22/06/2020 | Yazar: Yıldız Tar

HIV’e güncel yaklaşımlar İstanbul Onur Haftası’nda konuşuldu: HIV ile yaşayanlar özellikle sağlığa erişimde, iş yerlerinde ve ilişkilerinde çok fazla ayrımcılığa maruz kalıyorlar.

“Velev ki HIV pozitifiz diyebilmemiz gerekiyor!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

28. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası bugün (22 Haziran) başladı. 28 Haziran’a kadar çeşitli online söyleşi, atölye, parti ve forumlarla devam edecek Onur Haftası’nın ilk gününde HIV’e güncel yaklaşımlar konuşuldu.

Zoom üzerinden yapılan ve elliden fazla kişinin katıldığı söyleşide Bursa Özgür Renkler Derneği’nden Semih Özkarakaş’ın moderatörlüğünde HIV aktivistleri Bora, Defne Güzel ve Yunus Emre Demir konuştu. Semih Özkarakaş açılış konuşmasında, son günlerde çeşitli kanallarla sıkça gündeme gelen HIV ile ilgili güncel sorunları tartışmak istediklerini söyledi. HIV’le yaşayan kişilerin maruz bırakıldığı insan hakları ihlallerine de dikkat çeken Özkarakaş, “Her geçen gün daha fazla duyarlı olduğumuz HIV pozitiflere yönelik ayrımcılığı tartışacağız” diyerek sözü İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası gönüllüsü Bora’ya bıraktı.

Temas öncesi ve sonrası profilaksisi

Bora, temas öncesi profilaksisi (PREP) ve temas sonrası profilaksisinden (PEP) bahsetti. Riskli temas öncesinden PREP kullanılabileceğini belirten Bora, PREP ve PEP kullanımına ilişkin bilgileri paylaştı. PREP ve PEP’in dünya genelinde geçerliliği kanıtlanmış bulaş önleyiciler olduğunu söyleyen Bora, PREP ve PEP ilaçlarının fiyatlarının Türkiye’de yüksek olduğunu belirtti.

PREP ve PEP’i yaygınlaştırmak için adımlar atılması gerektiğini söyleyen Bora, “Çoğu doktorun PREP ve PEP’ten haberi yok. İlaçların fiyatları ise şu an tamamen ticari bir konu maalesef. Önümüzdeki süreçte PREP ve PEP’in ne kadar erişilebilir olacağını göreceğiz. Öte yandan HIV’le yaşayan kişilerin ilaçları en fazla 15 gün fazla veriliyor ve bir şekilde ilaçlarınızı kaybettiğinizde sorun yaşanıyor” şeklinde konuştu.

İğneyi kendimize batırmak: AIDS’li İğne

Ardından Bursa Özgür Renkler Derneği’nden Defne Güzel, KaosGL.org’ta hazırladığı “AIDS’li İğne” dizisinden bahsederek başladığı konuşmasında, “2019 Aralık ayında sosyal medyada yaşanan HIV tartışmaları hepimizin malumu. Bu tartışmalar aslında bir taraftan da HIV ile yaşayanlara sistematik şiddetin uygulandığı tartışmalardı. Dışardan çok fazla HIVfobik söylem gelirken daha üzücü olan şey LGBTİ+ hareketinin içinden, eşimizden, dostumuzdan bu söylemleri destekler nitelikte cümleler duymak oldu” dedi.

Güzel bu tartışmaların ardından AIDS’li İğne yazı dizisinin oluştuğunu ve Kaos GL ile birlikte HIV ile yaşayan LGBTİ+’ların insan haklarını izlemek için bir rapor çalışmasına başladıklarını söyledi. Güzel bu iki çalışma ışığında bugün HIV pozitifler için temel ihtiyaç ve sorunları şöyle sıraladı:

“HIV ile yaşayanların hayatında statü tartışmasından daha çetin süreçler var”

“Statü paylaşıp paylaşmama tartışmaları yürütülürken bir taraftan HIV ile yaşayanlar özellikle sağlığa erişimde, iş yerlerinde ve ilişkilerinde çok fazla ayrımcılığa maruz kalıyorlar. HIV ile yaşayanların hayatında statü tartışmasından daha çetin süreçler var.  Gerçekleştirdiğim mülakatlarda da dikkat çeken nokta buydu. HIV ile yaşayan LGBTİ+’lar çok fazla sağlık personellerinin ayrımcı tutumlarıyla karşılaşıyorlar. Sırf cinsiyet kimlikleri veya cinsel yönelimlerinden ötürü HIV ile yaşayanların hakları gasp ediliyor. Personeller statüleri ifşa ediyor, doktorlar azarlıyor, eczacılar kişi bilgilerini rızasız paylaşıyor.

