28/01/2020 | Yazar: Ali Erol

Türkiye, BM Evrensel Periyodik İnceleme’ye hazırladığı “Ulusal Rapor”da LGBTİ’leri sadece “hapse düşmüş hükümlüler” kısmında tanıyor!

Türkiye, Birleşmiş Milletler’de kendini savunacak! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Türkiye, Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İnceleme Mekanizması (EPİM) çerçevesinde yarın İsviçre’de üçüncü tur incelemesinden geçecek.

BM üye devletlerin 4,5 yılda bir insan haklarına dair yüküm ve taahhütlerini yerine getirip getirmediğine ilişkin inceleme sürecinde 2010 ve 2015’in ardından Türkiye’nin geçeceği üçüncü tur, BM İnsan Hakları Konseyi’nin bugün (28 Ocak) Cenevre’de yapacağı toplantıda gerçekleşecek. 

Türkiye Cumhuriyeti, doğrudan üye devletlerin birbirlerine yaptığı tavsiyeler üzerinden ilerleyen Evrensel Periyodik İnceleme öncesi “Ulusal Rapor” hazırladı.

Türkiye, 2010’daki ilk incelemede Cemil Çiçek ile temsil edilmiş, Çiçek, “LGBT’lere yönelik ayrımcılığın önlenmesinin anayasal güvence altında olduğunu” söylemişti. 

2015’teki ikinci incelemede ise dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “LGBT’lere (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) yönelik ayrımcı bir mevzuat olmadığını” söylemiş, “LGBT’lere yönelik özel bir düzenleme olmamasının haklarının yok sayıldığı anlamına gelmediğini” ifade etmişti.

Önceki turda, Türkiye’nin insan hakları durumuna ilişkin Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin tavsiyelerini Hükümet adına alan Bülent Arınç, “LGBT haklarına ilişkin, Anayasanın 90. maddesi uyarınca onaylanmış uluslararası anlaşmaların kanun hükmünde olduğunu” tekrar etmiş ve eklemişti: “Çekincesiz olarak taraf olduğumuz Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nde -İstanbul Sözleşmesi-, cinsel yönelim temelinde ayrımcılık yapılamayacağına ilişkin hükümler de yer almaktadır.”

Dışişleri Bakanlığı sayfasında yayımlanan “Ulusal Rapor”, “Türkiye’nin ikinci tur EPİM incelemesinden bu yana insan hakları alanında yaşanan gelişmeler ile ikinci tur EPİM incelemesi sırasında yöneltilen ve Türkiye’nin kabul ettiği tavsiyelere odaklandığı” notuyla paylaşıldı.

Türkiye’nin “Ulusal Rapor”unda, Kamu Denetçiliği Kurumu’ndan bahsediliyor, Kamu Denetçiliği Kurumu Başdenetçisi Şeref Malkoç ise İstanbul Sözleşmesi’ne karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olmakta beis görmüyor.

“Ulusal Rapor”, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’ndan (TİHEK) bahsediyor,

ayrımcılığın önlenmesi faaliyetlerini yürütmekle yükümlü TİHEK ise Pembe Hayat Derneği’nin, mal ve hizmetlere erişimde ayrımcılık yasağı kapsamındaki başvurusunu “cinsel kimlik ayrımcılık temeli sayılmıyor” gerekçesiyle kabul etmiyor. Yetinmiyor, düzenlediği aile sempozyumunda LGBTİ+’ları hedef alıyor, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa devam ediyor.

Dışişleri Bakanlığı’nın paylaştığı Evrensel Periyodik İnceleme “Ulusal Rapor”unda, önceki turlarda Çiçek ve Arınç tarafından tekrar edilen Anayasa’nın onuncu maddesi tekrar ediliyor. “Ayrımcılıkla Mücadele” kapsamında bahsedilen Türk Ceza Kanunu (TCK) ile İş Kanunu’nun cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden hareketle LGBTİ+’leri kapsamadığı, Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ise doğrudan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelinde LGBTİ+’lere yönelik ayrımcı uygulamalara müsaade ettiği biliniyor ve her sene AB İlerleme Raporları’nda tekrar diliyor. 

TCK’nın “nefret ve ayrımcılık” başlıklı 122. maddesinde de nefret suçunun cezalandırıldığını “vurgulamak gerekir” denilse de, söz konusu düzenlemenin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini kapsamadığı biliniyor.

Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İnceleme Mekanizması çerçevesinde geçeceği üçüncü tur incelemesi için hazırladığı “Ulusal Rapor”da LGBTİ’leri sadece “hapse düşmüş hükümlüler” kısmında anıyor!

“Adalet Bakanlığı LGBTİ bireylere karşı ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla “Değerlendirme, Müdahale Araçları ve Rehabilitasyon Programlarının Geliştirilmesi Projesi” kapsamında “LGBTİ Hükümlülere Yönelik Müdahale Programı”nı uygulamaya koymuştur. Müdahale Programına göre LGBTİ hükümlüler, yetkili uzmanlardan psikiyatri desteği, psikolojik ve sosyal destek hizmeti almaktadır.”

“Barışçıl Toplantı ve Örgütlenme Hakkı” kısmında ise bildik tekrar ile anayasal güvence ve demokratik haktan bahsedilse de yasaklar sürüyor.

İçişleri Bakanlığı ise LGBTİ+’ların temel vatandaşlık haklarını gözetmek bir yana, hedef göstermeye ve ayrımcılığa devam ediyor. 

2010’da ve 2015'de az sayıda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği tavsiyesi kabul edilmişti!

Türkiye, 2010’daki incelemesinde Kanada, Norveç ve Hollanda’nın cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa karşı koruma sağlanması yönündeki tavsiyelerini kabul etmiş ancak tavsiyelere ilişkin herhangi bir adım atmamıştı.

Arınç, “LGBT’lerin hakları yok değil” demiş, İstanbul Sözleşmesi’nin cinsel yönelimi kapsadığını söylemişti!

Türkiye, BM Evrensel Periyodik İncelemesi’nde ‘insan haklarına bağlı yükümlülüklerini uygularken LGBT’leri de içerecek şekilde sivil toplumun sürece dahil edilmesini sağlayacağını belirtmiş ama sonrasında LGBTİ+ derneklerini hazırlık süreçlerine davet etmedi.

Cenevre’de doğru söyleyip Ankara’da şaşan Bülent Arınç, 2011 senesinde katıldığı bir televizyon programında, internet yasağına tepki gösterenlere “pornocu” demiş, Kaos GL’nin adını ağzına “affedersiniz” diyerek almıştı.

Birleşmiş Milletler’e Türkiye’de LGBTİ’lere ayrımcılık yapılmadığını iddia eden Bülent Arınç, homofobik açıklamalarına devam etmiş, LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne ilişkin, farklı cinsel yönelimlerin toplumun inanç, gelenek, örf ve adetlerinde hoşlanılan işler olmadığını öne sürmüş, “Birileri bunu onur haline getiriyor.” demekte beis görmemişti.

 

 


Etiketler: insan hakları
Nefret