20/11/2019 | Yazar: Gözde Demirbilek

İzmir Barosu’nun Nefret Suçu Mağduru Transları Anma konferansı, yürüyüşün ardından gerçekleşti.

“Translara yönelen şiddetin üniformalı haline her an maruz kalıyoruz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İzmir Barosu’nun Nefret Suçu Mağduru Transları Anma konferansı, yürüyüşün ardından gerçekleşti.

İzmir Barosu, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü için 18 Kasım’da Hande Buse Şeker’i katleden polis memurunun yargılandığı davanın üçüncü duruşmasından sonra bir program gerçekleştirdi.  Program, basın açıklaması ve polise rağmen yürüyüş ile başladı; konferans ile devam etti.

“Şiddetle karşılaşınca avukatları yanımızda görmek istiyoruz”

İzmir Barosu LGBTI+ Hakları Komisyonu’ndan Av. Hüseyin Ekin Durmuş’un moderatörlüğünü üstlendiği konferansın ilk konuşmacısı Pembe Hayat LGBTİ + Dayanışma Derneği’nden Cihangir Öz adaleti dönüştürme üzerine konuştu:

“İzmir Barosu’na buradan çok teşekkür ediyorum böyle bir imkânı sağladıkları için. Az önce yürüyüş esnasında gördüğünüz gibi bir erkeklik ve sistem performansına maruz kaldık. Hikayemiz nerede başlıyor? Kadın olmadığımızı anladığımızda başlıyor, erkek olmadığımızı anladığımızda başlıyor; her ikisi birden olmadığımızı anladığımızda başlıyor.”

“Neden bu başlığı seçtik? Adaletin dengelenemeyen terazisi, her sokağa çıktığımızda iktidarın nefret grupları olarak bize geri dönüyor. Sizden beklediğimiz, bizim özgürleşmeden sizin de özgürleşemeyeceğinizin farkında olmanız. Görüyorum ki İzmir Barosu bunun farkında. Ne kadar güzel, dünyada örneği ne kadar da az.”

Öz, transların sokaktaki üniformalı şiddetle karşılaştıklarında yanlarında avukatları görmeye ihtiyaç duyduklarını belirtti:

“Bize diyorlar ya ‘bunlar aile kurumuna karşı’, ‘cinsiyetleri yok edecekler’; bizim kimsenin ailesinde cinsiyetinde gözümüz yok ama kimsenin de bizimkinde olmasın. Heteronormatif iktidarın bizi hayattan nasıl sürüklediklerini anlatmak istiyoruz. İhtiyaç buradan doğuyor.”

“‘Transların neye ihtiyacı var?’ sorusuna hep birlikte cevap verebiliriz: Biz sokakta o şiddetle karşılaştığımızda yanımızda avukatları görmek istiyoruz. Bu dünyadan göçtüğümüzde gelen birkaç dost avukat bize yetmiyor. Bu ihtiyaçla birlikte yoldaşlığı örebilmeyi istiyoruz.”

“Polis ‘fuhuşu’ engellemek isterken daha çok ‘fuhuşu’ örgütlüyor”

Konferans’ın ikinci konuşmacısı İzmir Barosu LGBTI+ Hakları Komisyonu’ndan Sena Yazıbağlı, Kabahatler Kanunu’nun Alsancak’ta seks işçiliği yapan translara nasıl uygulandığını anlatmakla başladı:

“Ciddi bir bilgi eksikliği ya da bilinçli bir şekilde ‘fuhuşla’ mücadele ederken ‘fuhuşu’ da artırıyorlar. Alsancak’ta yaşayan ve seks işçiliği yapan transların çoğu aileleriyle görüşmüyor. Kazandıkları paraları varsa banka hesaplarına koyuyorlar ve 153 TL kabahat cezasını ödemezse bloke oluyor, tedbir konuyor. Ha ama eğer yoksa parası, o cezayı ödeyebilmek için yeniden ve yeniden o engellemeye çalıştıkları ‘fuhuş’ yeniden üretiyorlar zaten.” 

Yazıbağlı, Alsancak’ı kapatan polis memurlarının tavrını kendi deneyimi üzerinden şöyle özetledi:

“Alsancak’ta çalışan trans kadınları sokağa bile çıkartmayan polis memurları duruyor. Daha geçtiğimiz hafta, önce polis memuruyla ardından amiriyle görüştüm. ‘Ben bu aileleri kimseye yedirmem (Alsancak’ta yaşayan aileleri kas ediyor), gitsinler Pınarbaşı’nda yaşasınlar’ diyor. ‘Pınarbaşı’nda aile yok mu?’ diye sorduğumda o başta ‘Avukat Hanım, Sena Hanım’ demeler bitiyor ve ‘Bak Sena’ demeler başlıyor. Kendi ahlâk anlayışlarını, her yere yaymaya çalışıyorlar.”

translara-yonelen-siddetin-uniformali-haline-her-an-maruz-kaliyoruz-1

“Eşit sayılmıyoruz, göç etmek zorunda kalıyoruz”

Konferans’ın son konuşmacısı İzmir Barosu LGBTI+ Hakları Komisyonu’ndan Stj. Av. Evrim Demirtaş oldu. Demirtaş, kendi deneyimi üzerinden trans avukatların meslekte yaşadığı problemleri anlattı:

“Bu sunumu hazırlarken, sadece kendi deneyimim üzerinden gitmemesi için araştırmalar yaptım ‘Trans avukatlar nerede, ne yapıyor, nasıl zorluklar yaşıyor?’ diye, ancak o kadar veri yok ki bir trans kadın avukat olarak kendi hikâyemi anlatmam gerekti.”

 “Benim hikayem Kayseri’de stajımın onaylanmaması ile başladı. Üç ret oyuyla askıya çıkmadım. Gerekçeli karar istediğimde, kararda gerekçe olmadığını gördüm ve daha fazla orada kalamadım. ‘Kadın mı erkek mi’ tartışması benim orada daha fazla kalamamamla sonuçlandı. Eşit sayılmıyoruz, göç etmek zorunda kalıyoruz, adalete erişemiyoruz çünkü Medeni Kanun Madde 40’a erişebilmek için para gerekiyor. Paraları olmadığında, trans kadınlar için Madde 40 da yok aslında.”

“‘İyi trans dosyalarına bakarsın’ diyorlar”

Demirtaş, İzmir’de başlayan staj dönemiyle birlikte sık sık ‘İyi, sen de trans dosyalarına bakarsın’ dendiğini şöyle aktardı:

“Hiçbir davayı daha önemli daha önemsiz diye ayırmam, trans davalarına elbette bakacağım ancak yanında çalışmak için görüştüğüm avukatlardan genelde ‘İyi, sen de trans dosyalarına bakarsın’ yanıtını alıyorum. Türkiye’de Trans Dosyaları Hukuk Fakültesi gibi bir fakülte olmadığına göre, neden sadece trans dosyalarına bakayım ki? Mesleki yeterliğim sürekli olarak cinsiyet kimliğim üzerinden yorumlanıyor. Sürekli bir ‘Yapabilir mi?’  sorusuyla karşılaşıyorum.”

Konferans Demirtaş’ın sözlerinin ardından soru cevap etkinliği ile sona erdi. 


Etiketler: insan hakları
Nefret