24/03/2020 | Yazar: Ali Erol

Mart’ın üçüncü haftasının homofobik nefret “köşe”leri Millî Gazete, Akit, Yeni Şafak, Ajanskamu, Günebakış ve Uzunköprü yazarlarından…

Korona komplosu gey-lezbiyensiz olur mu! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz. 

Mart ayının ilk ve ikinci haftasının ardından üçüncü haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Millî Gazete, Akit, Yeni Şafak, Ajanskamu, Günebakış ve Uzunköprü yazarlarından seçtik.

Millî Gazete, İsmail Hakkı Akkiraz: “Koronaya karşı eşcinsellik yasaklansın”

Korono komplosunu deşifre edenler korosuna Millî Gazete “köşe” yazarı İsmail Hakkı Akkiraz, “Tedbir; İslam’ı yaşamaktır” başlıklı yazısıyla katılıyor. 

Millî Gazete “köşe” yazarı Akkiraz, “toplumu helak olmaya götüren büyük günahlar”ı, “sihir yapmaktan siyonizm’in emellerine hizmet etmek”e sek sek sayarken hiç atlar mı asıl “yıkıcı günah”ı: “Eşcinsel ilişkide bulunmak.”

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi olan Millî Gazete “köşe” yazarı Akkiraz, “korono tedbiri” olarak “Milli Görüş aşısı”nı ve “satıldığı eczane” olarak da “Saadet Eczanesi”ni gösteriyor!

Erbakan’ın Millî Görüş’ünün sözcüsü Millî Gazete “köşe” yazarı İsmail Hakkı Akkiraz, “Koronavirüs; bir Avrupa, batıl Batı, ırkçı emperyalizm virüsüdür.” tanımı yaptığında “tedbir” niyetine sayacağı “büyük günahlar” arasında “eşcinsellik”i görmek haliyle şaşırtmıyor.

Millî Gazete’nin Saadet Partili “köşe” yazarının “koronaya karşı eşcinsellik yasaklanmalı” önerisini Independent Turkish ile Sputnik Türkiye siteleri, Akit ile aynı formdan vermekte sakınca görmüyor.

Akit, Abdurrahman Dilipak: Korona komplosu gey ve lezbiyensiz olur mu!

Akit’ten Abdurrahman Dilipak, “Eşkıya dünyaya hükümdar olmuş!” başlıklı “köşe” yazısında, “Zulümden, kul hakkından, rüşvetten, torpilden, haram maldan, israftan, cimrilikten, kibirden sakınalım.” diyor, “İşler iyi gitmiyor.” diye de ekliyor.

“Daha önce defalarca yazdım.” diyen Akit “köşe” yazarı Dilipak’ın ne yazdığı fark etmiyor, nasılsa komplo ve “nefret kokteyli”ne “gay ve lezbiyenler” nakaratını katmadan yapamaz:

“Dünyaya yayılmaya devam eden Koronavirüsün, 2018’de yayınlanan Güney Kore yapımı “My Screet” Terrus adlı dizide açık açık anlatıldığı ortaya çıktı. Asterix’te de Koronavirüs var Joker maskesi ile “Avengers” (Yenilmezler) filminde dünya nüfusunu yarıya indirmekten söz ediyorlar. Hollywood yapımı filmlerde de benzer konular işleniyor. Moda, spor, yaşam tarzı, romanlar, çizgi filmler, gay ve lezbiyenlere özgürlük tartışmaları, İstanbul sözleşmesi, CEDAW, sezaryen patlaması, gıda, ilaç, doğum kontrolü, kürtaj hepsi ve daha fazlası böyle bir planın parçası olarak önümüzde.”

Yeni Şafak, Ergün Yıldırım, “Oğlancı-lezbiyen” nakaratını ağzına almadan “köşe”sini dolduramıyor!

Yeni Şafak yazarı, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ergün Yıldırım’ın kendi ifadesiyle “oğlancı-lezbiyen” nakaratını ağzına almadan “köşe”sini dolduramadığı anlaşılıyor.

Ayrımcı ve ırkçı yaklaşımla yetinmeyen “köşe” yazarının ayrıcalıklı konumundan “Türk, Sünni, Müslüman ve Heteroseksüel” sopası sallamakta beis görmediğini daha önce kaydetmiştik.

Yeni Şafak “köşe” yazarı Yıldırım, en son “Salgınlar ve gazaplar: Korona zamanlarında Müslüman” başlıklı yazısına da, “imtihan” diye başlıyor, sonra da saya saya “aynı cinsle münasebette bulunmak”ı sayıyor.

Tek “nakarat” yeter mi, “Lut kavmi sapması” diye tekrar tekrar ağza alıp altını çizmekten kendini alamıyor “köşe” yazarı: “Lut kavminin yaşadığı rezalet, insan hakları diye savunuluyor artık. Ona karşı çıkmak insan haklarına karşı çıkmakla eş tutuluyor. Kadınlarla kadınların beraberliği de öyle.”

