06/11/2008 | Yazar: Barış Sulu

Bu ülke iki yüz yıl önce siyahları köle olarak görüyordu. 1980’lere kadar bazı eyaletlerde siyah ve beyaz ayrımı devam ediyordu. Ancak şimdi Obama başkan oldu. Amerika kendine ait şartları olan ilginç ancak Obama’nın zafer konuşmasında belirttiği gibi beyazıyla, siyahıyla, demokratıyla, cumhuriyetçisiyle, gey ile heterosuyla birleşik bir devlet.

YES WE CAN! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bu ülke iki yüz yıl önce siyahları köle olarak görüyordu. 1980’lere kadar bazı eyaletlerde siyah ve beyaz ayrımı devam ediyordu. Ancak şimdi Obama başkan oldu. Amerika kendine ait şartları olan ilginç ancak Obama’nın zafer konuşmasında belirttiği gibi beyazıyla, siyahıyla, demokratıyla, cumhuriyetçisiyle, gey ile heterosuyla birleşik bir devlet.

KAOS GL – 06/11/2008

Murad Esin - ABD

Yapabiliriz! Amerikan seçimlerini Barrak Obama’nın bu seçim sloganı ile özetlemek mümkün. Yaklaşık iki yıldır takip ettiğim Obama’nın seçimleri kazanması, hem şaşırtıcı hem de demokrasinin kurum, kural ve kültür olarak işlemekte olduğunu göstermesi bakımından örnek bir olay. 4 Kasım’daki seçimler bir tarih yazımı olarak nitelendiriliyordu ve öyle de oldu.

Bu, Amerika’da demokrasinin işlerliğini göstermekte.

Amerikalılar korkularını yenebiliyorlar. 11 Eylül terör saldırısından sonra ismi Arapça olan (Barak, Arapçada, kutsanmış / mübarek anlamında, orta adı Hussein) ve siyah birisini Amerikalıların başkan olarak seçmeleri bu ülkede demokrasi bilincinin halk katmanlarında özümsendiğini ve hoşgörü ile ülkeleri için doğru olanı yapma amacını birleştirdiklerini görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri bir fikir. İnsanların özgürce yaşayabilecekleri, ibadet edebilecekleri ve konuşabilecekleri bir fikir, bir idea. Bunun 2008’deki dışa vurumu Barrak Obama.

Bu ülkede yaşadığım sürece şunu gördüm, Amerikalılarda kin duygusu çok az. Rahatça unutabiliyorlar. Kültür olarak hoşgörü ve anlayış temelliler. Tabii bu özellik eyaletler arasında farklı ancak öteki olanlar yaşayacakları yerleri bilirler. Barrak Obama, CNN verilerine göre beyazların % 43, siyahların % 95, Latinlerin % 67, Asyalıların % 62 oyunu alarak toplam oyların % 53’ü olan 63.944.551 ile Başkan oldu. Barrak Obama seçim konuşmalarında belirttiği gibi Amerika’nın kendisi. Çünkü bu ülke değişik ırk ve din mensuplarından oluşuyor. Barrak Obama Amerika’daki bu kültürel çeşitliliği sandığa yansıtarak başarı kazandı ve seçimi aldı. Son 40 yılın en yüksek katılımı olan bir seçim. 133.333.000’in üzerinde bir katılımla toplam seçmen sayısının % 66’sı sandık başına gitti. Bu anlamda Amerikalıların kendi geleceklerine müdahale etme haklarını kullanma bakımından çok önemlidir.

Obama için neler denilmedi ki. Obama bin Laden, Müslüman, Komünist, Marksist, Sosyalist. Obama hemen hemen her şey oldu. Bu nedenle ‘other’ öteki olarak nitelendirildi. Beyaz bir anne ve Kenyalı bir siyah babanın çocuğuydu. Ne beyaz ne siyahtı. O ötekiydi. Kendi deyimiyle O Amerika’ydı. Ve öyle de oldu. Bu ülkede vatandaşların belirleyici olduğu. Seçmenlerin kendi kaderlerini tayin ettikleri tüm dünyaya gösterilmiş oldu. Tüm karalamalara, beyin yıkama çalışmalarına, sosyal psikolojik toplum operasyonlarına rağmen Amerikan halkı kendi kaderini belirledi. Ve demokrasinin var olduğunu gösterdi.

Bu yazıyı yazmadan önce seçim kazandığı gece yapmış olduğu konuşmayı tekrar izledim. Kitaplarındaki o akıcı üslubu konuşmasındaydı. Konuşurken karşısında durulması zor olan biri. Hani Türkiye’de 100 yılda bir gelir denilir ya öyle bir tip Obama. Karizmatik bir lider. Bir lider o. Her lider gibi pragmatist, makyevelist. Ancak her zaman yanında kitleleri toplayabilen biri.

4 Kasım Salı günü sandıklar sabah 7’de açılmadan 5-10 dakika önce sandık başındaydım. Sabah saat 6.30’dan insanların sıraya girdiğini öğrendim. Yaşadığım ilçenin Demokratik Parti teşkilatı adına sandık gözlemcisi olarak 13 saat sandık başında kaldım. Bulunduğum yerde iki sandık vardı. Toplam 800’ün üzerinde seçmen sayısının yaklaşık 650 civarı oy kullandı. Bu bir rekordu. Bu arada sandık derken Türkiye’deki gibi sandık değil buradakiler. Oy makinesi. Düğmeler var onlara basıp oy kullanıyorsunuz. Zaten sadece başkan adayları değil yaşanılan bölgelerin federal senatör ya da milletvekilleri, eyalet senatör ve vekilleri ile eyaletlerin adalet bakanları, hazine bakanları, murakıplar da seçimle iş başına geliyorlar. Onların adları da parti listelerinde var. İsme karşılık gelen düğmeye basılarak oy veriliyor. Bu her bölgede böyle değil ancak. Bazı yerlerde bu makinelerin daha gelişmişleri var, bazı yerlerde ise halen daha Türkiye’deki gibi sandıklar var. Bir de erken oy kullanılan eyaletlerdeki oylarla seçim zamanında evlerinde olmayacaklar, hastalar için veya ABD dışında yaşayan vatandaşlar için mektupla oy kullanma şansı var. Tüm bunlarla buradaki seçim sistemi karışık bir görüntü sergiliyor. Ancak sandık başında olmak keyif verici. Bu seçimde uzun kuyruk oldu. Sabah gelenler yaklaşık 45 dakika beklediler. Bu büyük kentlerde 7-8 saate kadar çıktı.

Amerika’da bir seçim böylece bitti. Ancak burada Başkan hemen seçilir seçilmez göreve başlamıyor. 20 Ocak 2009’da Başkan Bush’un görevi bitiyor. Şu anda Obama President Elect (Seçilen Başkan) olarak anılıyor. Başkanlığı devralacağı güne kadar Bush’la aynı statüde olan Obama Başkanlık için hazırlanacak. Amerika kendine ait şartları olan ilginç ancak Obama’nın zafer konuşmasında belirttiği gibi beyazıyla, siyahıyla, demokratıyla, cumhuriyetçisiyle, gey ile heterosuyla birleşik bir devlet. 4 Kasım 2008’den sonra Amerikan rüyası yeni bir kanla yoluna devam edecek. Tabii gönül ister ki tüm dünya halkları Amerika’da yaşayanların sahip olduğu haklarla birlikte bu hakları elinde tutabilecek bir kültüre sahip olsun.



Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret