04/06/2020 | Yazar: Ali Erol

Nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik etmede iktidarın “yaygın medya organı” haline gelen Akit’in Mayıs ayı nefret seyri…

Akit, LGBTİ+ toplumu ve kurumlarına nefret saçıyor! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL, medya çalışmaları kapsamında, cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik yayın organı Akit’in Mayıs ayı listesini hazırladı.

Nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik etmede iktidarın “yaygın medya organ”ı halini almış olan Yeni Akit’in Mayıs ayı listesi, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) yönelik ayrımcı dil, cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemleri içeren “haber” ve “köşe” yazılarının takibi ve kaydından oluşuyor.

Sosyal Psikolog Melek Göregenli, “nefret suçlarına yol açan ayrımcılığı oluşturan ve besleyen kalıp yargıların, önyargıların kısaca nefret söyleminin kurulmasında ve yaygınlaştırılmasında en etkili aracılardan biri” olarak medyayı değerlendirirken, ekliyor, “nefret söylemi iktidarda olanın ayrıcalığıdır, nefret suçuna teşvik de iktidarda olanın ayrıcalığıdır.”

Nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden muhafazakâr medya organlarından Akit, iktidarın yaygın medya organı olmasından kaynaklı rahatlıkla ayrımcı dil ve nefrette sınır tanımıyor.

En son savcılığın, “ifade özgürlüğü” bahanesiyle, LGBTİ+’lara yönelik nefretini görmezden gelmesinin getirdiği güvence ve iktidara yakınlığın sağladığı ayrıcalık ile homofobik hoyratlığını iyice arttıran Akit, “köşe” yazıları ve “haber” adı altında hazırladığı nefret bültenleriyle yayına devam ediyor.

LGBTİ+ toplumu ve kurumlarına doğrudan saldırı!

Akit’in cinsiyetçi ve homofobik nefret siyasetinin Nisan ayı bahanesi, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinselleri hedef göstermesiyle gelişen gündem olmuştu. Akit, manipülasyon, dezenformasyon ve provokasyonlarına Mayıs ayında da devam etti.

Akit’in doğrudan LGBTİ+ toplumu ve kurumlarına yönelik saldırıların Mayıs ayı seyrinde Harun Sekmen imzalı üç başlık yayımlandı. “Sapkın dernekler kapatılsın! Gençleri zehirliyor, aileyi parçalıyor, toplumu dinamitliyor” başlığı altında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ayrımcı çıkışı ve homofobik nefret söylemi vesile edilerek bir kez daha LGBTİ+ derneklerin yasa dışı bir şekilde kapatılması çağrısı yapılıyor. “LGBTİ’li sapkınlar” söylemi ile açılan provokasyon ile bir kamu kurumu olan Diyanet’in ayrımcı diline dönük itirazlar, “İslam’a ve Müslümanlara saldırı” olarak aktarılıyor. “Türk aile yapısını bozmak için Batı tarafından fonlanan sapkın derneklerin kapısına kilit vurulmalıdır” denildikten sonra “hukukçu Hasan İlter” diye tanıtılan kişinin doğrudan Kaos GL Derneği’ni hedef göstermesine aracılık ediliyor: “Yasalarımızda LGBTİ derneklerinin ve uzantılarını kapatılmalarını sağlayacak gerekli kanun maddeleri mevcuttur. Başta KAOS GL olmak üzere tüm eşcinsel dernekler bir an önce kapatılmalıdır. LGBTİ dernekleri ülkenin her yanında mantar gibi çoğalmaktadır. Üniversitelerde öğrenci kulüpleri faaliyetlerini yürütmektedirler. Başta KAOS GL ve diğer LGBTİ grupları bir an önce kapatılmalıdır.” 

Akit muhabiri Harun Sekmen’in LGBTİ+ derneklerine yönelik ayrımcı ve homofobik nefret suçu çağrısını, Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, twitter hesabından paylaşarak bir kez daha dolaşıma soktu.

Akit muhabiri Harun Sekmen, “LGBTİ’li sapkınlar” adı altında sürdürdüğü homofobik nefret yayınına “Eşcinsellik terörü böyle yaygınlaşıyor” başlığı ile devam ediyor. Kaos GL bu kez de, “sapkınlığı meşru göstermek için iğrenç yayınlara imza atan” yayın organları arasında sayılıyor.

