14/04/2010 | Yazar: Kaos GL

Moda dehası Tom Ford’un yönettiği “A

Tom Ford: Eşcinseller Her Ülkede Özgürce Evlenebilmeli Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Moda dehası Tom Ford’un yönettiği “A Single Man”, 16 Nisan’da vizyona giriyor. Sevgilisi Jim’i kaybettikten sonra hayatla bağlarını koparan 52 yaşındaki profesör George Falconer’in hikayesini beyazperdeye taşıyan film, konusu kadar kadrosuyla da iddialı. Yönetmen Tom Ford, oyuncular Colin Firth, Julianne Moore ve Matthew Goode, Kelebek’in sorularını Venedik’te yanıtladı.

Tom Ford bir zamanlar Gucci ve Yves Saint Laurent’in göz bebeğiydi, sonra onlardan ayrılıp kendi moda evini açtı. Çok geçmeden Vogue Hommes’un genel yayın yönetmeni Richard Buckley ile birlikte olduğunu, bu aşkın kendisine ilham verdiğini açıklayarak dikkatleri üzerine çekti. Öte yandan sinemaya olan tutkusu da biliniyordu. Ve yıllar süren bekleyişin ardından, “A Single Man” adlı filmde yönetmen koltuğuna oturarak bu tutkusunu özgür bıraktı.
 
Size öncelikle moda mı yoksa sinema mı diye sormak istiyorum...       

- Sorulması bile ayıp, elbette sinema... Moda gelip geçici, üstelik ticari bir iştir. Sinema ise insanın yaratacağı en güzel güç, çünkü kalıcı. Gucci’de çalışırken, modanın nasıl gelip geçici bir şey olduğunu gördüm. Eserlerim bugün vardı, yarın yoktu. Depresyona girdim. Bunun için de sinemayı seçtim.

İlk filminiz bir gey aşkını konu alıyor. Peki bu öyküde gerçek hayatınızdan da bölümler var mı? 

- Aslında bu bir kadın-erkek aşkı da olabilirdi. Ama biliyorsunuz ben tercihini gönüllü olarak ilan etmiş bir eşcinselim. Elbette benim de filme katkılarım oldu. Geçmişte biz eşcinseller bu durumu hep inkar etmek zorundaydık. Sevgilim kansere yakalandığında, hastaneye ziyaretine bile gidememiştim. Sonunda ıtalya’ya kaçmak zorunda kaldık. Eşcinsellik eskisi kadar olmasa da hâlâ bir tabu. Oysa özgürce dünyanın her yerine evlenebilmeliler bence...

Filmde Christopher ısherwood’un eserine ne kadar sadık kaldınız?
 
- Ben o romanı 20 yaşındayken okudum, sinemaya aktarmayı ise üç yıl önce kafama koydum. Ve kitaba yüzde 80 sadık kaldığımı tahmin ediyorum.

48 yaşındasınız ve hayli formda görünüyorsunuz. Bu işin sırrı ne?

- Botoks var. Ayrıca spor yapıyorum, sağlıklı besleniyorum. New Mexico’daki çiftliğimde, yarı hasta sevgilimle ve köpeklerimle mutlu bir şekilde yaşıyorum.
Colın Fırth: Gey’i Canlandırmak Değil Tom’a Ayak Uydurmak Zor

Bu yılki Oscar töreninde, “En ıyi Erkek Oyuncu” ödülünün en güçlü adaylarındandı Colin Firth... “A Single Man”daki eşcinsel George rolü sayesinde altın heykelciğe çok da yaklaşmıştı. Ödülü kıl payı farkla Jeff Bridges’e kaptırmış olsa da törende en uzun alkışlardan birini o aldı.

“A Single Man”da inanılmaz bir performans sergilediniz. Bir eşcinseli canlandırmak ve bunu yaparken eşcinsel bir yönetmen tarafından yönlendirilmek sizi zorladı mı?

- Doğrusu hiç zorlanmadım. Tek zorluk, filmi beş hafta gibi kısa bir sürede bitirebilmekti. Bunun için gece gündüz hiç durmadan çalıştık.

Tom Ford filmi çekmeye karar verdiğinde, George rolü için sizden başka kimseyi düşünmemiş. Tek bir alternatif isim yokmuş.

- Bu beni çok gururlandırdı. Kitabı zaten okumuştum. Senaryoyu gönderdiğinde de öncelikle sevişme ve öpüşme sahnelerini kurcaladım, hiçbir sorun yoktu. Asıl sorun Tom Ford gibi yaratıcı bir insanın ilk sinema deneyimine ayak uydurabilmekti.

Filmde size göre en can alıcı sahnesi hangisi?

- George’un, 16 yıllık sevgilisi Jim’in cenaze törenine katılmaması konusundan ailesinden uyarı alması...

Bu role hazırlanırken benzer filmler izlediniz mi?

