05/02/2020 | Yazar: Ali Erol

Kaos GL, medya çalışmaları kapsamında, Akit’in nefret söylemi ürettiği ve takipçilerini teşvik ettiği yayınların Ocak ayı listesini hazırladı…

Akit’in Ocak ayı nefret seyri Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL, medya çalışmaları kapsamında, cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik yayın organı Akit’in Ocak ayı listesini hazırladı.

Nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik etmede iktidarın “yaygın medya organ”ı halini almış olan Yeni Akit’in Ocak ayı listesi, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı dil, cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemleri içeren “haber” ve “köşe” yazılarının takibi ve kaydından oluşuyor. 

Nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden medya organlarından Akit, iktidarın yaygın medya organı olmasından kaynaklı rahatlıkla ayrımcı dil ve nefrette sınır tanımıyor.

Sosyal Psikolog Melek Göregenli, “nefret suçlarına yol açan ayrımcılığı oluşturan ve besleyen kalıp yargıların, önyargıların kısaca nefret söyleminin kurulmasında ve yaygınlaştırılmasında en etkili aracılardan biri” olarak medyayı değerlendirirken, ekliyor, “nefret söylemi iktidarda olanın ayrıcalığıdır, nefret suçuna teşvik de iktidarda olanın ayrıcalığıdır.”

En son savcılığın, “ifade özgürlüğü” bahanesiyle, LGBTİ+’lara yönelik nefretini görmezden gelmesinin getirdiği güvence ve iktidara yakınlığın sağladığı ayrıcalık ile homofobik hoyratlığını iyice arttıran Akit, “köşe” yazıları ve “haber” adı altında hazırladığı nefret bültenleriyle yeni yıla da mola vermeden girdi.   

Ocak bir, nefret bir: “LGBTİ’li sapkınlar”, “sapkın homolar”… 

Yeni Akit, yeni yılın nefret açılışını, Ocak ayının ilk günü, “CHP’li Mahmut Tanal’ın sicili bozuk! Dindar karşıtı sapık dostu” başlıklı “haber” ile yaptı.

CHP’li Mahmut Tanal’a yönelik siyasi saldırıyı alışkanlık haline getiren Akit, geçen seneden hatırlanacak “Homo sevici Mahmut Tanal, sapkınlara 'Onursuzlar' diyen AK Partili Kavuncu'ya ceza istedi” ve “LGBTİ'li azgınlara destek rekoru CHP'li Tanal'ın” başlıklarının bir benzerini, “sicili bozuk” ve “sapık dostu” ifadeleriyle yeni yılın ilk günü attı.

Hakkı Bilir imzalı haberde, LGBTİ+’lara yönelik Akit’in geleneksel homofobik nefret nakaratları tekrar edildi: “Sapık”, “sapık dostu”, “sapkın LGBTİ’liler”, “LGBTİ’li sapkınlar”, “sapkın homolar”, “homoları legalize etmeye çalışmak”, “LGBTİ’li sapkınların onur eylemlerinde sapkınlarla birlikte omuz omuza yürümek”…

Akit söz konusu “sapık dostu” ifadesiyle homofobik nefret söylemini twitter hesabından da paylaştı. Akittv twitter hesabından aynı haber “LGBTİ’nin koruyucusu Tanal!” ifadesiyle verilirken, webtv sayfasında gazete kupürü gene “sapık dostu” alt yazısı ve Ali Karahasanoğlu yorumuyla paylaşıldı.

Nefret söylemini doğrudan üretmekle kalmayıp, okurlarıyla takipçilerini de teşvik eden Akit, karşılığını bir “okur” mesajıyla aldı: “Sadece Mahmut tanal diyerek chp ye haksızlık yapmayın çünkü chp nin hepsi kökü birden homocu lezbişcidir.”

