20/05/2020 | Yazar: Ali Erol

Mayıs’ın ilk yarısından LGBTİ+’lar için pozitif “köşe”leri Evrensel, HaberTürk ve Cumhuriyet yazarlarından seçtik…

“Milli falan değil! Diyanet ne iş görüyorsa kilise de benzer role soyunuyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan pozitif “köşe”leri okumaya devam ediyoruz.

Nisan ayının ikinci yarısından “pozitif” okumaları, Ramazan’ın başında Diyanet aracılığı ile geliştirilen ve yayılan cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemlerine rağmen, cinsel çeşitliliğe, cinsel yönelimlere, cinsiyet kimliklerine, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) kısacası nefrete karşı “gökkuşağı”na yer açan gazete “köşe”lerinden seçmiştik.

Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile geliştirilen homofobik nefrete karşı duran gazete “köşe”leri, Mayıs ayının ilk yarısında da LGBTİ+ yurttaşların haklarını gözetmeye, nefret söylemine karşı söz üretmeye devam ettiler.

Mayıs ayının ilk yarısından gökkuşağına selamı esirgemeyen işte bu “köşe”leri Evrensel, HaberTürk ve Cumhuriyet yazarlarından seçtik.

Evrensel, Sevda Karaca: “Milli falan değil! Diyanet İşleri ne iş görüyorsa kilise de benzer role soyunuyor”

Evrensel’den Sevda Karaca, “Diyanet, eşcinsellik, darbe, aile vd...” başlıklı yazısına, söz konusu süreci özetleyerek başlıyor: “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinselleri hedef alan açıklamasının ardından iktidar sözcüleri Erbaş’a birbiri ardına destek verirken, Erbaş’ın açıklamalarının hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu belirtenler “İslam düşmanı” olarak yaftalandı.”

“Diyanetin kullanışlı bir savaş silahı olarak devreye sokulması”nın şaşırtıcı olmadığını söyleyen Evrensel köşe yazarı Karaca, söz konusu sürecin Dünya konjonktürüyle ilintili olduğuna dikkat çekiyor: “artan muhafazakarlığın ve gerici kitlesel hareketlerin örgütlenmesinde ve siyasallaştırılıp kimi ülkelerde iktidar olma potansiyeli yakalamasında birbirine çok benzeyen yöntemler ve retorikler kullanılıyor. Aynı Türkiye’deki gibi pek çok ülkede “Aile değerleri yıkılıyor, homoseksüelliğin teşviki yapılıyor, gayriahlaki durumlar meşrulaştırılıyor” denilerek yürütülen kampanya, eşitlik konusunda kimi güvenceler yaratan yasalar ve uluslararası sözleşmeleri hedefe koyuyor.”

Hilal Kaplan’dan Yasin Aktay’a, Doğu Perinçek’ten Akit manşetlerine uzanan hattı hatırlatan Sevda Karaca, “LGBTİ haklarının “Aile ve toplumu yıkan unsurlar” olarak lanse edildiği ve adeta bir cadı avının başlatıldığı bu dönem”i, “Milli falan da değil! Aynı şeyi batıda Hristiyan muhafazakarlar da aynı biçimde yürütüyor. Diyanet İşleri ne iş görüyorsa kilise de benzer bir role soyunuyor” diye değerlendiriyor.

HaberTürk, Sevilay Yılman: “Diyanet, kamplaşmada nirvanaya vurmuş bir toplumda eşcinsel yurttaşlarını hedef tahtasına oturtuyor”

HaberTürk’ten Sevilay Yılman, “Az kaldı… Çok az…” başlıklı yazısında, “Virüs Allah’ın bir azabı mı, eşcinseller sayesinde mi bela oldu başımıza?” diye soruyor

“Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın önderliğinde hazırlanan koronavirüs salgını ile ilgili şu çok tartışma yaratan cuma hutbesi mevzusu”nun kendisi için zaten kabul edilemez olduğunu söyleyen köşe yazarı, dindarların meselesi olarak da eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in değerlendirmesine yer veriyor: “Biz ilim adamları değerlendirme yaparken haddimizi aşıyoruz. Haşa hiç kimsenin kendisini Rabbimizin yerine koyarak, ‘İşte bu şu günahkar taifenin yaptıklarından dolayı başımıza geldi’ diyemez. Bunlar kendimizi Rabbin yerine koyup Allah’ı gökten azap yağdıran, ceza yağdıran rahman ve rahim sıfatını unutturan gayba taş atar gibi değerlendirmelerdir…”

HaberTürk köşe yazarı Yılman, Diyanet İşleri Başkanlığının, “zaten kutuplaşmada, kamplaşmada nirvanaya vurmuş bir toplumda söz konusu hutbede yer alan ifadelerle eşcinsel yurttaşlarını hedef tahtasına” oturtmasını eleştiriyor, eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in sözlerini “Diyanet İşleri Başkanlığı adına bir düzeltme, tekzip gibi” okuduğunu söylüyor.