- Tabii ki. Aslında George zor bir karakter. Onun duygularını, acısını mimiklerle seyirciye aktarmam gerekiyordu ve bunun için gey dostlarımdan yardım aldım.

Eşcinsel hakları konusunda neler söylemek istersiniz?

- Bence eskiye oranla bir kıpırdanma var. Seçimlerini daha rahat açıklayabiliyorlar. Ama yasal haklarda önemli eksikler var tabii... Bence dünyanın her yerinde evlilik hakları olmalı.
Julıanne Moore: Eşcinsellerle Dostluk Yaşamımı Zenginleştiriyor

Üstün oyunculuk yeteneğine ve rol aldığı kaliteli işlere rağmen bir türlü Oscar heykelciğine ulaşamayan Julianne Moore, bu durumu kafasına takmış görünmüyor: “Oscar’da şanssız olabilirim ama sinema dünyasında çok şanslıyım. Çünkü teması yoğun kült filmler için tercih ediliyorum.”

Siz bu filmde umutsuz, çaresiz, hayatına kıymaya kararlı bir gey’le dostluk kuran bir kadını canlandırıyorsunuz. Bildiğim kadarıyla bu rol size çok uzak değil, çünkü gerçek hayatta da pek çok eşcinsel arkadaşınız var.

- Evet, çünkü eşcinsellerle dostluk insanın yaşamını zenginleştiriyor. ılginçtir, gey’ler zaman zaman size “Eşcinsel olmasaydı benim için ideal bir sevgili, sonra da eş olurdu” diye düşündürür. Tabii bu bir paradoks. Çünkü eğer gey olmasa bu dostluk da bu kadar rahatlıkla kabul edilemez, bir yerde kopar gider.

Sizin bugüne kadar bir kadına ilgi duyduğunuz, fiziksel yakınlık kurduğunuz oldu mu?

- Hayır, sadece erkeklerle seviştim. Ama çekimleri devam eden “The Kids Are All Right”ta rol gereği bu deneyimi yaşadım.

Biraz da Tom Ford’dan söz edelim...

- Aslında filmdeki kadın için George neyse, benim için de Tom o... Aramızda inanılmaz bir dostluk var. Dertlerimizi paylaşırız, sorunlarımızı konuşuruz. Sevgilisi kendisinden yaşça hayli büyük ve sağlıksız olmasına rağmen ona melek gibi bakıyor. Bu film projesinden bana birkaç yıl önce bahsetmiş ve “Seni kadroya aldım” demişti zaten.

50 yaşınıza yaklaştınız. Yaşlanma korkusu duyuyor musunuz?

- Elbette, bundan kim korkmaz ki? Dönüşü olmayan bir yolculuk bu... Korkuyu da “Ne kadar daha yaşayabileceğim” sorusu yaratıyor. Gençken, gençliğin sonsuza kadar süreceğini sanırsın. Oysa zaman çok çabuk geçiyor.

Geçen yılların hiç mi artısı yok?

- Olmaz olur mu... Örneğin ben çocukken çok çirkindim. Her yerim çilliydi, gözlük takardım, çırpı bacaklıydım. Onun için sonradan halime şükrettim.
Matthew Goode: Julıanne’le Sevişmek İsterdim, Kısmet Colın’eymiş

Her ne kadar onu Woody Allen’in “Match Point” filminden tanıyor olsak da, Matthew Goode aslında ıngiliz tiyatrosunun önde gelen genç yeteneklerinden biri...

Önce film teklifinden başlayalım...

- Tom Ford aradı, Colin Firth’in filmdeki sevgilisi Jim rolünü önerdi. “Senaryoyu oku, acil yanıt ver” dedi. Bir de baktım ki daha önce çevirdiğim gey filmlerinden çok daha sert. Düşünün Colin ile ateşli bir şekilde öpüşecek, sevişecektim.

Bu projeye “evet” demeden önce sevgilinize danıştınız mı?

- Evet... Sophie (Dymoke) duyar duymaz “Çıldırdın mı, oyuncu kadrosunu görmedin mi? Hemen kabul et” diye çığlık attı.

Peki zorlandığınız sahneler oldu mu?

- Doğrusunu isterseniz Julianne Moore ile öpüşmeyi, sevişmeyi yeğlerdim. Ama kısmet Colin’eymiş. Onunla yakınlaşmamı gerektiren sahnelerde biraz zorlandım açıkçası...

Eşcinsellik konusunda katı değilsiniz herhalde...

- Elbette değilim, saygıyla karşılıyorum. Bir hayat tercihi bu... Keşke insanlar daha hoşgörülü olabilse...
Kitabı Türkçeye Fatih Özgüven çevirdi: http://www.metiskitap.com/scripts/catalog/book.asp?id=1024
 

Etiketler: kültür sanat
Nefret