26/02/2020 | Yazar: Ali Erol

Şubat’ın üçüncü haftasının homofobik nefret “köşe”leri Yeni Asya, Akit ve Millî Gazete yazarlarından…

“LGBT bir aile hekiminizin olacağından ya da LGBT bir hakimin önüne çıkacağınızdan emin olabilirsiniz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz. 

Şubat ayının üçüncü haftasından cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini Yeni Asya, Akit ve Millî Gazete yazarlarından seçtik…

“Erdoğan 'Gözden geçireceğiz' demişti: Ak Parti milletvekili İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıktı”

İstanbul Sözleşmesi, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden telaffuzuyla siyasette ve gazete “köşe”lerindeki gündemini korumaya devam ediyor. 

Cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik yayın organlarından Akit, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden gözden geçirmemiz gerek. Onunla ilgili bir çalışma yaptırıyoruz” sözlerini, “İstanbul Sözleşmesi’ne dair sevindiren gelişme! Erdoğan duyurdu” manşetiyle verdi. 

2012 yılında ilk olarak Türkiye tarafından imzalanan ve 1 Ağustos 2014’ten beri yürürlükte olan, kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi muhafazakâr medyanın “köşe”lerini doldurmaya devam ediyor.

Kadınlar ve LGBTİ+’lar, imzacı devletlere “kadına karşı şiddeti önleme, şiddetten koruma, şiddet eylemlerini kovuşturma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma” yükümlülüğü getiren “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ne rağmen karalamaya ve cinsiyetçi nefret söylemlerine maruz kalmaktan kurtulamıyorlar.

İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) Başdenetçisi de ortak olmaktan geri kalmıyor.

 Avrupa Parlamentosu ise “bazı ülkelerde sözleşme hakkında yanlış bilgi yayarak yürütülen kampanyaları” kınıyor.

Akit’in “sevindiren gelişme” diye verdiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden gözden geçireceğiz” açıklamasının ardından AKP’li kadın vekillerin tepkisini, İslami Analiz sitesi, “Erdoğan 'Gözden geçireceğiz' demişti: Ak Parti milletvekili İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıktı” başlığıyla aktardı. Tabii bekleneceği gibi, İslami Analiz, geçerken araya, “LGBT gibi ahlaksız fiilleri güvence altına alan İstanbul Sözleşmesi” parçası atmayı da ihmal etmedi.

“Görünen o ki dışarda yürütülen kampanyayla birlikte bazıları hariç erkek yönetici ve vekillerimiz de özel bir gayret içinde”

“İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan AKP’li kadın vekiller”den, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Canan Kalsın ise gelişme üzerine, “İstanbul Sözleşmesi’nde sıkıntı yok, sorun uygulamada” açıklaması yaptı.

Cumhuriyet gazetesi “AKP’de ‘İstanbul’ isyanı” başlıklı haberinde, AKP’li bir kadın yöneticinin, “İstanbul Sözleşmesi’nde sıkıntı yok, sorun yasaların uygulamasından kaynaklanıyor. Sözleşmeyi eleştirenler istiyorlar ki kadın hiçbir varlık göstermesin, dövülsünler, sövülsünler” tepkisini aktardı.

“İslamcı kesimlerin eşcinselliği teşvik ettiği, aile yapısını bozduğu, boşanmaları artırdığı gerekçesiyle eleştirdikleri İstanbul Sözleşmesi ve sözleşmeye dayalı olarak çıkarılan kadına şiddetin önlenmesine ilişkin 6284 sayılı yasa” tarifli Cumhuriyet haberinde, bahsi geçen “AKP’li kadın yönetici”nin ifadeleri devam ediyor: “Kadın vekillerimizin bu konudaki kanaati belli. Daha önce de yine erkek yöneticiler bu konuya gündeme getirmiş ve Cumhurbaşkanı’yla görüşmemiz sonucunda bir anlayış birliğine varmıştık. Ancak görünen o ki dışarda yürütülen kampanyayla birlikte bazıları hariç erkek yönetici ve vekillerimiz de özel bir gayret içinde ve Cumhurbaşkanı’na yanlış bilgi veriyor.”

“Yıl 2020, bunun neyini tartışıyoruz”

Duvar gazetesi ise, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Canan Kalsın’ın İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili “İstanbul Sözleşmesi: Yıl 2020, neyi tartışıyoruz” sözlerini haber başlığına çıkardı.