Cumhuriyet, Örsan K. Öymen: Diyanetin eşcinselleri hedef alması hakaret ve nefret söylemidir…

Cumhuriyet gazetesinden Örsan K. Öymen, “Diyanet’in yetkileri” başlıklı köşe yazısında, “Diyanet İşleri Başkanlığı, halkın belli bir kesimine yönelik nefret söylemi üretmeye devam etmektedir!” diye yazdı.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, eşcinselleri ve evlilik dışı cinsel ilişki yaşayanları hedef almasının ülke çapında büyük tepkilere neden olduğuna dikkat çeken Cumhuriyet köşe yazarı Öymen, devam ederken bir kez daha nefret söyleminin altını çizdi: “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İslamda eşcinsellerin “lanetlendiğini”, “zinanın” “haram” kabul edildiğini, eşcinsellerin ve “zina” yapanların “hastalık getirdiğini” ve “nesli çürüttüğünü” söylerken, kimse, “bu baroları ve hukuku ilgilendirmez” diyemez! Çünkü bu açıklamada, kişilerin cinsel tercihlerine ve özel yaşamlarına, kişi hak ve özgürlüklerine yönelik, açık bir müdahale, taciz, hakaret ve nefret söylemi unsuru bulunmaktadır.”

Cumhuriyet, Emre Kongar: Barolar, cinsel yönelim dahil herkes için hak ve özgürlükleri savunur…

Cumhuriyet’ten Emre Kongar, “Barolar ve odalar sorunu aslında ahlak sorunudur” başlıklı köşe yazısında, “genel ahlak”ın temel ilkelerini hatırlatıyor ve devam ediyor: ““Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri” yaygınlaştıkça, “din, dil, ırk, milliyet, cinsel yönelim, farkları olmaksızın” herkes için bu hak ve özgürlükler aynen kabul edilmeye başlayınca, genel ahlak anlayışı da bütün çağdaş, demokratik toplumlarda aynılaşır ve evrenselleşir.”

Türkiye Barolar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği gibi meslek örgütlerinin Türkiye’de kamu kuruluşu niteliği taşıdığını ve anayasal güvenceye sahip olduklarını hatırlatan Cumhuriyet köşe yazarı Kongar, “Özel Mesleki Ahlak Kurallarının” gereği olarak bu kuruluşların “hiçbir siyasal partinin, akımın, ideolojinin, din, mezhep, ırk ve milliyetin, cinsel yönelimin uygulayıcısı değildirler” diyor ve ekliyor: “Hiçbir iktidarın emrine girmezler. Meslek ilkelerinin/ahlakının “herkes için, her yerde, her zaman” geçerliliğini, dolayısıyla bunun temeli olan, “Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerini” savunurlar.”

Cumhuriyet, Ahmet Tan: “Cinsel yönelime dayalı ayırımcılığı İstanbul Sözleşmesi ile yasaklayan ilk ülke olduk”

Cumhuriyet’ten Ahmet Tan, “Hanım ile oruç açmak..” başlıklı yazısında, Diyanet Başkanı’nın Ramazanın başında eşcinselleri hedef almasını eleştiriyor: “Halkın virüs yüzünden magazin haberlerine hasret kaldığını düşündüğünden pandemiyi zina ve LBGTİ bireylerine bağlamıştı.”

Cumhuriyet köşe yazarı Tan, Diyanet İşleri Başkanı’na, AKP hükümeti tarafından 2004 yılında Türk Ceza Kanunu’nun değiştirilip “zina”nın suç olmaktan çıkarıldığını hatırlatıyor ve ekliyor: “Aynı unutkanlık eşcinsellik ve LBGTİ bireyleri için de söz konusuydu. Zira “cinsel yönelime dayalı ayırımcılığı” Avrupa Konseyi’nin 2011 tarihli İstanbul Sözleşmesi ile yasaklayan ilk ülke idik. TBMM’de onaylanınca da anayasanın üzerinde (Md:90) bir hüküm haline geldi.”

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”leri okumaya devam edeceğiz: “Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar… 


Etiketler: medya
Nefret