“Sapkınları Haçlılar besliyor” başlığı altında gene “eşcinsel dernekler” düşmanlaştırılıyor ve Kaos GL Derneği doğrudan hedef alınıyor: “Türkiye’de faaliyet yürüten ve sapkınların çatı kuruluşu mahiyetinde olan KAOS GL’nin haçlı koalisyonundan devasa oranda fon desteği aldığı saptandı.”

Akit’ten gene Harun Sekmen, “Barolar ve odalar LGBTİ destekçisi” başlığı altında, barolar ve meslek odalarına saldırırken, “LGBTİ sapkınlar” söylemi ve cinsiyetçi ve homofobik nefretiyle LGBTİ+ kurumları bir kez daha hedef gösteriyor: “Yüzbinlerce avukatın iradesini görmezden gelen İstanbul Barosu yönetimi ise sapkınların çatı kuruluşu KAOS GL ve SPoD isimli dernekle, “Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli Ayrımcılık Konulu Davalara Yönelik Sertifika Programı” düzenledi.” 

Akit, LGBTİ+ toplumu ve kurumlarına yönelik saldırılarında başvurduğu manipülasyon, dezenformasyon ve provokasyonlarına bir destek de “akademi”den aktarıyor. “Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Hukuk Fakültesi’nden Genel Kamu Hukuku ABD Başkanı Emir Kaya”nın homofobik nefret suçu çağrısına, Akit, ““LGBT ile pedofili örgütleri perde arkasında beraber” diyen isimden devlete kritik çağrı” başlığı ile aracılık etti: “Ey devletim! Bu zombi örgütüne 'Dur' demekte geç kalma!”

Taha Emre Özdemir imzalı Akit’in “Azgın azınlığın hedefi Kur’an-ı Kerim” başlıklı haberinde, “Fıkıh Alimi Dr. İhsan Şenocak” diye tanıtılan kişinin homofobik nefret söylemine aracılık ediliyor. Eşcinsellere “sapkınlar” deniyor ve İstiklal Caddesi’nde Onur Yürüyüşü yapan “eşcinseller” ile “cinayet işleyenler, katliam yapanlar, tecavüzcüler” bir tutuluyor.

Muhammet Kutlu imzalı Akit’in “Meslek baronları Batı’nın Truva atı” başlıklı haberi ile “Türk Hukuk Enstitüsü İstanbul İl Başkanı Avukat Fetih Ahmet Alparslan” diye tanıtılan kişinin meslek odalarına yönelik eleştiri adı altında LGBTİ+’lar düşmanlaştırılıyor, hedef gösteriliyor: “LGBTİ denilen sapkın zihniyet bu karanlık odalar tarafından ısrarla, inatla yüceltilmeye, normalleştirilmeye çalışılıyor. LGBTİ’nin arkasındaki güçlere bakıyorsunuz, dünyayı sömüren Batılı emperyalist baronlar karşınıza çıkıyor.”

“İstanbul Sözleşmesi farklı bir yere çekiliyor: LGBT bildiğin f..işedir. Bildiğin i ile başlayan odur”

Akit, “LGBT sapkınlığının kalkanı: İstanbul Sözleşmesi” adı altında cinsiyetçi, homofobik ve transfobik nefret nakaratlarıyla İstanbul Sözleşmesi’ne karşı yayıncılığa sistematik olarak devam ediyor.

AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’ya göre “İstanbul Sözleşmesi maksadından farklı bir yere çekiliyor”muş. AKP’li Milletvekilinin yeniakit.com.tr Youtube kanalında sarf ettiği “LGBT bildiğin f..işedir. Bildiğin i ile başlayan odur. Sen velev ki o'sun.” ifadeli homofobik nefret sözlerine, Akit, “Ahmet Hamdi Çamlı'dan flaş sözler: İstanbul Sözleşmesi farklı yerlere çekiliyor” başlığı ile aracılık etti.

