06/12/2013 | Yazar: Ömer Akpınar

Van’da Gençlik ve Ekoloji Derneği Ekogenç’in tüzüğündeki ‘cinsel yönelim’ ifadesi Valilik engeline takıldı.

Van Valiliğinden Ekogenç’e ‘Cinsel Yönelim Ahlaksızlığı’ Davası! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Van’da Gençlik ve Ekoloji Derneği Ekogenç’in tüzüğündeki “cinsel yönelim” ifadesi Valilik engeline takıldı. Dernekten Cevahir Yiğit Böke, Valiliğin açtığı dava ve LGBTİ mücadelesiyle ilgili kaosGL.org’un sorularını yanıtladı.
 
Gençlik ve Ekoloji Derneği’nin tüzüğündeki “cinsel yönelim alanlarında çalışabilir” maddesi Van Valiliği tarafından yargıya taşındı. Dernekleşme aşamasında bu birbirinden ayrıymış gibi görülen iki alan arasındaki bağlantıyı nasıl kurdunuz?
Cinsel yönelim ve ekoloji ikisi de birbiriyle çok bağlantılı, bunları ayırt edemeyiz. Tabii ekoloji sadece cinsel yönelimle bağlantılı değil, birçok hak temelli sorunsal alanla bağlantılıdır; çünkü ekoloji endüstralizme başkaldırıdır, mücadele alanıdır. Cinsel yönelim de, kadın hakları da, çocuk da, işçi de, genç de hatta başörtülü de ekolojinin birer parçasıdır.
 
Türkiye’de çokça hissedilir bir heteroseksistlik söz konusu bu da LGBTİ’lerin yaşam alanlarına taciz olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca eşcinsellerin üzerinde heteroseksüel tahakkümü söz konusu… Biz ekolojik bir toplumu savunurken ve ekolojik bir yaşam isterken, nasıl LGBTİ’lerle bağlantı kurmayalım ki, işte tam da buradan yola çıkarak bağlantı kurabiliyoruz. Ayrıca evren hunharca tarumar edilirken, heteroseksist olmayan herkese karşı da bir tarumar söz konusu buradan yola çıkarak da bağlantı kurabiliriz ve en önemlisi cinsel yönelim kavramını kullanırken biz eşcinselleri, heteroseksüelleri, interseksüelleri, aseksüelleri de açıklamış oluyoruz. Zaten doğanın içerisinde bu yönelimlerin hepsi var, insanlara yakın bir cinsel yaşamları olan hayvanlarda da mesela bu yönelimler gözlemlenebiliyor. Doğa bu bağlantıyı kurmuşken bizim bağlantı kurmamamız küstahlık olurdu.
 
Derneğin tüzüğünde “ahlaksızlık” olduğu suçlamasıyla karşılaştınız. LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) derneklerinin oldukça aşina olduğu bu engele karşı nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz?
“Ahlaksızlık” bu kavram zaten başlı başına sırıtan bir kavram, hele ki bu ülkede daha fazla havada dolaşan bir kavram. Ahlakı yeniden tanımlamak gibi derdimiz yok bizim velev ki ahlaksızız kime ne… Tabii burada hukuk ve ahlak arasında bağ kurmakta fayda var. Hukuk zaten heteroseksist, kapistalist toplumun ve devletin ahlaksızlığını meşrulaştırma çabasıdır. Ahlaktan bahsetmekse zor, ahlak olarak dayatılan özünde ahlaksızlaştırma gayretidir. Ahlaksız etiketi yapıştırarak, etkisizleştirme, yok etme ve yaftalama işte tam da politikleşen birey ve toplumu pasifize etmenin temelidir.
 