Akit’in CHP’li Mahmut Tanal’a karşı “haber”inde, ayrımcı dille hedef gösterme, homofobik nefret söylemi üretme ve yayma ile birlikte dikkat çeken bir diğer nokta ise “LGBTİ” ile “terör” terimlerinin telaffuzunu birlikte yapmakta sakınca görmüyor olması. 

İstanbul Sözleşmesi’ne karşı karalama, dezenformasyon, hep aynı nakarat…

Akit’in Ocak ayı nefret söylemi seyrinde, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı cinsiyetçi, homofobik ve transfobik nefret nakaratlarıyla kurulmuş haberler şöyle kaydedildi.

Faruk Arslan imzalı “2019’da 550 bin baba evinden atıldı” başlıklı Akit “haber”i: “Batı’nın, Türk aile yapısını ele geçirmek için İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun gibi uygulamaları bize sattığı ortadadır. Aile istemeyen, Sayın Cumhurbaşkanı’na hakaret eden, Taksim’de eşcinsel yaratıklarla yürüyüp ellerindeki küfür yazılı dövizlerle devlete meydan okuyan feministler faydalanıyor bu kanundan. Taksim’de ezanımızı ıslıklayan yaratıklar bu kanun vesilesiyle köşeyi dönüyor.” 

Oğuzhan Gültekin imzalı “İlahiyatçı Ak’tan aile kurumunu kurtarmaya yönelik öneriler! ‘İstanbul Sözleşmesi acilen feshedilsin!’” başlıklı haberde, Diyanet Birlik-Sen Genel Başkanı Kenan Ak’ın ağzından, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı bildik “İstanbul Sözleşmesi” karalama ve dezenformasyonu tekrar ediliyor: “Türk insanına, Türk toplumuna ve Türk kültürüne aykırı ve fıtrata aykırı olan 6284 Sayılı kanun acilen iptal edilmelidir. Yoksa Müslüman Türk aile yapısı hızla parçalanmaya devam edecektir.”

Cinsiyetçi ve homofobik nefret ortaklığında Millî Gazete ile paslaşan Akit, Millî Gazete’nin Sema Maraşlı ile yaptığı söyleşiyi, “Aileyi yıkarken eşcinsel sapkınları koruyor! Sözleşmenin adının İstanbul olmasının altındaki sinsi oyun” başlığı ile yayımladı: “İstanbul Sözleşmesi adı altında LGBTİ çalışmaları yapılıyor. İstanbul Sözleşmesi bir yönüyle de eşcinsellik sözleşmesi diyebiliriz. Bu sözleşme yüzünden eşcinsellikle ilgili afişlerde İstanbul yazıyor. Ben de bunu görünce adeta dehşete düştüm. Sözleşmenin ana konularından birisi eşcinselliğin normalleştirilmesidir. Eşcinsel haklarını korumak için çıkartılan sözleşmenin İstanbul ile hiçbir alakası yok.” 

Mehmet Özmen imzalı “Feministlerin 'Kadın Hakları' bir tuzaktır!” başlıklı Akit haberi ise, “Akademisyen, yazar Prof. Dr. Ertuğrul Yaman, aile yapımızı yerle bir etmeye yönelik hazırlanan projelere ilişkin yeniakit.com.tr’ye dikkat çeken açıklamalarda bulundu” spotuyla yayımlandı: “Feministlerin kendince özellikle kadın hakları diye ortaya atılan şey bana göre bir tuzak. Bizim inancımızda feminizm, maskülinizm yani erkekçilik, bayancılık diye bir şey yok, aile esastır.”

Akit’ten Mehmet Özmen, akademisyen Ertuğrul Yaman’a, “Dış güçler tarafından aile yapımıza dinamit konulmak isteniyor. Bunlardan biri de üçüncü cinsiyet meselesidir. LGBT denen bir kesim var.” sorusunu yöneltiyor. “Bu yeni bir şey değil, vardı zaten.” diye konuşan Yaman, ekliyor: “Yaratılışa ve fıtrata aykırıdır.”