“Bu sözleşmeler aile yıkıyor! "Derhal feshedilmeli"” başlığı altında, isminin “Türkiye Aile Meclisi” olduğu ifade edilen muhafazakâr gongo tarafından İstanbul Sözleşmesi’ne karşı tekrar edilen cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarında, Sözleşme ile yetinilmiyor, AİHS ve CEDAW’a göz dikiliyor. Homofobik nefret suçuna çağrı yapılıyor: “Cinsel yönelimleri, sapık tercihleri, cinsi sapkınlıkları insan hakkı olarak gören anlayış ve insanlığı, aileyi yok etme küresel savaşına karşı topyekûn elbirliğiyle mücadele etmeliyiz.”

“İstanbul sözleşmesi'ni eleştirdi hedef oldu! Sözleri çarpıtıldı!” başlığı altında, “İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muttalip Kutluk Özgüven”in akittv’de sarf ettiği cinsiyetçi ve homofobik nefret sözlerine, “LGBTİ’li sapkınlar” söylemiyle bir kez daha aracılık ediliyor. Anti-semitik ve heteroseksist ırkçı söylemin ortaklaştığı bir açıklamaya ise “LGBT'nin arkasındaki gizli oluşum ortaya çıktı” başlığı ile aracılık ediliyor.

Resul Ekrem Şahan imzalı “İstanbul Sözleşmesi dünyayı ikiye böldü” başlığı altında, “Cinsel sapıklık uğruna” ifadesiyle cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratı tekrar ediliyor.

Akit’in cinsiyetçi, homofobik nefret siyaseti…

Akit’in Mayıs ayı nefret siyaseti listesinde gene CHP ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hedefteydi.

Nisan’dan Mayıs’a ayrımcı ve nefret siyasetini sürdüren Akit, “İki CHP’li belediyeden LGBT rezaleti” başlığı altında, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda LGBTİ+ çocukları da anan CHP’li Şişli ve Kadıköy Belediyesi bünyelerinde kurulan Kadıköy Kent Konseyi LGBTİ+ Meclisi ve Şişli LGBTİ+ Meclisleri hedef gösterildi. LGBTİ+’ların varlığını ve kent hakkını inkâr eden ayrımcı muhafazakâr siyasetin temsilcisi AKP’li meclis üyelerinin “LGBTİ+” itirazıyla reddedilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü” kurulması konusu, aynı haberde, “CHP'li İmamoğlu sapkınlar için teklif hazırlattı, AK Parti ve MHP reddetti!” ara başlığı ile verildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Eşcinsel evlilikleri onaylıyor musunuz” sorusuna verdiği cevabı, Akittv, “İmamoğlu'ndan Eşcinsel evlilik ile ilgili skandal açıklama !” başlığı ile verirken, Akit, “CHP'li İmamoğlu'ndan 'eşcinsel sapkın evlilik' ile ilgili skandal açıklama! CHP'nin derdi sapkınların uçkuru” başlığı ile verdi.

Akit, “Ekrem İmamoğlu Milli Görüşçüleri de kızdırdı: Bu topraklar ahlaksızlığa hiçbir zaman hazır olmayacak”, “Yeniden Refah Partisi'nden Ekrem İmamoğlu'na eşcinsel evlilik tepkisi” ve “Anadolu Gençlik Derneği: İmamoğlu bu toplum hiçbir zaman hazır olmayacak!” başlıkları altında, “ahlaksızlık” ve “sapkınlık” ifadeleriyle cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemine aracılık etti.

Sapkın eşcinsel Barbaros Şansal, Diyanet'i hedef aldı” başlığı altında, Terzi Yamağı Barbaros Şansal, bir kez daha Akit’in homofobik nefretinin hedefindeydi: “CHP’ye yakınlığı ile bilinen Halk TV'de bir programa katılan sapkın eşcinsel Barbaros Şansal, "Cinsellik ve dinsellik özel hayat kavramı içindedir. Kimsenin inancını ve cinsel yönelimini sorgulamak devletin görevi değildir." şeklinde küstah ifadeler kullandı.”

