11/03/2020 | Yazar: Ali Erol

Mart’ın ilk haftasının homofobik nefret “köşe”leri Akit, Türkgün, Diriliş Postası, Millî Gazete ve Ayrıntılı Haber yazarlarından…

Dilipak duası: “İnşallah, gay ve lezbiyenler sokağa çıkmazlar!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Mart ayının ilk haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Akit, Türkgün, Diriliş Postası, Millî Gazete ve Ayrıntılı Haber yazarlarından seçtik…

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz.

Akit, Abdurrahman Dilipak: “İnşallah, gay ve lezbiyenler sokağa çıkmazlar!”

Haftanın gündemi, karaladıkları “köşe”nin konusu fark etmeksizin ırkçı, cinsiyetçi, homofobik nefret söylemi üretmeye devam eden Akit yazarlarından Abdurrahman Dilipak, bu kez de “8 Mart’ta ne oldu?” başlıklı köşe yazısında, “8 Mart”ın seyrine ilişkin, mor değil kızılcı geleneksel solcular ile bahaneye ne hacet her hâlükârda kadın düşmanı anti-feministlerden rol çalıyor.

Akit yazarı Dilipak, “İnşallah, “Dünya Kadınlar Günü” bahanesi ile gay ve lezbiyenler sokağa çıkmazlar!.” duasıyla başlıyor “köşe” yazısına. Türkiye ve Rusya İdlib'de ateşkes üzerinde resmen anlaştığı halde, Dilipak, “dua”sını “tehdit” ile tamamlıyor: “İdlib’de operasyonlar devam ederken böyle bir hareket çılgınlık olur.” 

Akit yazarı Dilipak, cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemiyle “okur”larını teşvik etmede beis görmüyor: “8 Mart, bu sene sadece “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmayacak. “İstanbul Sözleşmesi” ve “Cinsiyet Eşitliği” politikası da gündem olacak! Bu iki ifsat hareketi de en az LGBT kadar aileye yönelik bir tehdit olarak toplumda infiale sebep oluyor.”

Akit yazarı, “her yıl 8 Mart’ta tekrarlanan “Feminist Gece Yürüyüşü” ile artık konu kadın olmaktan çıkıp gay ve lezbiyenlerin meydan okumasına, aileye karşı bir meydan okumaya dönüştü.” diye devam ederken, “kafa”sının karışık olduğu da anlaşılıyor: “Biz bugün bizim de ait olduğumuz medeniyetin paydaşları olan siyasileri, Media’yı, STK’ları, kişileri, gay ve lezbiyenleri, feministleri ya da maçoluğu yüceltenleri açık ve net bir dille ve Müslüman kimlikleri ile kınamaya çağırıyoruz.”  

Türkgün, Mustafa Önder: “LGBT sevicisi bir avuç kitle…”

Türkgün “köşe” yazarı Mustafa Önder, “Yüzsüzler!” başlıklı yazısında, kaleminden nefret damlarken, cılkı çıkmış “nefret kokteyli”ne “LGBT”yi de atıp saydıra saydıra sallıyor: “Komünist artığı devrimci, demokrat, sosyalist, alevî sömürücüsü, Gezi soytarısı, LGBT sevicisi bir avuç kitle… İçimize çöreklenmiş ihanet yuvaları…”

Türkgün “köşe” yazarı Önder, bir hafta sonraki “Aklınız nerenize kaçtı?” başlıklı yazısında, “nefret kokteyli”ni sallamaya, “aklına ne gelirse” saymaya devam ediyor: “Zilletin efendisi” Y-CHP, Erdoğan ve Türkiye karşıtı kim varsa iş birliğinde… İP, SP, HDPKK, Serok Ahmet, şövalye Bebecan, kripto FETÖcüler, LGBT’liler, devşirme Ermeniler, aklınıza ne gelirse…

Diriliş Postası, Ferhat Ersin: “Hamile kalanlara doğurmama hakkı, LGBT’ye özgürlük!..”

Diriliş Postası’ndan Ferhat Ersin, “Şeref size ne lazım” başlıklı yazısında, herhalde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na “laf” ederken, “Karşı mahalledeki bu anormal durumu yakında ben de normal karşılayıp anormal derecede anormalleşmekten korkuyorum normal olarak!..” diyerek saydırdığı küfür “köşe”sinde “LGBT”yi de araya eklemeden edememiş: “Hamile kalanlara doğurmama hakkı verilsin, LGBT’ye özgürlük!..”

Millî Gazete, Bahaddin Elçi: “Sosyal afetler… fuhuş, lgbt, boşanmalar…”

Millî Gazete’den Bahaddin Elçi, “Arınma Mevsimi-1-” başlıklı “köşe” yazısında, ne bulduysa atıp karıştırdığı nefret bulamacına “lgbt”yi de dahil etmeyi unutmamış: “Tabii afetler (deprem, heyelan, çığ vb.), sosyal afetler (fuhuş, lgbt, boşanmalar, intiharlar, düşmanlıklar, çatışmalar...), ekonomik afetler (faiz, geçim sıkıntıları, gelir dengesizlikleri, üretimsizlik...), siyasi afetler (düşmanlıklar, bölünmeler, sömürüler,savaşlar...). Belalar sağanak halinde yağıyor,bizi kuşatıyor...” 

Ayrıntılı Haber, Fatih Oruç: “Kurgulanmış lezbiyenlik, gaylik, biseksüellik ve translık gibi eğilimler”

Ayrıntılı Haber’den Fatih oruç, “Nedir Bu İstanbul Sözleşmesi Denilen Bela” başlıklı birbirini takip eden iki yazısında, “Sözleşme”yi deşifre ediyor: “İstanbul sözleşmesi, “kadınlara eşitlik” sloganının altına gizlenip insanın yaratılıştan gelen biyolojik kadınlık ve erkeklik cinsiyetlerini kabul etmeyen; kurgulanmış lezbiyenlik, gaylik, biseksüellik ve translık gibi eğilimleri “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” adı altında meşrulaştıran, bu eğilimleri yeni nesillere olumlu bir şeymiş gibi dayatan projedir.”

Ayrıntılı Haber “köşe” yazarı, “eşcinselliği meşrulaştırmak”, “cinsel sapıklık”, “homoseksüellik” gibi “İstanbul Sözleşmesi” konulu her “köşe” yazısında bildik nakaratları tekrar ediyor.

Not: Bu haberde, alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.



Etiketler: medya
Nefret