26/05/2020 | Yazar: Yasemin Öz

Lübnan, Uganda, Paraguay, Çin ve Hindistan’da pandemi süreci LGBTİ+’ları nasıl etkiledi?

Tesadüf değil: LGBTİ+’lar pandemide dünyanın her yerinde benzer sorunları yaşıyor! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi (UN Women) Enformel LGBTQI Ağı ve UN Globe, Covid-19’un LGBTİ’ler üzerindeki etkisini tartışmak için 13 Mayıs’ta online bir etkinlik gerçekleştirdi.

Lübnan: Sağlıkta ayrımcılık, sığınak yok, ev içi şiddet arttı!

Etkinlikteki konuşmacılardan Lübnan’dan Helem örgütünün direktörü Tarek Zeidan; pandeminin Lübnan’da gerçekleşen ülkesel protestoların akabinde geldiğini belirttikten sonra, gıda kaynaklarına erişim sıkıntısı olduğunu ve LGBTİ+lar için gıda teminine öncelik verdiklerini, yine sağlık hizmetlerine erişimde engeller yaşadıklarını, kronik hastaların dahi düzenli kullanmak zorunda oldukları ilaçlara erişmekte güçlük çektiğini, devletin ve STK’ların bu konuda bir destek sunmadığını ve LGBTİ+ların sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılık yaşadığını vurguladı.

LGBTİ+lar için Lübnan’da sığınak bulunmadığını, özellikle trans kadınlara kiralık ev verilmediğini, kiralarını ödeyemeyenlerin sokağa atılması nedeniyle barınma sorunu yaşandığını belirtti. Daha çok gıda ve restoran sektöründe çalışan LGBTİ+ların pandemi sırasında işsiz kaldıklarına ve gelir elde edemediklerine değindi.

Pandemi sürecinde LGBTİ+ların maruz bırakıldıkları ev içi şiddetin arttığını, bu konuda bir destek hattı olmadığını ve kadınlar için kurulmuş olan şiddetten korunma mekanizmalarından LGBTİ+larının kabul edilmedikleri için yararlanamadığını vurguladı. Pandeminin bu nedenlerle LGBTİ+ların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini, LGBTİ+ların yaşadıkları tacizler, aile içi şiddet ve barınma sorunları yüzünden intihar düşüncesine sürüklendiğini belirterek konuşmasını bitirdi.

Uganda: Adalete erişimde sorunlar, gözaltı ve polis şiddeti

Transgender Equality Uganda örgütü program asistanı Amanda True; pandemi sırasında LGBTİ+ların yoğun şekilde adalete erişim sorunu yaşadıklarını, gözaltına alındıklarını, virüs nedeniyle suçlandıkları ve hedefe konulduklarını, uzun süre avukat görüşüne dahi çıkarılmadıklarını, özellikle seks işçilerine karşı yoğun polis şiddeti uygulandığını, devlet başkanının yaklaşım ve politikalarının hizmete erişimi engellediğini, gıda ve temel hizmetlere erişemediklerini ve ihtiyaçlarını gideremediklerini, seks işçiliği ve kuaförlük hizmetlerinde çalışan LGBTİ+ların işsizlikle karşılaştığını aktardı.

Paraguay: Açlık ve şiddet

Transitar Paraguay örgütü kurucularından Xonorika Kira konuşmasında LGBTİ+lara ilişkin kamu politikası yürütülmediğini, LGBTİ+ların pandemi sırasında açlıkla yüz yüze geldiklerini, devlet desteği alamadıkları için uluslararası alandan destek almaya çalıştıklarını, LGBTİ+ların marjinalize edildiklerini, temel ihtiyaçlara erişimin yalnızca “değer verilenler” için uygun görüldüğünü, translara neredeyse soykırım uygulandığını belirterek, bahsedilmeyen her şeyin görünmez kalacağını vurguladı.

Çin: Ev içi şiddet

Pekin LGBT Merkezi direktörü Ying Xin konuşmasında pandemi sürecinde LGBTİ+ grupları desteklemeye önem verdiklerini, evden çalışma sistemine geçtiklerini, sürece adapte olmayı öncelediklerini, ruh sağlığı desteği ve translara destek gibi destek mekanizmalarını da işletmeye devam ettiklerini aktardı. Pandemi sırasında LGBTİ+ların aile içi şiddet, işsizlik, sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları güçlüklerden bahsederek, Birleşmiş Milletler birimlerinin LGBTİ+lara yönelik şiddetin sonlanması için hükümetlere acil çağrı yapmaları gerektiğini belirtti.

Hindistan: Ekonomik zorluklar ve sağlık hizmetlerine erişememe

Son olarak söz alan Hindistan HIV Enfeksiyonuna Karşı Dayanışma ve Eylem (SAATHII) örgütü Başkan Yardımcısı L Ramakrishnan konuşmasında; Hindistan’da kişilerin farklı özelliklerine göre maruz kaldıkları ayrımcılık biçimleri karşılaştırıldığında, LGBTİ+ların maruz bırakıldıkları ayrımcılığın en yüksek oranda olduğunu belirttikten sonra, pandemi sırasında LGBTİ+ların maruz kaldıkları ayrımcılıkları şu şekilde kategorize etti:

“Başta günlük kazanç elde edenler ve seks işçilerinin maruz kaldıkları olmak üzere ekonomik zorluklar, gıda güvensizliği, terapi ve hormon tedavileri dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine erişememe, kimlik belgesi uyumsuzlukları nedeniyle devlet desteklerinden yararlanamama, aile içi şiddet, ruh sağlığı sorunları.”

Pandemi sürecinde LGBTİ+lara verilen destekleri ise şu şekilde özetledi:

“Yaklaşık 4500-5000 trans kadına verilen parasal devlet desteği verildi, bazı eyaletler ağırlıkta trans kadınlara olmak üzere kumanya dağıttı, kuir/trans topluluklar tarafından nakit ve para yardımları yapıldı, Ulusal Kiliseler Konseyi tarafından 6 eyalette 400 kişiye destek verildi, Mariwala Sağlık İnisiyatifi tarafından 14 eyalette 16 gruba fon verildi, Yardım hatları destek verdi, akran grupları destek toplantıları düzenlendi, akran danışmanları eğitimleri verildi, Bazı vakıflar ve uluslararası örgütler tarafından fon verildi.”

Küresel durumun çerçevesini yansıtabilmek üzere küresel dağılıma göre seçilen etkinlikteki konuşmacıların tamamının farklı ülkelerde LGBTİ+ların pandemi sürecinde aynı sıkıntıları yaşadıklarını dile getirmeleri elbette tesadüf değil. Dünyanın her yerinde ataerkil, LGBTİ+ fobik ve muhafazakar önyargılara maruz bırakılan LGBTİ+lar, kapitalizmin sınıfsal sömürü düzeninde de en alt basamaklara itilenler olarak salgının ekonomik etkilerini de en ağır şekilde karşılıyorlar. LGBTİ+lar maruz bırakıldıkları çoklu ayrımcılıklar nedeniyle, pandemiden de olumsuz anlamda en çok etkilenen gruplar arasında olma konumuna itiliyorlar.


Etiketler: insan hakları, kadın, nefret suçları, çalışma hayatı, sağlık, dünyadan
Nefret