18/03/2020 | Yazar: Ali Erol

Mart’ın ikinci haftasının homofobik nefret “köşe”leri Yeni Şafak, Milat, Türkgün ve Yeni Konya yazarlarından…

“Sapkın eşcinsel ilişkiye dayalı bir toplum icat edilmeye çalışılıyor!”    Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Mart ayının ikinci haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Yeni Şafak, Milat, Türkgün ve Yeni Konya yazarlarından seçtik…

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz. 

Yeni Şafak, Yusuf Kaplan: “Sapkın eşcinsel ilişkiye dayalı bir toplum icat edilmeye çalışılıyor!”

Muhafazakâr medya “köşe”leri, 8 Mart haftasında mola vermeden sürdürdükleri İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik dezenformasyon üretme, toplumsal cinsiyet ve kadın-erkek eşitliğine karşı cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratına Mart ayının ikinci haftasında da devam ettiler.

Yeni Şafak’tan Yusuf Kaplan, “İstanbul Sözleşmesi’yle İstanbul’un fethinin intikamını almak istiyorlar!” başlıklı “köşe” yazısında, cinsiyetçi ve homofobik nefretiyle baştan bodoslama dalıyor: “Eşcinsel sapkınlık biçimlerini eksene alan, aile kavramıyla dalga geçilen sapkın bir “aile” uydurmak, bunu gerçeğe dönüştürmek, yaygınlaştırmak ve bütün dünyaya dayatmak istiyorlar!”

“Sapkın eşcinsel ilişki biçimleri” ifadesiyle homofobik nefret söylemine devam eden Yeni Şafak yazarı, tarihe de aynı nefret ile dalınca, antik yunan uygarlığının tarihe karışmasını da, kendi ifadesiyle, İskender’in “eşcinsel kral” olmasına bağlıyor.

Yeni Şafak “köşe” yazarı Kaplan, nihayet “İstanbul Sözleşmesi” nakaratına bağlıyor: “Günümüzde sapkın eşcinsel ilişki biçimlerine dayalı bir toplum icat edilmeye çalışılıyor! Bunun en önemli enstrümanlarından ya da hazırlayıcılarından biri lanet olası İstanbul Sözleşmesi.”

Yeni Şafak “köşe” yazarı Yusuf Kaplan’ın yazısının twitter paylaşımında da homofobik nefret söylemi tekrar ediliyor: “Sapkın bir toplum modeli inşa etmeye çalışıyorlar Bunun kilometre taşlarından biri olacak anlaşmanın adını İstanbul Sözleşmesi koyuyorlar İstanbul Sözleşmesiyle İstanbul'un fethinin intikamını almak istiyorlar! Türkiye bu anlaşmadan derhal çıkmalıdır!”

Milat, Muhammed Özkılınç: “Şehvetperest’liğin, ateizmin, LBGT ahlaksızlığının her türlüsü…”

Milat gazetesinin ak sakallı dedesi Muhammed Özkılınç, “Batı Nesiller Bataklığıdır” başlıklı “köşe” yazısında kendi hazırladığı bir “nefret kokteyli” ile kendinden geçiyor: “Batıda “kinder garden” denilen kreşlerde, çocuğun kişilik değişim ve dönüşümü başlıyor. Çocuk öyle mütedeyyin bir Hristiyan falan değil, sınırsız ahlaksızlık diyebileceğimiz ibahiye kültürüyle yetiştiriliyor. Şehvetperest’liğin, ateizmin, LBGT ahlaksızlığının her türlüsü, minik dimağlara öyle zerk ediliyor ki, adeta hücrelerine işliyor.”

“Eşcinsel ailelere evlatlık olarak veriliyor” ara başlığı ile göçmen çocuklara ilişkin “köşe”sine devam eden Milat yazarı Özkılınç, “Bu çocukların bir kısmı Avrupa’da yasal olarak eşcinsel evlilik yapan kişilere evlatlık olarak veriliyor.” diyor ve saydığı Avrupa ülkelerinin “eşcinsel evlilik yapan çiftlere evlat edinme hakkı tanıyor” eklemesi yapıyor.

“İstanbul Sözleşmesi” nakaratı tekrar edilmeden muhafazakâr medya “köşe”leri dolar mı: Milat’tan Muhammed Özkılınç da, ırkçı ve cinsiyetçi söylemine dön dolaş gene homofobik nefretini katık ediyor: “Avrupa’da ilesinden alınan bir çocuk için de geri dönüş asla yoktur. Bu çocukların birçokları da maalesef ahlak düşmanı eşcinsellere altın tepside teslim ediliyor.”

Yeni Konya, Alaettin Ekizer: “Eşcinsel sapkınlığını teşvik ettiler ve eşcinsel tercihleri koruma altına aldılar”

Yeni Konya gazetesinden Alaettin Ekizer, Şubat ayının ilk haftasında olduğu gibi eşcinsellik eksik kalmasın arada saydır gitsin yaklaşımını, Mart ayının ikinci haftasından “Can Çekişen İnsanlık” başlıklı “köşe” yazısı ile sürdürüyor.

“AB kriterlerine uyma adına bize İstanbul Sözleşmesi'ni dayattılar.” nakaratını tekrarla, dezenforme et arkasından cinsiyetçi ve homofobik nefret kendiliğinden saçılır: “Kadına, -delil istenmeden-, bir şikâyeti ile kocasını sokağa atma imkânı verdiler. Eski Yunan, Yahudi Esenni, Saduki ve Lut kavimlerinin eşcinsel sapkınlığını teşvik ettiler ve eşcinsel tercihleri koruma altına aldılar.”

Türkgün “köşe” yazarı, “nefret kokteyli”ne “LGBT”yi katmadan edemiyor!

Türkgün “köşe” yazarı Mustafa Önder, Mart’ın ilk haftasından olduğu gibi gene kaleminden nefret damlatıyor, cılkı çıkmış “nefret kokteyli”ne “LGBT”yi de katıp sallamaya devam ediyor: “İhtirası onu getire getire, Kürtçü-bölücü-kripto FETÖ’cü-LGBT’li-İngiliz şövalyeli-Ermeni sevicili-sosyalist dinci “zillet çukuru”na getirdi…”

Türkgün “köşe” yazarının “Neye ve kime deva?” başlıklı yazısında, “kim”den bahsettiğinin bir önemi bulunmuyor. Misal geçen hafta salladığı “nefret kokteyli” karışımı da şunlardan oluşuyordu: “Komünist artığı devrimci, demokrat, sosyalist, alevî sömürücüsü, Gezi soytarısı, LGBT sevicisi bir avuç kitle… İçimize çöreklenmiş ihanet yuvaları…”

Not: Bu haberde, alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: medya
Nefret