21/01/2020 | Yazar: Ali Erol

Ocak’ın üçüncü haftasından homofobik nefret “köşe”lerini Yeni şafak, Millî Gazete, Sabah ve Diriliş Postası yazarlarından seçtik…

“Eşcinsel ilişkiler Müslüman coğrafyalarda da artmakta” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını sizler için okumaya devam ediyoruz.

Ocak ayının üçüncü haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Yeni şafak, Millî Gazete, Sabah ve Diriliş Postası yazarlarından seçtik.

Yeni Şafak, Ergün Yıldırım: “CHP belediyelerinden önce LGBT, şimdi de cem evleri hamlesi”

Cinsel saldırılarla gündeme gelen cemaat ve tarikatları savunmak adına nefretini LGBTİ+ toplumundan çıkaran, yetinmeyen, “kadın cinayetleri ve erkek şiddeti” diye başlayıp “konu”yu “gay ve lezbiyenlik”e bağlayan Yeni Şafak “köşe” yazarı Ergün Yıldırım, homofobik nefret söyleminden vazgeçmeyerek, “Cem evlerine ibadethane statüsü verme hamlesi” başlıklı köşe yazısını gene “LGBT” ile açıyor:

“CHP belediyelerinin ilk hamleleri cinsiyet politikaları odaklıydı. Seçimle elde ettikleri iktidar sonrasında yüzbinlerce insanla yürüdüler, kampanyalar yaptılar ve LGBT’yi Türkiye kamuoyuna taşıdılar. Toplumsal cinsiyet eşitliği etrafında sınır tanımız ve akıl almaz cinsiyet eşitlikleri gündeme geldi. Hala da tartışmaya devam ediyoruz. Şimdi İzmir Belediyesi öncülüğünde ikinci hamleyi başlattılar. Cem evlerine ibadet statüsü verme hamlesi.”

Yeni Şafak “köşe” yazarı, kendi dahil olduğu grubun varsaydığı üstünlüğünden hareketle, cem evleri için kamudan talep edilen eşitliği tanımaya yanaşmıyor. Ayrımcı ve ırkçı yaklaşımla yetinmeyen “köşe” yazarı, ayrıcalıklı konumundan “Türk, Sünni, Müslüman ve Heteroseksüel” sopası sallamakta da beis görmüyor:

“Cem evleri ibadet statüsü ile camii ile eşit inşa edildiğinde Sünni sosyolojinin büyük tepkisi ve beklenmedik tutumlarıyla karşılanma riski bulunmaktadır. Örneğin Alevileri de İslam’ın dışına atarak ve “gayri Müslim” kategorisine yerleştirme durumu doğabilir.”

Millî Gazete, Mine Alpay Gün: “Eşcinsel ilişkiler, nikâhsız yaşamlar Müslüman coğrafyalarda da artmakta”

Millî Gazete’den Mine Alpay Gün, “Evlilik bitiyor, aile tükeniyor” başlıklı yazısında, “gençlerin evliliği geç bıraktığı tartışması”na katılıyor. En önemli etken işsizlik ve  parasızlık diyen “köşe” yazarı ekliyor: “Fakat değişen dünyada insanların evlilik ve aile gibi manevi kodlara artık eskisi kadar ehemmiyet vermediği de bir vakıa.”

“Eşcinsel ilişkiler” anılmadan “evlilik ve aile” çığırtkanlığı tabi ki eksik kalacağından, Millî Gazete “köşe” yazarı da öyle yapıyor: “Değerlerin aşınmasına paralel olarak, eşcinsel ilişkiler, nikâhsız birlikte yaşamlar artık Müslüman coğrafyalarda da artmakta.”

“İnsan cinsinin biyolojik etmenlerinde değişimin de katkısı bulunmakta, erkek daha fazla feminenleşmekte, aileyi bir arada tutabilme erkinden uzaklaşırken, kadın da ekonomik bağımsızlığı ile karşı cinse fazla da gereksinim duymadığı inancı taşımakta.”

Sabah, Ersin Ramoğlu: “HDP'ye ziyaretler düzenledi. LGBT'ye destek oldu.”

Sabah gazetesinden Ersin Ramoğlu, “Kanal’da kim boğulacak?” başlıklı yazısında, “İmamoğlu'nun derdi İstanbul değil...” diye başlıyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’ye yönelik saydırırken arada “LGBT”yi de tabii ki unutmuyor: “HDP'ye ziyaretler düzenledi. LGBT'ye destek oldu.”

Diriliş Postası, Recep Yazgan: “Türkiye’nin onayladığı AİHS ile eşcinsel birliktelikler hukuken tanır hale getirildi” 

Diriliş Postası gazetesinden Recep Yazgan, “Batı çöküyor çünkü aile kurumu kalmamış!” başlıklı yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin grup toplantısında yaptığı konuşma ile “köşe” yazına başlıyor ve devam ediyor:

“Türkiye’nin 1954 yılında 6366 Sayılı Kanun ile onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle, son yıllarda eşcinsel birliktelikler hukuken tanır hale getirildi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ‘aile’ mefhumunu iki ana başlıkta inceliyor. Birincisi, 8. maddede düzenlenen Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı. Bu maddedeki aile tanımı genişletilerek düzenli birliktelik yaşayan eşcinsel çiftler de aile olarak kabul edilmeye başlandı. Yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sözleşmedeki tanımın çerçevesini genişleterek Aile Hayatına Saygı Hakkını eşcinsel beraberlikler için de uygulamayı ön gören kararlara imza atmaya başladı.”

“Böylece Avrupa’da eşcinsel birliktelikler de hukuken aile olarak kabul edilir oldu. Bundan sonraki aşama bu birlikteliklerin ulusal hukuklarda da tanınmasıdır. Mahkeme aynı zamanda Sözleşmenin ‘aile’ mefhumunu ele alan ve ‘Evlenme Hakkı’nı düzenleyen ikinci başlık olan 12. maddesi hakkındaki ‘Eşcinsel Evliliklere Uygulanamaz’ kanaatini de değiştirdi. Ve eşcinsel evlilik hakkını tanımayı da devletlere bırakılmasına karar verdi.

Devletlerde evlilik imkânının yokluğu durumunda da eşcinsel kişiler için evliliğe alternatif hukuki tanıma yollarının öngörülmesi adına pozitif yükümlülüğünü ilan etti.”

“Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi yıllardır tartışılırken, İstanbul Sözleşmesi için zemin teşkil eden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından değiştirilen, yeniden yorumlanan ve veya genişletilen 8. ve 12. maddeleri hiç gündeme getirilmiyor; görülmüyor veyahut unutuluyor. Mahkeme sözleşmeyi ortaya çıktığı ve imzaya açıldığı 1950’li yılların Avrupa’sının örf ve geleneklerinin çok ötesine savurdu.”

Not: Bu haberde, alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: medya
Nefret