Cinsiyet kimliğimi ya da yönelimimi zorunda kalırsam bir noktada açıklarım ama HIV statümü asla açıklayamam, hayatımı kaybederim diyen HIV ile yaşayanlar iş yerlerinde HIV testine tabii tutuluyorlar ve kişinin statüsü herkese ifşa edilip kişiler işten ayrılmaya zorlanıyorlar.”

“HIV hepimizin meselesi”

Güzel ayrımcılık yapanların yaptıkları ayrımcılığın yanlarına kâr kaldığını da vurgulayarak, “Danışmanlık veren örgütlerin önce kendi içlerinde güvenli ortamı yaratabilmesi sonra da danışmanlık kapasitelerini HIV konusunda güncellemeleri gerekiyor. HIV ile yaşayanlar bütün bu olan bitene rağmen açılıyor, örgütleniyor, bizim aramızdaki dayanışma büyüyor. Bu örgütlenmenin ve büyümenin karşısında değil içinde olmak gerekiyor. Toplumun HIV’e dair önyargıları maalesef değişmedi. Bu önyargıların karşısında ses çıkarmak gerekiyor. HIV hepimizin meselesi. O yüzden hepimizin bu konuda söz üretmesi ve HIV ile yaşayanları güçlendirmesi gerekiyor” dedi.

İstatistikler ve HIV politikası

Son olarak İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası gönüllüsü Yunus Emre Demir, “Açık kimlikli bir biseksüelim ve ilk doktor deneyimimde ‘Bari kadınlara bulaştırma’ gibi bir tepki ile karşılaştım. Bifobi ve HIVfobinin birleştiği yerdi” dedi. Demir, Türkiye’de HIV politikası üreten kurumların yetersizliğinin kendisini zorladığını belirterek şöyle devam etti:

“HIV politikası ikiye ayrılıyor. Bunların ilki HIV’le yaşamayanlara dönük politikalar. Koruma ve önlemeye dönük politikalardan bahsediyorum. İkincisi ise HIV’le yaşayanlara dönük politikalar. Türkiye’de ve dünyada yaygın olarak HIV politikaları denildiğinde ilki anlaşılıyor. Ne yazık ki Türkiye’de ağırlıklı politika HIV’le yaşamayanlara dönük cinsel sağlık politikası ve ayrımcılık bu cinsel sağlık eğitimlerinin çok küçük bir bölümünü kaplıyor.”

Demir, HIV’e dair istatistiklerin çarpıtıldığını söyleyerek, “HIV yayılımının artmasına ilişkin istatistikler, ‘HIV salgını var’ diye yorumlanıyor ancak Türkiye’de özellikle son dönemlerde anonim test merkezlerinin arttığını gözlemliyoruz ve rakamlardaki artışın bununla ilişkisi görmezden geliniyor” dedi ve ekledi:

İstatistiğin kötüye kullanılması sonucu yapılan “HIV heterosekseüllerde daha yaygın” çıkarımı, LGBTİ+’lar için cinsel sağlık hizmetlerinin gelişmesinin önüne geçerken -veya bu hizmetlerin üretilmemesi için bahane olurken- aynı zamanda HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların maruz kaldığı hak ihlallerinin de görünmez kılınmasına sebep oluyor.”

“Velev ki HIV pozitifiz diyebilmemiz gerekiyor”

Tanı alan kişilere doktorların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini sorduğunu ancak birçok kişi için doktorlara cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini açıklamanın çok kolay olmadığını vurgulayan Demir, “O beyanlar da doğru olarak alınmayabiliyor. Örneğin ben biseksüelim demiştim ancak onu gey diye yazdıklarını görüp müdahale ettim.  İstatistikler bize HIV’in herkes için önemli olduğunu söylüyor ancak HIV derneklerinin ısrarla HIV bir eşcinsel hastalığı değil vurgusu HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların ihtiyaçlarının karşılanmamasına yol açıyor. Bu durum LGBTİ+ dernekleri için de geçerli. HIV’le anılmak istemeyen LGBTİ+ kurumları da bu söylemi öne çıkarabiliyor. Bu cümle, yani ‘HIV bir eşcinsel hastalığı değildir’ cümlesi doğru bir cümle elbette ancak HIV politikasında belki de en önemsiz cümle günümüzde. Bu yaklaşım ve istatistiklerin bu şekilde yorumlanması devletin HIV politikası üretirken hiçbir LGBTİ+ derneğine danışmaması sonucunu da doğuruyor” şeklinde konuştu.

Demir, “Velev ki ibneyiz” sloganını hatırlatarak; “Bu velev ki cümlesini HIV için de kurmamız gerekiyor. Velev ki HIV pozitifiz diyebilmek gerekiyor” dedi.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı, sağlık
Nefret