“Birkaç maddenin bağlamından kopartılarak anlatılmasının yanlış ve hesaplı olduğunu düşünüyorum” tepkisi gösteren KEFEK Başkanı Kalsın, “Yıl 2020, bunun neyini tartışıyoruz” diyor ve devam ediyor:

“2011’de Türkiye çekincesiz kabul etti. 2014’te yürürlüğe girdi. Yıl 2020, bunun neyini tartışıyoruz. Bununla ilgili alt komisyonlar kurulmuş, çalışmalar yapılmış. Bu sadece hedef şaşırtmak. Diyorlar ki bir aileye polis gelirse o aile, aile olur mu? Niye polis geldi o aileye. Gelmeseydi. Orada bir şiddet olduğuna göre polis geldi. Bakıyorsunuz bir tarafta polisin müdahalesini görüyorsunuz, diğer tarafta 200 kere şikayet etmiş, hiçbir önlem alınmamış, kadın cinayete kurban gitmiş. Hangisi doğru.”

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Canan Kalsın, Temmuz 2019’da gene aynı tartışmalar yaşanırken, “Eşcinselliği özendirici madde yok. Sadece bir referans var; o da toplumda devletin her kesime yönelik şiddeti önleme yükümlülüğünü hatırlatıyor o kadar.” açıklaması ile tepki göstermişti “algı operasyonu” dediği kampanyaya karşı.

Muhafazakârın sivili: “Türedi/sapkın kimlikler ve ilişki biçimleri doğallaştırılarak…”

Kendilerine “sivil toplum kuruluşu” diyen yasakçı, inkarcı, cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi üretmek ve yaymakla meşgul “Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı”, “İHH”, “İnsan ve Medeniyet Hareketi”, “İstikamet Vakfı”, “Medeniyet İlim Kültür Eğitim ve Dayanışma Vakfı” ile “Umran Kültür ve Dayanışma Hareketi” ortaklığında yapılan açıklama, Millî Gazete tarafından, “STK'lardan ortak bildiri: İstanbul Sözleşmesi feshedilsin!” başlığı ile yayımlandı.

Millî Gazete’nin “İstanbul Sözleşmesi sebebiyle duyulan rahatsızlık” sıfatıyla servis edilen “İstanbul Sözleşmesi feshedilmelidir, toplumsal cinsiyet eşitliği projesi iptal edilmelidir.” Bildirisinden açılış: “…aile yapısı ile kadın-erkek kimlik ve ilişki biçimlerinin altı oyulmuş, türedi/sapkın kimlikler ve ilişki biçimleri doğallaştırılarak neslin ve ırzın ifsat edilmeye çalışıldığı göz ardı edilmiştir.”

Homofobik nefret olmadan cinsiyetçi nefret eksik kalır: “Sözleşmenin 4. maddesinde yer alan “cinsel yönelim” ve “cinsel kimlik” kavramsallaştırmaları ile her türlü cinsel sapkınlık normalleştirilmeye ve yasal koruma altına alınmaya çalışılmaktadır.”

Yeni Asya, Mehmet Çetin: “Meğer İstanbul Sözleşmesi ismi gibi hemen her kelimesine varıncaya kadar yerli ve millî imiş(!)”

İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik cinsiyetçi, homofobik ve transfobik nefret nakaratlarını sürdüren Yeni Asya “köşe” yazarlarından Mehmet Çetin, “İstanbul Sözleşmesini kim hazırladı?” diye sormaya devam ediyor.

“Köşe” yazarı Mehmet Çetin önceki nakaratlarında, “eş ile partner birbirine eş olamaz” buyurmuştu.

Yeni Asya “köşe” yazarı Mehmet Çetin’den “İstanbul Sözleşmesi” ile ilgili iki nakarat daha hatırlayalım: “Tarihimizde gayr-i ahlâkî ve cinsel sapkınların bulunabileceği gerçeği inkâr edilememekle beraber bunların varlığı da kendilerine meşruiyet tanımaz elbette.” “Fıtrî cinsiyet yerine her nev’i sapıklığa “cinsel yönelim” adı altında ayrıcalıklı koruma altına alındı.” 

