29/05/2020 | Yazar: Ali Erol

Mayıs’ın üçüncü haftasından homofobik nefret “köşe”leri Doğru Haber ve Yeni Şafak yazarlarından…

“Milli-Manevi” itiraz İstanbul Sözleşmesi ile yetinmiyor, Medeni Kanun’u da istiyor!    Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz…

Mayıs ayının üçüncü haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Doğru Haber ve Yeni Şafak yazarlarından seçtik.

DoğruHaber’den Dr. Tank’ın “milli-manevi” itirazı İstanbul Sözleşmesi ile yetinmiyor, Medeni Kanun’u da istiyor!

Kaos GL 2019 Medya İzleme Raporu’na göre LGBTİ+’lara yönelik nefreti görev belleyen gazetelerden başı çeken Doğru Haber yazarlarından ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Bekir Tank, “Atatürk’ün Medeni Kanunundan Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesine” başlıklı “köşe” yazısına, “Sizler bu başlığı “milli-manevi değerlerin bayraktarlığından zina ve eşcinselliğin bayraktarlığına Ak Parti” şeklinde de okuyabilirsiniz!” diye başlıyor.

Cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr yayın organlarından Doğru Haber’in “akademisyen” yazarı Tank, “Türk Milletinin milli ve manevi değerleri için ciddi bir tehdit” olarak nitelediği İstanbul Sözleşmesi’ne karşı, “Ak Parti’ye yönelik dostça eleştirileri”ni sürdüreceğini söyleyerek devam ediyor.

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve imzacı devletlere “kadına karşı şiddeti önleme, şiddetten koruma, şiddet eylemlerini kovuşturma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma” yükümlülüğü getiren “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ne karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona başvurmadan söz üretemeyen muhafazakâr “köşe”lerden Tank, daha önce de aynı nakaratlarla yakınmıştı: “KADEM’in LGBTİ ile birlikte seferber olmalarına ve adeta omuz omuza bir cephe savaşı vermelerine ne demeli.”

Dr. Bekir Tank, “Erdoğan’ın çıkardığı yasalar”a laf etmekle kalmıyor, bunların yanında “çok masum” bulduğu Medeni Kanun’a, “Türkiye halkının milli-manevi değerlerine karşıtlık ve aile yapısına aykırılık bağlamında” hızını alamayarak “Atatürk'ün çıkardığı yasalar”a kadar gidiyor. Tank, nihayet aktüel “mevzu”ya geliyor ve eşcinselliği “sapıklık” olarak anarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yükselttiği cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi ile ayrımcılığa ortak oluyor.

Doğru Haber’in “akademisyen” yazarı, “Ak Parti’ye yönelik dostça eleştirileri”ni sürdürürken, “etkili ve yetkili koltuklar”da oturan erkeklerin, “meydan”ı, “zina ve eşcinselliğe toplumsal bir meşruiyet kazandırmak için mücadele eden vekillere” bıraktıklarını söylüyor ve “başı bayan vekillerin çekiyor olmaları”ndan yakınıyor. Bazılarının da “başörtülü” olmasını “düşündürücü” buluyor!

Dr. Bekir Tank, “Ak Parti’ye yönelik dostça eleştirileri”ni sıralama adı altında, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik bildik cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarını tekrar ederken, Medeni Kanun ve İstanbul Sözleşmesi üzerinden AKP’li kadın vekillerin “Müslüman kimliği”ni sorgulama haddine kadar vardırıyor işi!

Yeni Şafak’tan Tamer Korkmaz, ABD’ye sallarken, LGBTİ+’ları düşmanlaştırıyor!

Yeni Şafak “köşe”lerinden Tamer Korkmaz, manipülasyon, dezenformasyon ve de nefret saçmada, daha önce de, “LGBTİ Lobisi” diye kurguladığı komplosu ile “aşağılık”, “Batıcı-Laikçi Kafa” ve “sapkınlar” söylemiyle yok mu abartan dedirtmiş, “LGBTİ”leri düşmanlaştırmış ve hedef göstermişti.

ABD Ankara Büyükelçiliğinin 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Transfobi ve Bifobi Karşıtlığı Günü’nde astığı gökkuşağı bayrağına “LGBT paçavrası” demeyi marifet sanan Yeni Şafak’tan Korkmaz, “Bu Yanki’lerde “her yol” var!” başlıklı “köşe” yazısında gene aynı seviyeden devam ediyor.

Manipülasyon, dezenformasyon ve homofobik nefret korosunun cılkı çıkmış nakaratları ile “köşe”sini dolduran Yeni Şafak yazarı, sözlerini bildik komplo ile taçlandırıyor: “Yerkürenin dört bir yanında çoktan dal budak salmış olan LGBT Sapkınlığı…”

Yeni Şafak’tan Tamer Korkmaz, “Amerika Birleşik Tacizciler, Tecavüzcüler, Eşcinseller, Sapkınlar Devleti” saydırmasıyla güya ABD’yi eleştirme adı altında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı LGBTİ+’ları düşmanlaştırıyor.

İçişleri Bakanlığının, LGBTİ+'ları “vatandaş”tan görmeyip kurumsal ayrımcılığa tabii tutması, nefret söylemine devam edip, “terör” ile “LGBTİ”yi aynı cümle içinde kullanarak hedef gösteren söylemini hatırlarsak, Yeni Şafak “köşe” yazarının LGBTİ+’ları ve kurumlarını “dış mihrak” ithamıyla kriminalize eden, sivil topluma yönelik karalamada bulunan, dezenformasyon üreten, nefreti teşvik eden ayrımcı dilinin kaynağını da görmüş oluruz.


Etiketler: medya
Nefret