“Kadın, erkek ne kadar gerçekse üçüncü cinsin varlığını da biliyoruz. Bu yeni bir şey değil, vardı zaten. Ama bunun meşru hale getirilip bu kadar reklamının yapılması, öne çıkarılması, sanki bu da olması gereken bir şeymiş gibi ısrarla önde tutulması başka sakıncaları ortaya çıkarabilir. Daha da kötü bir gidişat var dünyada bu noktada. Bırakın üçüncü cinsi, cinsiyetsizleştirme akımı diye bir şey de var. Yani kadın erkek yok artık, insan var filan gibi. Bu yaratılışa ve fıtrata aykırıdır.”

Nefret kokteyli…

Cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik yayın organı Akit’in Ocak ayı listesine kaydettiğimiz diğer “haber”ler şöyle sıralanıyor:

“KAOS GL’nin Türkiye için bir tehdit haline geldiğini belirten duayen hukukçular, kapatılması gerektiği yönünde görüş bildiriyor” diye “haber”leriyle tanınan Harun Sekmen imzalı ““Eşcinselleştirme Operasyonu” kitabının yazarı Fehmi Demirbağ Akit’e konuştu! Eşcinsellik Siyonist projedir” başlıklı nefret kokteylinde söylem yükseltiliyor: “LGBTİ bir terör örgütüdür”

“LGBTİ bataklığı”, “eşcinsel sapkınlığı”, “eşcinsel şehvet maymunları”, “ensest ilişki”, “AIDS vakaları”, “kirli plan”, “siyonist lobi”, “eşcinsel lobi”, “siyonist proje”, “sapkın ilişkiler”, “iğrenç proje”, “siyonist aklı” gibi nefret kokteyli ifadeleriyle gelişen Harun Sekmen imzalı söyleşi, “LGBTİ bir terör örgütüdür” hedefiyle sona eriyor: “Ülkemizde eşcinsel dernekler Siyonistler tarafından destekleniyor. Bu bir Siyonizm projesidir. LGBTİ bir terör örgütüdür. Eşcinsel sapkınlık bütün kötülüklerin anasıdır. Devlet acilen bu bataklığı kurutmalıdır.” 

Yunus Bayar imzalı Akit “haber”i ise “İslam dünyasını saran gizli tehlike "LGBT"” başlığını taşıyor: “İslam ülkelerinde batı medyası aracılığıyla eşcinsellik vebası yayılmak isteniyor. ABD ve İngiltere merkezli ABC, BBC ve Reuters gibi medya kuruluşları LGBT haberlerini özellikle Müslüman ülkelerde yaşayanları sıklıkla haber yapıp gündeme getirmeye çalışıyorlar.”

Hasan Eğrigöz imzalı, “16 bin genç evlilik mağduru böyle haykırdı: Biz kadın değil miyiz?” başlıklı Akit “haber”i: “Feminist terör örgütlerinin ve Kanada Büyükelçiliğinin LGBT çocuk etkinlikleriyle çocuklarımızı eşcinselleştirme faaliyetleri, çocuk istismarıdır, cezasız kalmamalıdır. Çocuk istismarından beslenenler neden susuyor? Aileyi yok etme küresel savaşına, feminizm terörüne ülkemizin milli güvenliğini tehdit ettikleri için ‘one minute dur’ diyoruz.”

“‘Eşcinsel’ sapkınlığın ulaştığı tehlikeli nokta” ifadesiyle sunulan Ocak ayından bir diğer Akit “haber”inin başlığı: “Çocuklara ‘eşcinsel’ tehdit! Noel kutlamasında rezalet görüntüler”

Taha Emre Özdemir imzalı “Okul koridorunda rezalet! Bakın gençlerimiz nasıl zehirleniyor” başlıklı Akit “haber”i: “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışmaları ile esas amacı eşcinsel sapkınlığı meşru hale getirmek ve aile yapımızı ifsad etmek olan çevreler Türk gençliğini zehirlemeye devam ediyor.”

