üretebilmesi ve temsili için bir “penise” ihtiyacı vardır. Normalde erkek çocuğu olmadığı için iktidar devşirebileceği ve bu devamlılığı sağlayabileceği kişi kendisi gibi polis olan Ali’dir. Neticede Ali de, Rıza babası gibi aynı neferi taşımakla mükellef ve polisliğin getirdiği vatanın bütünlüğüne sahip çıkma, iyi bir aile babası olma gibi nosyonlarla donatılmıştır. Ayrıca bütün bunları yaparken de gözü kara, kötülere karşı amansız ve cesaretli olmak zorundadırlar.
 
Dizinin konusundan bir alıntı;
 
“İstanbul. Bu şehrin her sokağını, herkes için daha güzel, daha yaşanır bir yer yapmak uğruna her türlü kötülüğe ve sıkıntıya meydan okuyan yürekli polislerimiz”
 
diye başlamaktadır ve dizi misyon olarak İstanbul sokaklarının sürekli kanunsuzlukla çevrili olduğunu anlatmaktadır. Bu kanunsuzluk tanımları ise “iktidarın” olumlayıp, olumlamadığı şeylerdir. Böylece neyi yapıp neyi yapamayacağımızı bize bireyler üstü temsil olan “Devlet Baba” söylemektedir. Eğer “devlet babanın” sözünden çıkarsak da babanın çocuklarını cezalandırmaktan çekinmeyeceği ve bundan doğal ne olabileceği mesajı verilmektedir. Üstelik sürekli olarak bu cezalandırılma motivasyonlarının tamamı ulusun iradesi olarak yansıtılmaktadır. Yarattığı yapay korku duvarı ile bizi çevreleyen “Arka Sokaklar” gerek eril şiddeti gerekse iktidar şiddetini simüle ederek damarlarımıza kadar işlemektedir.
 
Başka bir alıntı;
 
“Kısacası, polislerimizin ve ailelerinin hayatları ile İstanbul sokaklarının serüveni iç içe geçecek, kahramanlarımız; sevinçte, kederde, aşkta ve yalnızlıkta her zaman birbirlerinin yanında olacaklar. İçlerinden biri tökezlediğinde hep birlikte ona destek olup ayağa kaldıracaklar.”
 
Görüldüğü üzere polislik mesleği erkek sosyalizasyonunun ve devlet misyonunun iç içe geçtiği bir alan olarak anlatılmaktadır. Aynı zamanda oluşturulan bu erkeklik temsili kateksis bağı da içinde barındırmaktır. Burada refere ettiği duygusal bağlanmanın ortaya çıkarttığı sonuç “kadın bedeni” veya kadın bedeninin nesneleşmiş tezahürü olarak yansıtılmaktadır. “Keder, Aşk, Yalnızlık” hem mesleğe duyulan hem aile hayatlarına gönderme yapan hem de cinselliği heteronormatif yaşayan erkekleri işaret etmektedir.
 
Dizideki diğer karakterlere geçecek olursak, örneğin yakışıklı ve genç komiser “Murat”, ailesi dağılmış fakat hayatına oğlu ile devam eden ve sürekli öfke patlamaları yüzünden kontrolünü kaybeden “Mesut” ve Rıza babadan yaşça daha genç ve deneyimsiz olmasına rağmen aynı yolda ilerleyen “Hüsnü” gibi farklı, farklı erkeklik tipleri serpiştirilerek bizlere sunulmaktadır.
 
Murat iş sahibi, genç, vatana ve millete hizmet eden yakışıklı ve karizmatik tiptir. Böylece flört edebilir zaten dizi içerisinde kadınlarla arası iyi olandır ve gayet doğal bir kabuldür. Dizide sıkça bu karakterin “erkeklik namına” karizma saçmasına maruz kalındığı gibi karşılaştığı her problemi de başarıyla çözebilmektedir.
 
Keza Mesut ise evliliği sonlanmış, oğlu ile çatışmalar yaşayan sorunlu bir babadır. Dizinin bölümleri boyunca Mesut’un öfke patlamalarını ve şiddet halini tartışmaya açmak yerine “çocuğunu ve eşini terk etmiş kadın” teması işlenmektedir. Bu sayede “Mesut” öfke patlamalarına, suçlular karşısında “hadi sık” diyebilecek kadar tabancaların önüne geçebilme gibi “ereksiyon” hallerinin tümüne temsiline sahip ıstırap dolu bir vaka olarak karşımıza dikilir.
 
