03/06/2017 | Yazar: Gözde Demirbilek

Kadına yönelik şiddete hukukî ve psikolojik koruma mekanizmaları ve pratikteki uygulamalar İzmir’de tartışıldı.

Şiddet sonrası hukuki ve psikolojik koruma mekanizmalarımız neler? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kadına yönelik şiddete hukukî ve psikolojik koruma mekanizmaları ve pratikteki uygulamalar İzmir’de tartışıldı.​

Amargi İzmir grubu, Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde “Kadına Yönelik Şiddette Koruma Mekanizmaları ve Uygulamalar” paneli düzenliyor. Panelin ilk oturumunda Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Av. Candan Dumrul ve Psikolog Pınar Önen sunum yaptı.

Faillerin ‘ben naptım ki’ yüzü

Av. Candan Dumrul, dosya örnekleriyle kadınlara ve çocuklara yönelik istismarlarda yasaların faili desteklediği ifadeleri anlattı.

“‘Sarkıntılık düzeyinde’ ifadesi geçiyor. Siz bir otobüste tacize uğruyorsunuz, şikayet ediyorsunuz. Mahkeme bunun ‘ani gelişen’ bir olay olduğuna karar verildiğinde 5 yıl içinde aynı şikayetten yargılanmazsa sicilinden de siliniyor. Ve failler mahkemeye çıktığında yüzlerinde hep aynı şaşkınlık oluyor. ‘Naptım ki ben’ yüzüyle karşılaşıyoruz. Daha önce yüzlerce kez taciz etmiş, ilk defa biri şikayet etmiş. ‘Her zaman yaptığım bir şey, şimdi ne değişti’ ki tavrına kolayca bürünüyorlar.”

“Yine böyle bir çocuk istismarı dosyası var. Fail 6 yaşında bir çocuğu kandırarak sokaktan uzaklaştırıyor, çocuğun kardeşi bunu görüyor ve takip ediyor. Fail çocuğun elbisesini çıkartıyor ve vajinasına dokunmaya başlıyor o sırada kardeşi ‘Napıyorsun sen kardeşime’ deyip ağlamaya başlayınca fail kaçıyor sonra kamera kayıtlarından bulunuyor. Bu açıkça bir istismardır fakat mahkeme bunun sarkıntılık düzeyinde olduğuna karar verdi. 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını 2 yıldan 5 yıla kadara düşürdü.”

“Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için eskiden 15 yaş sınırı vardı. 15 yaşın altındaki çocuğun ‘daha mağdur’ kabul edildiği bir sınırdı bu. Sonra bir de 12 yaş sınırı geldi. Yasa 12 yaşın altındaki  çocuğu en mağdur, 12-15 yaş arası çocuğu daha az mağdur olarak görmeye başladı. Bu tam olarak sen 5 yaşındaki çocuğa tecavüz edersen ben sana ceza veririm ama 13 yaşındaki çocuk yetişkinliğe daha yakın onda biraz düşünürüm demek.”

“Sen güçlü ol ya, iyi ol” demekle kimse iyi olmaz

Psikolog Pınar Önen, şiddetten hayatta kalanla dayanışırken nelere dikkat etmek gerektiğinin altını çizdi.

“Kişinin arzusu her zaman değişmesi için yetmiyor. İnsanların  söyledikleri ve eylemleri uyuşmayabilir. Değişim çok zor ve çok uzun bir süreç olduğu için, inişli çıkışlı ve tekrarlara düştüğümüz bir yol olabilir. Yirmi gün boyunca aynı şeyi konuşuruz ama yirmi birinci gün bir tetikleyici olur, değişim o zaman kendini gösterebilir.Bu yüzden bir arkadaşımıza yardım etmek istediğimizde, dayanışmanın sabırlı bir yerden örülmesini sağlamamız gerekiyor. ‘Ya bunu defalarca konuştuk niye olmuyo’ diye tepeden ve telkin edici bir dil kullanmamamız gerekiyor. ‘Ya güçlü ol sen, iyi ol hadi’ dediğimiz için hiç kimse iyi olmaz.”

“Küçük sorumluluklar, küçük yetkilerle kişileri güçlendirebiliriz. Böylece kişiler eylemleriyle değişebilmiş olur. ‘Sen çay koyarsın ya, yaparsın kesin’ diyerek değil ‘Şu çayı koyar mısın’ diyerek belki, harekete geçirerek. Ama eşit bir yerden ilişki kurmada sınırları iyi saptamak gerekiyor. Bazen bu eşit ilişki kurma çabası mağdurluğu görmemeye yol açabiliyor.”

“Şiddet sonrası dayanışma ilişkisi kurduğumuz kişilerle açık ve dürüst olmak çok önemli ama bunu her zaman başaramayabiliriz. Kullandığımız dile de çok dikkat etmek gerekiyor. ‘Neden’ diye sormamamız gerek, şiddetin gerekçesi olabilirmiş gibi algılanabilecek ifadeleri kullanmamamız da. “Şiddetten sonra hayatta kalanla görüşürken soracağımız soruları önce kendimize ‘Bu soruya gerçekten gerek var mı?’ diye sormamız yerinde olabilir.”

“İçimizden geçen şiddet gördüğü partnerden ayrılması, boşanması ve hiç görüşmemesi olabilir ama burada arkadaşımızın da yetişkin olduğunu unutmamamız gerekiyor. Eğer kişiye hiçbir öznelik vermezsek, ne yapabiliriz ki? Değişimin uzun bir süreç olduğunu gözden kaçırabilip bir süre sonra sinirlenerek saygımızı kaybedebiliyoruz. Bunu yapmamak gerek.”

Program, Mor Çatı Kadın Sığınağı Deneyimleri sunumuyla Türkan Saylan Kültür Merkezi'nde devam ediyor.


Etiketler: insan hakları
Nefret