11/06/2019 | Yazar: Kaos GL

​Sevcan Tiftik, Kaos GL dergisinin 165. sayısına Rober Haddeciyan’ın Tavan romanını inceledi.

Sineklerin yoldaşlığından hemhâlliğe Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Sevcan Tiftik, Kaos GL dergisinin 165. sayısına Rober Haddeciyan’ın Tavan romanını inceledi: Bu roman sağlam bedenli olma haliyle, heteroseksüelliği ve sakat oluşla queerliği birlikte sorgulamaya olanak sağlıyor.

Gözden geçirilmiş yeni baskısıyla Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan Rober Haddeciyan’ın Tavan romanı, Türkçe olarak ilk 1997’de Telos Yayınları tarafından basıldı. Çevirisini Anahid Hazaryan’ın yaptığı Arasdağı adlı Ermenice roman 1983’te yayımlanmasının hemen ardından, aynı yıl Alek Manukyan Vakfı Edebiyat Fonu’nun birincilik ödülünü kazanıyor.

Gündelik rutinin içerisinde alışıldık ve sağlam bedenli hayatı, 4 Ocak günü sokakta muz kabuğuna basıp düşmesiyle kesintiye uğrayan adını bilmediğimiz başkarakterin hastane odasındaki yatağından bugününe ve geçmişe bakışını anlatıyor bu kitap. Anlatıcı başkarakter 16 Ağustos’tan itibaren yani kazanın tam yedi ay ve on iki gün sonrasında okuru, yaşamına ve aklından geçenlere ortak ediyor.

Başkarakterin kaldığı odanın, odadan görünen manzaranın, tavanın, uzamın başkarakterin odayı paylaştığı diğer canlıların, nesnelerin, hastane hareketliliğinin ve zamanın gündelik hayatımızda pek de duyumsamadığımız ayrıntılarını öğreniyoruz. Sahi en son ne zaman odanızda dolanan sineği gözlemlediniz? Onun bedenine ve hareketlerine ne kadar vâkıfsınız? Yatağınızdan, sandalye veya koltuğunuzdan algılayabileceğiniz sınırlı perspektife ne kadar maruz kaldınız? Kimseye rahatsızlık vermeyeyim diye yapmadıklarınız neler?

Ya da geçmişin tüm olasılıkları kestirilebildiğinde geleceğin müphemliği değişir mi?  Geçmişte yapılanın yerini başka bir edim aldığında sonuç matematik işlemlerindeki gibi değişecek midir? Kitapta paradoks halini alan hesap kontrolü metaforunun güdümüyle onu sakata dönüştürecek tüm etkenleri defalarca irdeler başkahraman –ki kendisi oldum olası böyle olduğunu belirtir (s.48)–. Tam da kaza gününde dükkândan çıkmadan, bir önceki günün işlemlerini kontrol eder ve açık veren hesabı yeniden hesapladığında başka sonuçlara varır kahraman. Bu işlemi birkaç kez tekrarladıktan sonra yanlışlığı yakalar: “Yanlıştan kurtulmak yetmez. Aynı zamanda yanlışın kökenini, insanı yanıltan noktayı bulup onu yok etmek ve böylece bundan sonraki işlemlerde aynı tuzağa düşmemek gerek.” (s. 48)

Felçli halini kabullenen anlatıcı yaşadığı kaza ile hesaplaşmaktan kendini alıkoyamaz ve 4 Ocak günü yaptığı her eylemi ve verdiği her kararı binlerce kez sorgulasa da tüm olasılıklar onu “kaderine” çıkarır:

Gerçekte ben tam altmış yıldır, yani doğduğum günden beri adım adım bu kazaya doğru yürüyordum. Bu buluşmayı kimse engelleyemezdi. Daha doğrusu, hiçbir şey, hiç kimse bu buluşmayı engelleyecek güçte değildi. İşte! Henüz birkaç dakika önce odamın tavanında kazaya yaklaştıran dakikaları izliyor, olayları inceliyordum… Hesaptaki yanlışlık, yanlışlığın kaynağına inmedeki inatçılığım, bu gecikme yüzünden müşterimin gelip beni esir almaş, benim aceleme rağmen müşterimin yavaş davranması ve daha neler (s. 64)