Akit, Sefa Saygılı: “Hukukun temel ilkelerine geri dönüleceğini temenni ediyoruz”

İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik dezenformasyon korosunun cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratçılarından bir diğer isim ise Akit “köşe” yazarlarından Sefa Saygılı: “İstanbul Sözleşmesi fesih edilmeli ve uzantısı 6284 Sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmalıdır”

Akit’in “sevindiren gelişme” diye verdiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden gözden geçireceğiz” açıklamasına “köşe” yazarı, “Sayın Cumhurbaşkanımız beyanatıyla yüreklerimize su serpmiştir.” diye “sevindiğini” belli ediyor ve ekliyor: “Feminist politika ve anlayışlardan vazgeçilerek kadim medeniyetimize, inanç değerlerimize ve hukukun temel ilkelerine geri dönüleceğini ümit ve temenni ediyoruz.”

Akit’in “psikiyatrist-yazar”ı, cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarının yankılarından pek memnun, “Mesele “KADIN HAKLARI” değil, sen hâlâ anlamadın mı?” yazılarını da hatırlayalım.

Millî Gazete, Mücahit Gültekin: “LGBT bir aile hekiminizin olacağından ya da LGBT bir hakimin önüne çıkacağınızdan emin olabilirsiniz”

“O meşhur çıkış: “Eşcinselliğin bir hastalık olduğuna inanıyorum” aktarımıyla bir vakitlerin Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ı yad ederken “Sözleşme’nin 4. maddesi LGBT haklarını güvence altına alıyor… imzalamak yanlıştı” diye yakınan Millî Gazete “köşe” yazarı Mücahit Gültekin, “Uluslararası hukuk, İstanbul Sözleşmesi ve meşruiyetimiz” başlıklı yazısında hep aynı nakarata devam ediyor.

Siverek'in Bozlak köyü imamının karısı ile çocuğunun hiv ile enfekte olmasının üstünden 10 yıllar geçmemiş gibi, ırkçı ve homofobik nefretle eşcinsellere karşı gözleri kararınca heteroseksüel okur ve takipçilerini de yanlış bilgilendiren ve güvenli cinsellikten alıkoyan akademisyen “köşe” yazarı, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik dezenformasyona da devam ediyor.

Millî Gazete yazarı, “köşe” yazısının başlığındaki “hukuk”u bir yana bırakmakta, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni tanımayıp doğrudan LGBTİ+ toplumunun onur yürüyüşlerine yönelik saldırmakta beis görmüyor.

Aynı zamanda, kendisini “Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi” olarak tanıtan Millî Gazete “köşe” yazarı, en temel anayasal vatandaşlık haklarını LGBTİ+’lar için tanımadığını beyan ediyor: “Örneğin çok uzak olmayan bir gelecekte çocuklarınızın gay, lezbiyen ya da transseksüel öğretmenleri olacağından; LGBT bir aile hekiminizin olacağından ya da LGBT bir hakimin önüne çıkacağınızdan emin olabilirsiniz.”

“Öğretim üyesi” ve Millî Gazete “köşe” yazarının “örnekler çoğaltılabilir” dediğinin LGBTİ+’ların anayasal vatandaşlık kapsamında güvencede olması gereken hakları olduğunu hatırlayalım: “Yaşam hakkı”, “Sağlık hakkı”, “Eğitim hakkı”, “Çalışma hakkı”, “Mal ve hizmete erişimde ayrımcılık yasağı” ve “İfade özgürlüğü”

Hak hukuk tanımazlıkta hızını alamayan “akademisyen” ve “köşe” yazarı, LGBTİ+ toplumunu ve kurumlarını kriminalize eden karalamalarına devam ederken doğrudan isim vererek Kaos GL Derneği’ni hedef göstermekte sakınca görmüyor.

Millî Gazete “köşe” yazarının cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemini bile isteye ürettiği ve yaydığı anlaşılıyor: "Burada önemli bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Diğer uluslararası belgeler daha dolaylı yönden LGBT’leri desteklerken İstanbul Sözleşmesi ilk defa “cinsel yönelim” ve “toplumsal cinsiyet kimliği” ifadelerine yer vererek LGBT propagandanın yasallığını tanımıştır. İstanbul Sözleşmesi’nin Anayasa’nın 90. maddesi gereği, yürürlüğe girdikten sonra hem iç kanunun hem de Anayasa’nın üstünde bir statüye kavuştuğunu tekrar hatırlatmakta fayda var. Dolayısıyla LGBT yapılar uluslararası hukuk aracılığıyla ulusal mevzuatın üstünde bir hukuki statüye kavuşmuş oluyor."

Not: Bu haberde, alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: medya
Nefret