24/01/2012 | Yazar: Gülistan Aydoğdu

Gültekin Akyar’ın ilk kitabı ‘Yedi Rengin Fısıltısı’ Cinius yayınları tarafından yayınlandı. Girişte bir not var; ‘Meltem ekip, fırtınalar biçen kadınlardan Feri Cansel anısına’ diye.

Yedi Rengin Fısıltısı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Gültekin Akyar’ın ilk kitabı “Yedi Rengin Fısıltısı” Cinius yayınları tarafından yayınlandı. Girişte bir not var; “Meltem ekip, fırtınalar biçen kadınlardan Feri Cansel anısına” diye.
 
Feri Cansel yetmişli yıllardaki seks filmleri furyasının vazgeçilmez isimlerinden birisiydi. Bir de Figen Han vardı. Türkiye sinemasının “seks bombaları” diye bilinirler. Seks filmlerin furyası bittiğinde ise sefalet içinde yaşadılar. Şimdi düşündüğümde ne kadar haksızlık edildiğini görüyorum. TV’lerin evlere girmesi, siyasi hareketlerin günlük yaşamı belirlediği, konulu filmlerin de insanları sinemaya çekemediği bir dönem. Bedenleri sadece seks objesi olarak kullanılan bu kadınlardan medet umulan Türkiye Sineması’nda bir dönem. Şimdi izlediğimizde ise gülerek baktığımız, hiç de seksi olmayan sahneler…
 
Gökkuşağının her renginde bir kadının yaşamından parçalar var. Altı renk, altı kadının yaşamından kesitler var. Kadınların öykülerini birbirlerine yazılan mektuplardan öğreniyoruz. Yer yer mektupların birbirine mi yazıldığını, tanrı ya mı yazıldığını ayrımsamak zor. Yani iç içe geçen bir durum var.
 
İlk bölümdeki kadın Mavi’de mine çiçeğiyle özdeşleştirilen Sema’yı görüyoruz. Annesinin reçeteleri ile kekler yapan. Yaptığı keklere hayallerini de katan ve yalnız olmadığına sevinen, bunu bütün kadınların deneyimlediği düşüncesi ile mutlu olan genç kadın.
 
Mor’da başka bir kadın Eda’nın öyküsü başlıyor. Kırmızı renk aşkın, ihtirasın, cinselliğin, ruj’un rengi. Lezbiyen aşkı anlatıyor. Kadın kadına aşk halleri ve yaşadığı deneyimleri aktarırken aynı zamanda eşcinsel olmanın, açılmanın güçlüklerini, annesinin söylediği; “Siz Tanrının lanetlenmiş kullarısınız ” sözü ile de içinde açılan derin yaraları anlatıyor.
 
Eşcinsellikte aileye, çevreye açılma hallerinde yaşanan yaralanmalar. Kendi içlerinde suçluluk, inkâr, reddetme, inandırılma durumları. Kendi olma sürecini gerileten baskılar. Yıpratıcı, hemen hemen her lezbiyenin yaşadığı süreci anlatmış yazar.
 
Gültekin Akyar’la kısa bir söyleşi yaptık:
 

Neden lezbiyen karakterin olduğu öyküye kırmızı rengini verdiniz?
Kırmızı ateştir biraz, kanımıza yayılan sıcaklıktır; aşk ve samimiyeti simgelen bir renk. Roman kahramanı Demet, hayata karşı biraz agresif ama güçlü bir birey. Zorlukları yenmek için azmediyor her daim. Hayat sevmeye değer ona göre... Buna vurgu yapmak için, ona kırmızı rengi verdim. Duygusal olarak yoğun bir enerjisi var kırmızının. Lezbiyen arkadaşımın dipsiz kırgınlıkları, umutsuz ama tutkulu aşkları bende güzel hisler bırakmıştır. Demet bir tercümandı sadece. Arkadaşımla şu an diyalogumuz olmasa da; onun hislerine kayıtsız kalamadım. Her eşcinsel bireyin yaşadığı ikilemlerin, tutkuların, çıkmazların farkındalığının artmasını istedim… Hepsi bu.
 
Sevgilisi gidip neden bir erkekle evlendi?
Aslında sevgilisi, hislerini Demet’le keşfetmiş; toplum baskısını üzerinden atamamış bir kız... Buna rağmen Demet’le doludizgin bir aşk yaşıyor... Zaman ikilemde bırakıyor onu. Aile baskısıyla nişanlandığı, onu anlamayan nişanlısına dönmek zorunda kalıyor Buse. Kendine güveni yok, aşkının arkasında duramıyor. Hepimizin yaşadığı şeyler aslında. Başıma gelen, kalbimi cam kırıklarıyla dolduran bir olaydır. Demet de bunu yaşadı ne yazık ki...
 
Bundan sonra eşcinselleri konu alan öyküler devam edecek mi?
Bundan sonra eşcinsellik hakkında yazılar yazacağım tabii ki. Toplumun bize dayattığı ’Sen o kadar kötüsün ki, roman kahramanı bile olamazsın’ olgusuna karşı naif bir başkaldırı bu. Eşcinsel bireyler de roman kahramanı olur; hayatın gerçekleri bunlar. Roman da hayatın bir yansımasıdır.
 
Hayatın içinde var olan yedi kadın... Her gün gördüğümüz, fark edemediğimiz yüzler belki de... Yedi rengin yansıması karakterler bize, hayatın bazen coşkulu; bazen hüzünlü dünyasını, kadının penceresinden anlatıyor...
 

Etiketler: kültür sanat
Nefret