Akit’in homofobik nefret siyaseti sınırları aşıyor…

Akit’in manipülasyon, dezenformasyon ve provokasyonla kurguladığı cinsiyetçi ve homofobik nefret yayınında sınırları aşan başlıklar Mayıs ayında şöyle listelendi: “Avrupa'dan büyük skandal! Mülteci çocuklar eşcinsel çiftlere veriliyor”, “Avrupa'nın derdi bu kez Ali Erbaş oldu! Kudurdular, haddi aşan açıklama”, “Macaristan'da cinsiyet değiştirme sapkınlığına nokta konuldu”, “Büyükelçilikte sapkınların paçavrasının göndere çekilmesi krize neden oldu! "O bayrağı indirin ve özür dileyin"”.

Akit için fark etmez: Ha “haber” ha “köşe”…

Haftanın gündemi, karaladıkları “köşe”nin konusu Akit yazarları için fark etmiyor. İlgili ilgisiz, bilgili bilgisiz bulamaçlarıyla "tartışma" diye içine çekecekleri ırkçı, cinsiyetçi, homofobik nefret çukuru hiç değişmez! Akit’in Mayıs ayı “köşe”lerindeki seyir de farklı olmadı. “Köşe”leri ayrımcılık ve nefretle dolduran Akit’in manipülasyon muhabbetlerinde Mayıs ayı şöyle seyretti.

Nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik etmede iktidarın “yaygın medya organ”ı halini almış olan Yeni Akit’in cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret “köşe”lerinden Ali Karahasanoğlu, “Çav Bella, Yuh Yuh, Dombra.. Eşcinsel evlilik!” başlıklı yazısını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “eşcinsel evlilik” sorusuna verdiği cevap ile dolduruyor. Akit “köşe” yazarı Karahasanoğlu, İmamoğlu ve CHP mevzuna “Biz 'ahlaki üstünlüğü' kaybettik(!), kazanan 'eşcinsel evliliği savunan” başlıklı yazısında aynı siyasi laf oyunlarıyla devam ediyor. ““Konuş” dediysek “Kandil adına, ibneler adına konuş” demedik!” başlıklı yazısında, Karahasanoğlu, İyi Parti sözcüsünü eleştirme bahanesiyle kendi siyasi nefretine gene eşcinselliği ve LGBTİ+’ları da katarak cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi üretme ve yayma işini de ihmal etmedi. “Temel abi, o ekranda, Erbakan niye yok?” başlıklı “köşe” yazısında ise TV5 kanalında “Gündemdekiler” adlı programa konuk olan Beyoğlu Belediye Başkan adayı Alper Taş’ın LGBTİ+ haklarını savunması üzerine programın yayından kaldırılmasına, programın sunucusu gazeteci Çağlar Cilara’nın işten atılmasına gönderme yapıyor: “Gaylere, lezbiyenlere övgü düzdüğü için TV5’ten attıkları Çağlar Cilara alıyor..” Ayrımcılığı, sansürü savunan Akit “köşe” yazarı, LGBTİ+’ların siyasete katılmasına da karşı: “Peki gaylere, lezbiyenle kucak açan CHP mi muhafazakâr parti.”

