09/10/2019 | Yazar: Yusuf Gülsevgi

Gaziantep’ten İrem Su: “Tenim güneş ışığına hasret kaldı. Çaldılar güneşi benden. Şarkılar söyleyip, dans eden bu kadından vampir yarattılar.”

“Tenim güneş ışığına hasret kaldı” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Türkiye de LGBTİ+’lara karşı ciddi bir baskı var. İnsanların insanlar için koymuş olduğu bütün yasalar, adaletsiz bir kalbur gibi. Tane eler, samanı tutar…

Bu toplumsal baskıya yaşadığım şehir olan Antep ve içinde yer aldığı Güneydoğu’dan bakmak istedim. Farklı şehirlerdeki LGBTİ+’larla görüştüm ve ortaya bir yazı dizisi çıktı.

Yaklaşık bir ay süren araştırmadan ve görüşmelerden şunu öğrendim: Ülkenin güneydoğusu Valiliklerin almış olduğu süreli ve süresiz yasak kararlarından sandığımızdan daha az etkilenmiş. Çünkü bu bölgede çoğu yerde LGBTİ+ hareketi görünür değil. Görünürlüğün başladığı yerde yasaklar da başlıyor. Fakat bu bölgede LGBTİ+’lara sürekli yaşatılan bir OHAL var ve bazen susmak en büyük çığlıktır…

TIKLAYIN - “Hep bir kuş olmak istemiştim”

Yazı dizisi kapsamında ikinci konuğumuz İrem Su. İrem 24 yaşında, şarkılar söyleyip dans etmek istiyor. O da Berfin gibi bir kuş olmak istediğini söylüyor ve ekliyor: “Hep kuş olmak istemişimdir fakat beni vampirleştirdiler.”

İşte İrem Su’nun sorularımıza yanıtları…

Öncelikle seni tanıyabilir miyiz?

Tabi. Ben İrem Su. 24 yaşında olan trans bir bireyim. Hayallerimin ve özgürlüğümün peşinden gidiyorum. Hep kuş olmak istemişimdir fakat beni vampirleştirdiler.

Nasıl?

Şöyle ki; trans bir birey olduğum için doğrudan görünürüm. Zorunlu seks işçiliği yapıyorum. Akşamları çalışıyorum. Sabahları uyumak zorundayım. Tenim güneş ışığına hasret kaldı. Çaldılar güneşi benden. Şarkılar söyleyip, dans eden bu kadından vampir yarattılar.

Yaşadığın kentten biraz bahseder misin?

Gaziantep, Kürdistan'ın bitim noktası. Sanayi bir kenttir. Türkiye'nin en kalabalık yedinci şehri statüsüne sahip. Bu nedenle Türkiye için önemli bir kent. Metropol bir şehir burası. Hele Antep'in bir çarşısı vardır, buram buram tarih kokar. Bir mutfağı vardır, dünyada başka hiç bir yerde yoktur. Fıstık gibidir Antep.
Aynı zamanda da heteroseksist sistemin güçlü olduğu bir kent. Kesinlikle kadın ve LGBTİ+ dostu bir kent değil…

Güneydoğu insanı genellikle sıcakkanlı, misafirperver ve iyicil yönleriyle bilinir. Söz konusu LGBTİ+’lar olunca da böyle mi sence?

Güneydoğuda yaşayan insanlar kendinden olana iyicil ve şefkatliler. Sistemin dışında olan insanlara iyicil ve şefkatli değiller. Kimliklerimizi hastalık olarak tanımlıyorlar. Bu hastalıktan da çıkış yolu olarak intiharı dayatıyorlar.

Peki ya Güneydoğu’da LGBTİ+ aktivizmi yürütmek nasıl bir duygu?

Her şeye rağmen mücadele vermek beni fazlasıyla onurlu kılıyor.

Biliyorsun ki İstanbul Onur Yürüyüşü 5 yıldır Valilik tarafından yasaklanıyor. Bunun yanı sıra Ankara Valisi’nin süresiz yasak kararı vardı. Bu yasak Mersin, Antalya ve İzmir’e de sıçradı. Senin yaşadığın şehir olan Gaziantep bundan nasıl etkilendi? Etkilendi mi?

Öncelikli olarak mevcut anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri yok. Anayasada olmayan ibareler için valiliklerin yasak kararı almaları bu yasakların bir devlet politikası olduğu anlamına gelir. Gaziantep’te LGBTİ+ hareketi görünür değil. Bu nedenle Antep’te bir yasak söz konusu değil. Fakat basın açıklamamız valilik tarafından yasaklanmıştı. Şöyle bir gerçek var ki; LGBTİ+ hakları insan haklarıdır. Bu yasak kararlarını verenler, insan haklarına tecavüz ediyordur. Bu yasaklara sessiz kalan ve destek veren her kurum ve her birey insan haklarına tecavüz ediyordur. İnsan haklarına tecavüz eden neler yapmaz? 


Etiketler: kadın, yaşam