“Pornocu dedenin ahlaksız torunu… Dedesini aratmıyor!” başlıklı Akit “haber”i: “Eşcinsel ilişkiler, gay’lik propagandası, ahlaksız sahneler sebebiyle Türkiye’de son aylarda sık sık eleştirilen Netflix’e Türk toplumunun tepkisi her geçen gün artarken, Yalçındağ ise Netflix’e yönelik tepkilerin gölgesinde büyüme stratejisi güdüyor. Yayınladığı Behzat Ç. adlı dizide Türk polisine eşcinsel gayri meşru ilişki yaşatan Blu tv, diğer pek çok yayınında da ahlaksızlığı özendirici sahnelere yer veriyor.”

“CHP’li belediyeden skandal! Eşcinselliği normalleştirmek istiyorlar” başlıklı Akit “haber”i: “CHP’li belediyelerin skandallarının ardı arkası kesilmiyor. CHP yönetiminde olan Avcılar Belediyesi bir eşcinseli işe almayı övünç sebebi yaptı. Bununla reklam yapmaya çalışan belediye eşcinselliği normalleştirme çabasına girdi.”

Ha “haber” ha “köşe”: Akit için fark etmez!

Haftanın gündemi, karaladıkları “köşe”nin konusu Akit yazarları için fark etmez. İlgili ilgisiz, bilgili bilgisiz bulamaçları hazırdır; "tartışma" diye içine çekecekleri ırkçı, cinsiyetçi, homofobik nefret çukuru hiç değişmez!

Akit “köşe” yazarlarından Abdurrahman Dilipak için de fark etmiyor, “Lezbiyen ve homolarla ilgili, Müslümanlar, başörtülülerle ilgili değil” dediği “Trump bu!” başlıklı yazısında, bildiğiniz gibi: “Hangi birini yazacaksın ki! Hani bunlar insan haklarına saygılı bir hukuk devleti istiyordu, katılımcı, çoğulcu ve şeffaf hoşgörü temelli bir yönetim temelinden yanaydılar. Yok canım, bu saydıklarım lezbiyen ve homolarla ilgili, yoksa Müslümanlar, başörtülülerle ilgili değil.”

Akit, yazarının “Trump bu!” başlıklı “köşe” yazısını pek mühim bulmuş olmalı ki yetinmeyip bir de “Abdurrahman Dilipak'tan dikkat çeken sözler: Artık mızrak çuvala sığmıyor” başlığı altında, “haber” formatıyla yayımladı.

Akit’ten Zekeriya Say, sanki homofobik nefreti yanına kâr kalmıyormuş gibi “Bize küfredenlere daha ne kadar prim vereceğiz?” başlıklı yazısında güya yakınırken cinsiyetçilikten girip ırkçılıktan çıktığı “köşe” yazısında tabii ki geçerken araya homofobik nefretini de katıyor: “Eşcinsel sapkınlardan oluşan LGBTİ’leri de “Gezici”lerin “en eğlenceli” grubu ilan etti.” 

“LGBT”yi daha önce, “terörden de tehlikeli” diye nitelemekte beis görmeyen Akit yazarlarından Şevki Yılmaz, “Hepimiz tehlike altındayız! “Çamur at, tutmazsa Arena alçaklığı devam ediyor!”” başlıklı “köşe” yazısında, “cinsel istismar” suçundan hapis yatan eski “köşe” arkadaşı Hüseyin Üzmez’i savunurken nefretini LGBTİ+’lardan çıkardı: “Homoseksüel ve lezbiyenliği çağdaş gören ahlak, namus ve şereften yoksun çetelerin her duruşmada havlamaları, ağır hakaret ve yumurta yağmuruna rağmen Merhuma sahip çıktılar!”

Not: Bu haberde, alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: medya
Nefret