Bir sonraki karakterimiz ise Rıza baba kadar kilit bir noktada olan “Hüsnü”dür. Hüsnü orta sınıfa mensup kalabalık bir aile üyesi olarak tipleştirilmiştir. Hüsnünün eşi Suat’tır. Genel olarak Suat da eşi gibi heteronormatif aile kurumunun, orta sınıf mensubu olan kadın temsilcisidir. Evde ev işleri ile uğraşmakta olan, kocasından aldığı harçlıklarla (Hüsnü, Suat’a para verirken böyle diyor) alış-veriş yapan ve çocukları büyütmekle meşgul olan bir karakterdir. 5 çocukları olmasına rağmen erkek çocukları, kız çocuklarından ayrıcalıklıdır. Bölüm bölüm Hüsnü’nün ev hali içerisinde erkek çocukları evden kaçar, babalarına yalan söyler, babalarının cebinden para çalar veya kötü karneleri olsa bile sahte karne yapıp eve getirebilmektedirler. Suat genel olarak çocuklarının ne yaptığını bilmektedir ve oğullarına “yapmayın, babanız kızar” demesine rağmen her seferinde yaptıklarına göz yummaktadır. Buna karşın bütün bu olayların sonunda çocuklar yakalanır ve yaptıkları ortaya çıkar. Fakat Hüsnü karakterindeki baba temsili en sonunda kızar gibi yapmasına rağmen oğullarını affeder. Çünkü bu hareketler erkek sosyalizasyonu içerisinde erkeklerin yaşaması ve hayatı öğrenmesi için gereken zararsız “maceralar” olarak lanse edilmektedir. Ayrıca bu merakla karışık macera durumu her bölümde erkek çocukların giderek aşırılaşmasına neden olmaktadır.
 
Hüsnü karakterine ayrıca bir parantez açacak olursak; sanatçının boy gösterdiği bir başka dizi ise “Çocuklar Duymasın” dizisidir. Bu dizide “Özgür Ozan, Light Selami”yi canlandırmaktadır. Light Selami adından da anlaşıldığı gibi hafif olarak tanımlanan kişidir. Dizi boyunca “hegemonik” erkeklik tipi tarafından zor duruma düşürülen, ezilen ve dalga geçilendir. Karısının sözünü dinleyen, duygusal davranan ve bilmediği iş karşısında başkasına danışmayı temsil eden tipleme gerekli erkeklik kodlarını ve davranış biçimlerini taşımadığı için yeteri kadar erkek değildir. 
 
Light Selami’nin bir dizi sonrası karşımıza belinde silah olan karısını domine eden ve heteroseksüelliği temsil eden bir erkek olarak çıkması ise şaşırtıcı bir sonuçtur. Dizinin farklı siyasal iktidar dönemlerine göre çeşitli “erkeklik” hallerinin de betimlenişindeki değişim göze çarpmaktadır.
 
2002 sonrası siyasal iktidar ile beraber “Çocuklar Duymasın” dizisi içerisine yeni bir “Light Selami” karakteri devşirilmiş fakat artık “Taş Fırın” erkeği tarafından doğrudan sorgulanan biri olmaktan çıkmıştır. En azından dizinin bütün tartışması artık “tek bir erkeklik” tipine odaklanmaktan çıkmıştır. Liberalleşmek böyle bir şey olsa gerek.. Ayrıca kız ve erkek çocuklarının durumu ise tıpkı Rıza Baba’nın ve Hüsnü’nün babalık rolleriyle paraleldir. Flörtlerin kabulü, erkek arkadaşlarının varlığı “nişan” gibi bir güvence ile sağlanabilmektedir. Muhafazakâr demokratın ruh hali hazırda karşımıza çıkmaktadır.
 
Bütün bu roller ve erkeklik temsilleri bizlere farklı erkeklik kimliğinin inşasını göstermektedir. Sınıfsal ve ideolojik olarak farklı “kulvarlarda” erkeklikler oluşturulmaktadır. Hegemonik olanın zemini ekonomik ilişkilere ve temsile bağlı olarak değişmektedir. Fakat kati olan şey ise ataerkil yapının daimi olarak korunmasıdır.
 
Bu iki dizinin karşılaştırılmasında ise ilk yayınlanmalarından itibaren bu döneme kadarki değişimi “erkeklik” rollerinin uygulanışı ile beraber hegemonik erkeklik temsillerinin de farklılaşmasıdır. Bu duruma siyasal iktidarın katkısını da eklemeliyiz. Karar mekanizması ve denetim gene erkek egemendedir. Ataerkilliğin, erkeklere verdiği iktidar sadece görüntüsünü değiştirmiş ve fakat iktidarından bir şey kaybetmeden varlığını devam ettirmektedir.

Etiketler: medya
Nefret