Akit “köşe” yazarı, Av. Yaşar Baş, “Adım atmak yerine konuşmak sadece sapıkların işine gelir” başlıklı yazısında, Diyanet İşleri Başkanı’nın eşcinsellere yönelik ayrımcı ve homofobik nefret söylemine karşı Ankara Barosu’nun yaptığı açıklamaya “ahlaksız” diyor. Baro yönetimlerini “terör” ile ilişkilendiren Avukat “köşe” yazarı, “baroların bünyesinde LGBT komisyonu kurulmasına sesini çıkarmayan sivil toplum kuruluşlarımız, LGBT lehine bildiri yayınladı diye hoplayıp zıplıyor” ifadeleri ile muhafazakâr kurumları eleştirip, devlete “yol” gösteriyor: “Fıtratın korunması devletin en temel görevlerinden biri. Devlet hiçbir kampanyaya gerek kalmadan hatta hiçbir kampanyaya izin vermeden, bu sapıklıkları toplumun bütün katmanları tarafından konuşulur hale getirmeden gereken bütün tedbirleri almalı.” Avukata “köşe” yazarı, yazısının başlığındaki “sapıklar” nefret söylemini, tam 12 kere kullanıyor. Akit’in avukat “köşe” yazarı, “Herkese bir baro vermek” başlıklı yazısında, Baroların LGBTİ+ hakları komisyonları kurmalarına karşı aynı ayrımcı söylemini tekrar ediyor. “Çoklu baro işi komediye de dönebilir” başlıklı yazısında da gene aynı ayrımcı söylem ve homofobik nefret nakaratı: “Bir baroda LGBT Komisyonu olabilir mi? Oldu ve buna müdahale etmesi gerekenler, meşru bir müdahalenin bütün koşulları oluşmasına rağmen sessiz kaldılar.” Son olarak “Baro seçim sistemleri” başlıklı yazısında ise avukat “köşe” yazarı, baro yönetimlerini kriminalize edip hedef göstermesinin ardından, avukatlık mesleğiyle ilgili onca olumlu gelişme olduğunu gel gör ki gene “LGBT”: “Nedense Ankara Barosu Yönetimi, avukatlık mesleğinin değil de LGBT topluluklarının sözcüsü gibi davranınca, son bir yılın olumlu atmosferi kaybolup gitti.”

Akit “köşe” yazarı Abdurrahman Dilipak, “Yalan rüzgârı” başlıklı yazısında, CHP’ye akıl veriyor, cinsel yönelim ayrımcılığına, siyasi inkâra ve homofobik nefrete davet ediyor: “CHP İslam’la, Müslümanlarla barışmak istiyorsa, LGBT’yi sahiplenen bir anlayışla nasıl olacak bu iş.” Dilipak, “Ektiğimizi biçiyoruz!” başlıklı yazısında, iktidar siyasetine ve muhafazakâr sivil topluma sesleniyor, “LGBT”leri dönmeye ikna edene kadar homofobik nefret söylemi ile ayrımcı dilin ayarını kaçırmayın diyor: “Bizim vazifemiz tebliğ ve uyarmak. Galiba burada özellikle LGBT örneğinden yola çıkacak olursak bu lanetli fiili onaylamak anlamında değil ama, Allahualem onları kazanmak anlamında, Hz. Lut gibi davranmamız gerek.”

Akit “köşe” yazarı Sefa Saygılı, “İstanbul Sözleşmesi ile … LGBTİ+ (eşcinsel ve benzerleri) bireylerin cinsel özgürlükleri koruma şemsiyesi altına alınmıştır” diye başladığı “İstanbul Sözleşmesi ve Ceza Yasaları Neyi Sağlamakta?” başlıklı yazısını, “Devletimizin ve milletimizin asıl beka sorunu olan İstanbul Sözleşmesi fesih edilerek … acilen yürürlükten kaldırılmalıdır” diye bitiriyor. Akit “köşe” yazarı, “İstanbul Sözleşmesi kimin eseri?” başlıklı yazısında ise “imza” sorumluğunu, dönemin “Dışişleri Bakanı sıfatı” üzerinden Ahmet Davutoğlu’na yıkıyor! “Gelecek Partisi programında ve söylemlerinde İstanbul Sözleşmesi’nin savunulduğunu görmekteyiz” diyen Akit “köşe” yazarı ekliyor: “Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’ndan İstanbul Sözleşmesinin kabul ve imzasında etkin kişi olması hasebiyle, hatasını kabul etmesini ve pişmanlık duymasını bekliyoruz.”

Akit’ten Hacı Yakışıklı, “Türk ismi ellerinden alınmalı!” başlıklı yazısında, cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarını bu kez de LGBTİ+ insan haklarını gözeten meslek odalarına karşı sıralıyor: “Türkiye ve İslam sevdalısı avukatımız afedersiniz erkek erkeğe ilişkiyi, gayları, lezbiyenleri yani LGBT’yi savunacak olan Türkiye Barolar Birliği’nin bazı şubelerine aidat ödeyecek! İbneleri savunanlardan izin alamazsanız avukat olamazsınız… Ramazan tüm bereketiyle gelir, bazı dıştan güdümlü içten patlamalı sefil zevatlar LGBT tartışması çıkarır…”


Etiketler: medya
Nefret