Kim bilir belki de karakterin kader inancı olmasaydı yaşadıklarını kabullenemeyecek ve tüm hesaplamaların, olasılıkların, sonuçların sarmalına hapsolacaktı. Bu da başka bir ihtimal işte! Kitaptaki bu bölümlerde başkarakterle birlikte biz de Black Mirror dizisinin interaktif filmi Bandersnatch’i izlercesine, kaza gününü hastane tavanında seyrediyoruz. “Evet! Gelin bin kez, on bin kez bu filmi benimle beraber seyredin. Şimdi söyleyin bakalım, bu gündelik olaylar dizisi içinde beni korkunç bir kadere, yarı ölüme doğru sürükleyen gizli bir işaret, bir iz var mı?” (s. 53)

Başa dönecek olursam bu kitap bizi yapmaktan hiçbir şeyin alıkoyamayacağı su içmenin, yemek yemenin, tuvalet yapmanın, kusmanın ve diğer pek çok edimin gerçekleştirilmesindeki sakınımların pek çok örneğini veriyor. Kişi en temel ihtiyacını bir başkası olmadan gideremiyorsa bu durum onun canlılığını azaltır mı? Normal şartlarda ortak paylaşımdaki hastane odanıza yeni gelmiş “karşı cinsiyetinizdeki” bir refakatçi siz uyanık halde yatıyorken yanınızda öylece soyunup geceliğini giyer mi? Anlatıcıya göre kendisinin bir eşyadan farkı olmadığından bir “kadın” yabancı, yanında rahatça soyunmaktan imtina etmez. Üstelik sakat başkarakter bu hislerinde yalnız değildir. Türkçe edebiyattaki özellikle ben anlatıcılığında kurgulanan romanlarda hatta otobiyografik romanlarda da erkek karakterlerin benzer yaratım ve düşünceleri görülmektedir. Örneğin Sonsuzluğa Nokta ve Sandalye: Ben Büyüyünce… Mavi Olacaktım kitapları bu bağlamda Tavan ile fazlasıyla benzerlik taşıyor.

Sakatlık temalı anlatıların tek benzerliği bu değil. Dışlanma pratiklerinin ortak noktaları biyopolitik dayatımlardan, maruz kalınan tavırlara, hak ihlallerine, kendini şeyleştirme ve iğrenç yaratık olarak görmeye değin varıyor. Tavan’daki başkarakter de tıpkı kendini eşyadan farksız gören diğer karakterler gibi kendini hem bir ev eşyasından hem de sinekten farklı görmüyor. Bu roman sağlam bedenli olma haliyle, heteroseksüelliği ve sakat oluşla queerliği birlikte sorgulamaya olanak sağlıyor. Bu durum özellikle başkarakterin odadaki her bir kıpırtı, özellik ve görünümünü iyice bellediği sineklerin ona yoldaşlığından hemhâlliğine uzanan anlarda görünür kılınıyor.

Hamiş: Romanı yayıma hazırlayan Artun Gebenlioğlu’nun bir müjdesi var. Tavan’ın devamı Arasdağin müüs goğmı (Tavanın Öte Yanı) Aras Yayıncılık’ın gelecek yayım programında yer alıyor[1]. İkinci kitabın da bir an önce okurlarına kavuşması dileğiyle…

Rober Haddeciyan (2018). Tavan. İstanbul: Aras Yayıncılık.

Kaos GL dergisine nasıl ulaşabilirsiniz?

Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz.

 


[1] Artun Gebenlioğlu. “‘Tavan’ Tekrar Okurlarıyla Buluşuyor”. Aras Yayıncılık. 19.06.2017. https://www.arasyayincilik.com/tr/makaleler/tavan-tekrar-okurlariyla-bulusuyor/32 Erişim tarihi: 08.02.2019.


Etiketler: kültür sanat