Bu ülkede aslında ciddi bir ahlaksızlık var, LGBTİ’leri görmeyen, görmezden gelen devletin ve sistemin kendisi ahlaksızdır. Elbette dava süreci var, bu dava sürecinin sonucunu bekleyeceğiz ve çalışmalarımızı engellediği için de Valilik hakkında şikâyette bulunacağız. Mayıs 2013’te kurulduk; herhangi bir çalışma yapmamıza izin vermiyorlar, genel kurul düzenleyeceğiz sorun çıkartıyorlar. Yine de tüm engellemelere rağmen 2013 bitmeden genel kurulumuzu düzenlemek istiyoruz; çünkü örgütlenmek bir haktır ve bizler örgütlenirken Van Valiliğinden izin almıyoruz, devletten izin almıyoruz; sadece bilgi veriyoruz. Ekoloji ve LGBTİ örgütlerle bu süreçte daha bir yakınlık geliştirebiliriz, hem LGBTİ örgütlerinin “geçmiş dava deneyimlerinden” faydalanıyoruz. Ekogenç’in çalışmaları devam edecek, ayrıca bu sürece olumsuz bakmıyoruz, böyle olumsuz durumlar bizleri daha çok birbirimize bağlıyor. Belki de bir gün Onur Haftası etkinliklerinin bir kısmı Van’da olur. Hatta 2014’te yapılabilir.
 
Tüzükte ayrıca örgütlenme şekliniz de kabul edilmedi. Hiyerarşik olmayan bir örgütlenmeyi yok sayan bu kararı nasıl yorumluyorsunuz?
Üzülüyoruz. Böyle kamu hizmeti veren memurların, valilerin olmasından dolayı üzülüyorum, böyle durumlara vakit harcayacaklarına, asıl işleri olan yurttaşa hizmeti yapsalar ya… Davaya sebep olan iki maddenin birbirinden farkı yoktur. İkisi de ‘benim dediğim olacak, ben ne dersem o olur…’ yaklaşımları. Türkiye’de böyle bir sorun var. Devlet sizi iliklerinize işleyene kadar korkutmaya çalışıyor. Bu hükümet sürecinde de zaten cinsel organlarımıza kadar dokundu. Biz onların bu yaklaşımına güleceğiz, eğleneceğiz, akşam yemeklerinde dostlarımızla bir araya gelince geyik muhabbetleri çevireceğiz; çünkü biz gülerek ve eğlenerek mücadele ediyoruz. Yine mücadele edeceğiz, dayatmaya çalıştıkları sisteme çomak sokacağız; ancak unutulmaması gereken bir alt metin var burada asıl onlar bizden korkuyor; çünkü biz onların egemenliklerini sınırlayacak yeni idare modelleri sunuyoruz, uyguluyoruz ve onların koltuklarını sallıyoruz. Bu keyifli bir şey, zaten istediğimiz tamda budur.
 
Son olarak, Ekogenç dava süreci sonrasında ne gibi çalışmalar yapacak? LGBTİ örgütleriyle ne gibi ortaklıklar bekleyebiliriz?
Ekoloji alanında çalışıyoruz, çalışacağız. Bununla ilgili yerel yönetimlere müdahil olacağız, kırsalda organik tarım konusunda çalışmalar yapacağız, eğitimler ve bununla ilgili projeler… LGBTİ örgütleriyle bağımız sürekli olacak, olmalı, aksi düşünülemez zaten. Bir kere Ekogenç olarak bir bellek edinmemiz gerekiyor, en başta burada dayanışmamız lazım, ayrıca doğanın kendisinde cinsel yönelimler var ve en önemlisi hem ekoloji hareketi hem de LGBTİ hareketi heteroseksist zihniyete, eril sisteme karşı muhalif harekettir, mücadele alanlarımız da ortaklıklar var. Kaldı ki LGBTİ örgütleri de bireysel hak mücadelesi verirken, yaşadıkları evrenin de mücadelesini vermeliler… Öze dönecek olursak da, hak mücadelesi veren hiçbir yapıyı birbirinden ayırt etmeden dayanışmak gerekiyor; çünkü evren bir bütündür ve her birimiz o bütünün bir parçasıyız.     

Etiketler: yaşam, ekoloji
Nefret