“Koronavirüs bir metin gibi okunmalıdır” diyen Yeni Şafak “köşe” yazarı, “Müslüman”ı günah çıkarmaya davet ederken, “ahlak” ve “adalet” dağıtma tekeli elinde, homofobik nefret söylemi dilinde, okuya okuya aynı nakaratı okuyor: “Müslüman, küresel bir gazap ve imtihan içinden geçerken önce dönüp kendisine bakmalı. Müslümanlığın deizmle, ateizmle, lezbiyenlikle, oğlancılıkla, zulümle, darbeyle, şımaran zenginlik ve iktidarla yeniden çok iç içe geçtiği zamanlar… Müslümanlar olarak bu zamanlarda, büyük imtihandan geçerken yeniden İslam’ın ahlakına, adaletine ve mahremiyetine sığınmalıyız.”

Yeni Şafak sosyoloğu, nakaratını pek sevmiş olmalı ki yetinmeyip bir de twitter’a taşıyor: “lezbiyenlikle, oğlancılıkla…”

Ajanskamu.net, Mehmet Emin Sofuoğlu’ndan “nefret kokteyli” tarifi! 

Ajanskamu.net isimli internet sitesinden Mehmet Emin Sofuoğlu, “Dijital Nuh Tufanı / Digital Deluge” başlıklı “köşe” yazısında, küresel ölçekte virüs salgınlarından bildiği duyduğu bütün felaketleri sıralamış. Yeni Dünya Düzeni’ni “tezgahlayan” kavramları saydırırken de “gender revolution” eklemeden komplo ve “nefret kokteyli” eksik kalırdı:

“Cinsiyet Devrimi. Erkeklerin kadınlaştırılıp, kadınların erkekleştirilmesi, ailelerin parçalanması, çocuksuz aile ve ayrı yaşayan cinsiyetsiz bireyler oluşturma. Lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel sapkınlıkların ve ardından da robotlarla cinsel birliktelik, pedofili, zoofili, tecavüz, ensest ilişkiler ve eşyalarla birliktelik gibi iğrençliklerin normalleştirilme çalışmaları.”

Salla gitsin “köşe” dolsun söylemi ile “iç düşman” sayan Sofuoğlu’nun “içeri”yi listelerken “lgbt”yi de unutmadığını daha önce de kaydetmiştik: “Artık en büyük kozları, dağdaki teröristler değil, batı tarafından organize edilen lgbt, feministler ve bazı kadın platformları! Sokakları karıştırmak için emir aldılar..”

Günebakış, Mazhar Yıldırımhan: “Daha neler neler”

Karadeniz’den Günebakış “köşe” yazarı Mazhar Yıldırımhan, “İnsanlık İçin Korkunç Planlar” başlıklı yazısı ile koronovirüs komplosundan ben niye geri kalayım, nasılsa sallamak bedava diyor:

“Yaşayan insanlar arasında cinsiyet kavramı kaldırılacak. Her türlü cinsel yönelim ve sapkınlık hayatın normal bir akışı gibi görülecek. Din ve ahlak kavramları yerini kurallara uygun davranış puanlamasına devredecek. Devletler ortadan kalkacak. Mümkün mertebe azaltılan dünya nüfusu tek bir merkezden yönetilecek. Daha neler neler.”

Uzunköprü, İsmail Bayraktar: “Terbiyem kaldırmadığı için LGBT’nin açılımını okuyucularımla paylaşmıyorum”

Uzunköprü gazetesinden İsmail Bayraktar, “kundura köselesi değil kurultay delegesi” başlıklı “köşe” yazısında, “Toplumumuz zaman zaman olduğu gibi bu illet virüs konusunda da uzman olduğunu gösterdi.” diye başlıyor ama “Kasabalı” ağır abimiz devam ederken ırkçılıkta aynı “toplum”dan geri kalmadığını da gösteriyor.

“Kasaba”daki siyasetten laflarken sonra birden “büyükşehir”e atlıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü” kurulmasının AKP’li meclis üyelerinin “LGBTİ+” itirazıyla reddedilmesine getiriyor lafı: “AK Partililer; Burada LGBT savunulmaktadır. CHP yönetiminin aile yapımızı parçalamasına izin vermeyiz” diye tepki gösterdi. KASABALI olarak benim terbiyem kaldıramadığı için LGBT’nin açılımını siz okuyucularımla ne demek olduğunu paylaşmıyorum zira onların seviyesizliğine düşemem. Zaten bilen biliyor LGBT’nin ne demek olduğunu.”

Uzunköprü “köşe” yazarının “terbiyesi” kaldırmadığı için LGBT’nin açılımını okurlarına açmaktan imtina etse de, gerisinde ırkçılıktan, cinsiyetçilikten ve de homofobik nefrete karşı imtina etme gereği duymadığını tahmin etmek zor olmuyor.

Not: Bu haberde, alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: medya
Nefret